İsmet Özel’in Türklük Düşüncesi Nedir?

2

istiklal yuruyusu

 

 “İsmet Özel’de Türklük Kavramı” dosyamızın son yazısını Mücahit Emin Türk

yazdı.

‘Benim anam babam Türk, ben de Türküm.’ diye bir şey yok.

***

Türk şiirinde farklı eğilimlerin üzerinde anlaştığı nadir isimlerden olan İsmet Özel, şair kimliğinin dışında düşünen, üreten bir münevver kimliğiyle tartışmalara neden olan sözler söylemeye devam ediyor. Son yıllarda verdiği röportajlarda, yazdığı yazılarda ve yaptığı konuşmalarda özellikle “Türk, Türklük, Milliyetçilik” vb. kavramlara yeni açılımlar getiren İsmet Özel, dinlenmiyormuş gibi davranılan, ancak en çok dinlenen isimlerin başında geliyor.

Ne kadar görmezden gelinmeye çalışılsa da, açıklamalarıyla ülke gündemine oturan Özel’in ne dediği Türkiye’deki birçok kesim tarafından yakından takip ediliyor. Geçtiğimiz günlerde de konuk olduğu bir tv programına Aytunç Altındal ile katılmış ve yine ezber bozan açıklamalar yapmıştı.

Genel olarak duymaya alıştığımız hatta kanıksadığımız tanımlamaları kendisinden duymadığımız İsmet Özel, Türk tanımını yaparken meseleye çok daha farklı bir açıdan da bakılabileceğini gösteriyor bizlere.

“Türklük bilinci ırkî bir şey değil, kültürel bir şey değil, tarihi bir rolün kavranılmasıyla oluşan bir şey.” (sy, 216)

“Türklükten bahsettiğim zaman bunun bir soy sop meselesi olmadığını ve Türkiye’nin geleceği meselesi olduğunu anlayan insanların kendi aralarında konuşabilecekleri bir şey olduğunu söylüyorum.” (sy, 477)

Bugüne kadar Türk kavramıyla ilgili tüm zihni birikimlerinizi alt üst edecek açıklamalar yapıyor ama bunu sadece ezber bozmak ya da farklı olmak, farklı bir şeyler söylemek adına yapmıyor. Söylediği cümlelerin altını hem dikey, hem de yatay anlamda dolduruyor. Ancak biz bunları ilk kez duyuyorsak ve resmi ideolojinin tanımlarının yanlış olma ihtimali üzerinde de hiç düşünmemişsek… İşte arıza o zaman ortaya çıkıyor. Adeta İsmet Özel, zihnimizin içine dinamitleri atıyor ve keyifle bunların patlamasını seyrediyor.

“İslam’ın yaşanan çağda ve yerde nasıl şerefle temsil edilebileceğini benimseyen insana Türklük bilincine sahip insan diyoruz. Hiç kimse Türk doğmaz. Çünkü böyle bir millet nakil olarak yok. Yani Türk milleti diye bir millet, ancak o tarihi rolle beraber tanına bilen bir millet. ‘Benim anam babam Türk, ben de Türküm.’ diye bir şey yok.” (sy, 216)

İsmet Özel’i okuyor ya da dinliyorsanız öncelikli olarak bahsettiğimiz bu özellikleri bilmeniz gerekiyor. Özel, Türk derken her şeyin sınırını İslam ve nakil geleneğine dayalı bilgiyle yapıyor. Eğer İsmet Özel okumalarınızda İslam ve Ehl-i Sünnet duruşunuz ve tanımlamalarınız eksikse onu anlamanız da gayet zor bir durum olarak karşınıza çıkar. Genel olarak Türklerin ortaya çıkışını Orta Asya ve ya başka yerlere dayandırıyorsanız, Türklerin kâfirler karşısındaki tavrını tam olarak netleştirmediyseniz, ikinci bir şok dalgası sizi bekliyor demektir.

“Yani Türklük gayr-i müslim dünyanın geri adım atması, gayr-i müslim dünyanın etkinlikten mahrum bırakılması suretiyle ortaya çıkmıştır. Timur Türk müdür, değil midir? Kesinlikle hayır! Timur Türklük muarızı bir zattır. En azından mutezile olması sebebiyle Türk’e muarızıdır.” (sy, 217)

684

Bu kısa süreli şoklardan sonra Özel’in Türk tanımını duymak sizin için ikinci bir etki dalgası yapacaktır. Zira Özel, klasik olarak alıştığınız ve batı antropolojisi kaynaklı tanımlamalarda bulunmuyor. Meselenin köküne inerek fikir işçiliğine giriyor ve ortaya bir ürün çıkarıyor. İşte Özel’in en çok tartışılan Türklük tanımına birkaç örnek:

“Ben, ‘Kâfirle çatışmayı göze alan Müslüman’a Türk denir.’ diyorum. (…) İsterseniz 1071 ile başlatın, isterseniz biraz önce biraz sonra, ama o civarda, XI. yüzyılda Türklük başladı. Daha önce Türkmenlik vardı, Tatarlık vardı, Kırgızlık vardı, Özbeklik vardı, Azerilik vardı ama Türklük bu toprakların İslamlaşmasıyla başlamıştır. Bu toprakların dâru’l-İslâm haline gelmesiyle Türklük başlamıştır. Türklüğün bir kanadı, ‘Kâfirin sözünü tutmamak, kâfirin tavsiyesini reddetmek şeklinde oluşur.’ Birinci kanaat budur. Türklüğün diğer kanadı da, ‘Kâfire söz dinletmek, kâfire söz tutturmak.’ demektir. Yani bu iki kanadı taktığı zaman Türkler uçar.” (sy, 276)

“Türk, gâvurun-kâfirin sözünü dinlemez, gâvura-kâfire söz geçirir. Bu ikisi varsa Türklük vardır.” (sy, 277)

“Yani Türklüğümüzün bir fiziki istinadı yok. Türklüğümüz her hangi bir maddî vakıaya dayanmıyor. Ana babamız Türk olduğu için biz Türk değiliz. Soyumuzdan geldiği için Türklüğümüz vukû bulmuş değil.” (sy, 292)    

Türklüğü ırka ve kültüre dayandırmayan, bu tarz görüşleri şiddetle reddeden İsmet Özel, meseleyi tarihî bir rol olarak görüyor. Doğal olarak bu rolü kazanınca Türk oluyorsunuz, kaybedince de Türklükten çıkıyorsunuz. Yine tekrar etmekte fayda var, batı metodolojisiyle düşündüğünüzde ulaştığınız tanımlamalara göre “Türk olarak doğar ve ölürsünüz!” ve bir kez Türk olmuşsanız bir daha bunu değiştiremezsiniz. Ancak Özel meseleye böyle yaklaşmıyor ve ezber bozacak tarzda bir tespitle meseleyi kendisi açısından noktalıyor:

“Türklüğümüz neye dayanıyor? Sadece ve sadece tarihi bir role dayanıyor. Dünyada İslam’ın kılıcı olma tercihi dolayısıyla milli vasıf kazanan bir tek topluluk var. Onlarda Türkler. Ve onlarda Türklüklerini bu vasıflarını kaybettikleri zaman kaybediyorlar. Ve birisi böyle bir vasfa kavuştuğu zaman da Türk oluyor. O manada insanın Malezyalı ya da Paraguaylı olması Türk olmasına mâni değil.” (sy, 293)

“Türklük bir nesep meselesi değildir, kültür meselesi de değildir. Türklük tarihî bir roldür. Osmanlıların bu tarihi role sahip çıkmış olanları Türk, bu tarihî role bigâne kalanları gayr-ı Türk, yani onlara Osmanlı diyoruz.” (sy, 343)

Bu ifadelerle tanımladığı Türk anlayışı içindeki insanın din algısını da değerlendiren Özel, onların Allah’a kul olmayı seçen ve bunu din olarak bilen bir insan olduklarını söyler. Türkler din dendiğinde sadece Allah’a kulluğu anlarlar. Son tahlilde de, böyle düşünen bir adama siz “kâfir” derseniz size karşı çıkar ve bu sıfatı kabul etmediği gibi sahibine iade eder. İsmet Özel’in bu konudaki duruşunu yine kendi cümleleri ile verelim ki belki bu vesileyle konuyu daha iyi açıklamış oluruz; böylece eksik ve gölgede bir nokta da bırakmamış oluruz:

“Türk dediğin zaman, ‘Allah’a kul olmayı seçmiş insanın, Allah’a kul olmayı din olarak bilmesini’ anlarız.” (sy, 294)

“Türk olmayanların dinden anladıkları, insanın manevi boyutudur. Onlar insanın ‘manevi boyutuna’ din der. Türkler ise din dedikleri zaman bundan sadece ‘Allah’a kulluğu’ anlarlar.” (sy, 293)

“Eğer bir Mısırlıya, ‘Sen Müslüman değilsin!’ ya da ‘Sen kâfirsin!’ dediğin zaman tek düşündüğü şey karısı ve çocukları olur. Hâlbuki bir Türke, ‘Sen kâfirsin!’ desen ne yapar? ‘Sensin kâfir!’ der. Hiçbir zaman kabul etmez. Çocuktu, nikâhtı… böyle şeyleri bilmez. Aklı basmaz böyle şeylere. O, Allah’a kulluğun din olduğunu bildiği için başka bir şey bilmez. Kendini Müslüman olarak biliyorsa o, sen ona kâfir diyemezsin. Kâfir dedirtmez.” (sy, 295)

Kendisini Türk olarak adlandıran insanlara karşı “Türk olduğun nerenden belli?” sorusunu soran Özel, “Ben Türk değilim!” diye çırpınan şuursuz güruha da “Beter ol!” diyor.

“Biz satın alınabilen adama Türk demiyoruz, onun için ‘Ben de Türküm!’ diye birileri ortalıkta dolaşıyorsa onlar hem sahtekârlık yapıyorlar hem de Türklüğe büyük zarar veriyorlar. Mesela Türkçü diye bildiğimiz siyasî bir parti bile değil mi? Bunlar rahatlıkla gayr-i müslîm Türk olunabileceğini savunuyorlar. O zaman bu insanların Türlüğe faydası olduğunu düşünmek ancak aynı derecede ahlâksız insanların işi olabilir.” (sy, 340-341)

Bir kavim ya da etnik zümre olarak kabul etmediği Türklerin eski dini var mı yok mu tartışmalarını da eleştiren Özel, Türklerin eski dini olmadığını dile getiriyor.

“İnsanlar Türklerin eski dini, diye bir şey çıkarıyorlar. Türklerin eski dini diye bir şey yok. Türk diye bildiğimiz insanlar, bir kavim, bir etnik zümre değiller.” (sy, 433)

Türkçe üzerinde de düşüncelerini dile getiren Özel, Türkçe’nin iletişim için değil Türk olmak için doğduğunu söylüyor. Özel’e göre Türkler, bu dili itikadî pozisyonları dolayısıyla kabul ediyorlar.

“Türkçe, Kurân-ı Kerîm sebebiyle Arapça öğrenen insanların ifade-i meram için öğrendikleri bir dil. Türkçe, iletişim için değil, Türk olmak için doğmuş bir dil.” (sy, 411)

“Biz Türkçeyi sadece itikadî pozisyonumuz dolayısıyla benimsemiş insanlarız. Bunu üretmedik, icat etmedik, itikadî pozisyonumuz sebebiyle benimsedik.” (sy, 411)

“Çünkü dilimizdeki ay ve su kelimeleri Çincedir. Ana, ata, kedi kelimeleri Gotçadır. Siz böyle has Türkçe zannediyorsunuz. Yok öyle bir şey. Öyle Türk diye bir şey yok. Türk dediğin şey bilmediğimiz peygamberlerin risâletine uyan insanların aldığı isimdir. Unutulmuş.” (sy, 440)

iozelkonf07

Tüm bu ezber bozan, alışılmış tabuları yıkan açıklamalar bazı kesimlerde elbette ki tepki topluyor. Özellikle İsmet Özel’in komünist bir geçmişi olduğu, sonrasında ümmetçi bir çizgiye kaydığı son yıllarda da Türkçü bir yapıya büründüğü iddia edilerek, söylediklerinin üstü kapatılmaya çalışılıyor. Ancak Özel’in külliyatı dikkatle okunursa onun Türklük düşüncelerini son beş on senede değil 1980’lerin sonlarından beri söylediği ve yazdığı görülecektir. Yine Özel, dünden bugüne hiç çizgisini değiştirmediğini, dün savunduklarını bugünde savunduğunu söylüyor. Ancak o kadar farklı bir söylemi var ki anlama çabası yerine reddetme ve susturma çılgınlığına kapılanlar onun devamlı fikir değiştirdiğini söylüyorlar. Fakat İsmet Özel külliyatı okunduğunda doğruyu söyleyen taraf Özel’i eleştirenler değil, Özel’in fikirlerini kayıt altında tutan külliyatı. Yani İsmet Özel’dir. Bunlar bizim şahsi kanaatlerimiz tabiî. İsteyenler İsmet Özel’in eserlerine başvurarak meseleyi bizzat kaynağından okuyup öğrenebilirler.

Yazımızı da İsmet Özel’in yukarıdaki tüm alıntılarımızı yaptığımız kitabından son bir alıntıyla bitirelim:

“Yazıyı bırakırken de söyledim: Benden ne kadar gâvurluk sadır olduysa bir sahiplenen çıktı. Ama Türklüğüme bir müşteri bulamadım.” (sy, 451)

(Bir akşam Gezisi Değil, Bir İstiklal Yürüyüşü 1, İsmet Özel, TİYO Yayınları, Kasım 2012.)

 

İsmet Özel dosyasının diğer yazıları:

  1. “Modernizm Anti-Türk Bir Şeydir”
  2. Bir Frantz Fanon Cümlesinden İsmet Özel’e Çıkmak
  3. Türkiye’nin Geleceğini Nasıl Elde Tutabiliriz?
  4. İsmet Özel Şovenist midir?
  5. İsmet Özel Nerede? Onu Nasıl Anlıyoruz?
  6. İsmet Özel’in Türklük Düşüncesi Nedir?

 

 

 

 

 

 

2 Yorum

  1. Vera

    İsmet ÖZEL’in fikri düşüncesinde doğruluk payı olsada zamanlama hatası olduğu aşikardır. Sağlıklı düşünülemeyen ve hassas bir durum arz eden son 30 yıllık yakın tarihte (belkide Cumhuriyet ilanından bu yana), ortada dönen Milliyetçilik anlayışından, Türk-İslam sentezi çıkarmaya çalışmak mevcut sorunu dallanıp budaklandırmaktan başka bir işe yaramaz! İsmet ÖZEL’i severiz, ama daha zamanı var söylediklerini konuşmanın. Ha belirtmeden durulmaz, İsmet ÖZEL’in savunduğu fikir üst perdedir ve bunları anlamak entellektüel refleks gerektirir. Özellikle son 20 yılda insanımızda ki meşru kılınmış cahilleşme göz önüne alnırsa sorunun büyüklüğü anlaşılır.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


dokuz − 4 =