Racon

Edebifikir; ‘insan ülkesinde’ otağ kuran göçebe bir yolcudur. Fikir, aksiyon ve eylem platformu olarak henüz söylenmemiş sözlerin varlığına inanır. Gerektiğinde yumruklarını ve gözyaşlarını bir tohum gibi sokaklara bırakır.

Dünyada yer işgal etmenin bedeli vardır. Edebifikir, bunu duyurmanın yükümlülüğünü hisseden bir sitedir. Burası sadece birtakım metinleri okumak için var değildir. Kalplerde ve zihinlerde olanı gözlerde ve bileklerde gösterme çabasındadır. Edebifikir, fikri hareketle mezcetme davasında olan bir yapıyı barındırır. Dolayısı ile bu siteyi takip edenler, okuduklarından sorumludur. Her türlü zorlayıcı kurumlara ve toplumsal temelli hiyerarşilere karşı olmak, bu sitenin ruhunda vardır.

Edebifikir;

Kalemin hakkını kelime ile öderken, yazdıklarının zekâtını simit alarak kuşlara öder.

Üç – beş dergide yazısı çıkıp, birkaç televizyon programına katılımcı oldu diye, kendini üstat sanan amele yazar-şair(!) tayfasına her hâlükârda haddini bildirir.

Faturalı hat kullanan ve faturaları otomatik olarak ödenen kimselere iyi gözle bakmaz.

Nbr, nsl, bye, slm ve benzeri kısaltmalarla hayatı kısalttığını sananlara acır. Türkçeyi sever.

Lüks restaurantlarda iftar vermez. Çay ve simidi yeterli görür.

Sanallığı sevmez, bilgisayar ekranında bulunmayı geçici görür. Bilgisayar ekranı yerine kâğıdı, kâğıt yerine dünyanın bütün çay ocaklarını yeğler.

Televizyonda çıkan bir dizi sebebiyle tarih kitabı yazıp bundan para kazanmaktan korkar ve bundan Allah’a sığınır. Televizyon kelimesinin unutulacağı günleri özler, racondan böyle nevzuhur kelimeleri çıkarmak için sabırsızlanır.

Vampirli, acayip katkılı resimlerle donatılmış hormonlu kitapları yakmak için fırsat kollar. Nevzuhur kahve içme mekânlarına ve şeddadî alışveriş tapınaklarına ayak alıştıranlara iyi gözle bakmaz.

Kendi ile sorunları olanı önce bir güzel pataklar, sonra yol gösterir.

Bizden yanadır. Ben diyen kişinin uslanmaz, dikiş tutmaz olduğunu bilir. Ben diyenin ağzının ortasına okkalı bir söz yerleştirmeyi amaç eder.

Hafta sonları merdiven silmeye giderek maddi ihtiyaçlarını karşılar.

Yemeğin en güzel tarafını en son yer ve çayını üç şekerli içer.

Son parasını yolda gördüğü gariplere verenleri çok sever.

Hüznün dumanını görmek için ayrıca mum yakıp seyre dalmaz.  Hüznü zaten kaderiyle tescillidir.

Yunus Emre’yi ve Karacaoğlan’ı sever.

Ve Edebifikir sitesine Nişantaşı ve Moda’dan girilmez. Tel Aviv’den hiç girilmez.

Racon budur.

 

[email protected]