Yaşama Alışkanlığını Unutmak | Edebifikir.com | Eylem bir kız ismi değildir
Yaşama Alışkanlığını Unutmak
kategori : Deneme | yazar : Sulhi Ceylan | tarih : 2011-11-23 | okunma : 712 | yorum : 3  


Kördüğüm

Hiç anlamadım, yalnızlığa nasıl hazırlanır insan? Beraberken, hep buna hazırlamaya çalışmıştın beni. Ama yalnızlık öğrenilmiyordu, hiç bilmedin. Günlerim çıkarma işlemi şimdi. Yabanıl ve yırtıcı kayalıklardan düşer gibi yaşıyorum her gün. Yaşama alışkanlığımı unutalı çok oldu. Hayat kendi kendine düğüm atarmış, bunu da öğrendim. Kördüğümüm.

Dinlemek istiyor musun? O halde söyleyeyim. Bazı hikâyeler öldürücüdür. Kan görmeden bitmezler.

 

Mesafe

Yeryüzünde insandan başka bedeniyle uyuşamayan bir canlı yokmuş, senden sonra anladım. Hâlbuki seni görünce şiirler kıvranmaya başlardı içimde. Her sessizliğine ayrı bir şiir düşerdim. Sessizlik beyaz gibi kanıma işlerdi. Sonbahar elçisi, samuray kılıcı gibiydin. Hep başımı vücudumdan ayırmanı bekledim. Keşfedilmeyi bekleyen kalbim, çalınan rüyalarım ve eski yaramla baş başa bıraktın beni. Bir sözünü hala unutmadım; “Mesafeler aşkı diri tutar.” Dipdiriyim bir bilsen.

 

Ağır Aksak

İnsan acısıyla beslenen kentlerde yaşadım. Ölümün sayıya haps edildiği, rutinin tek anlam olduğu kentler. Anlam ki buruş buruş. Hâlbuki ölüm kusar yabancılara kent. Otel odalarında bırakılmaya çalışılan yalnızlık, kızağa çekilmiş kayıklar kadar hüzünlüdür. Çekingen adımlarım ve yıllardır makasla tanışmamış saçlarımı sen büyüttün. Ve sen büyüttün ağarmış sakallarımı. Artık hayat, kurumaya yüz tutmuş bir nehir ki akar ağır aksak damarlarımda.

 

Zafer Yorgunu

Ne acı, sana olan imkânsızlığımı kimsenin bilmemesi. Kalbime giren truva atı gibiydin. Fethinden sonra boşluğun çıldırtan sessizliği ve yoğun mutsuzlukla baş başa bıraktın.

Şimdi kendi zaferlerinin ağırlığıyla yolunu şaşırmış ve zafer yorgunu bir trajedi kahramanısın. Arkana hiç bakamadın çünkü leşlerin kan içindeydi. Ama kan aşkı bozmaz, düşünmedin.

 

Yüzsüz

Yüzünü satan kaybeder hayatını, hatıralarını yitirir birer birer. Tutunamaz kendine ve kentine. Yüzünü satan bilir sattığının kendisi olduğunu. Hâlbuki insan, duymak istediklerini söyletir. Söyletmekle de kalmaz tecrübe edinir zamanla. Hayat hep bir kaybetmedir yüzünü satanlara. Yüzüm yüzünle gitti, beni terk ettiğinde. Tutunamadım bedenime, yıllarım saçlarına dolandı. Saçlarımı keser gibi kestin yıllarımı.

 

Ölüm

Yaşam ölümü inşâ eder usulca ve göstere göstere. Zira yaşamak ölüme doğmaktır. Çünkü insan ölüme doğru varlıktır ve ölüm ise mutlak başkadır. Öncelikle, ıstırapta duyurur ölüm kendini. Her halükarda Ben’i ele geçirir. Her ne kadar ölüm bilindik gözükse de kapkaranlıktır aslında. Bilindik durması, koskocaman dipsizliğine dip nottur sadece. Her adımım bu dipsizliğe yolculuktu seninle. Biliyordun ama bilmezden geldin. Ânın zevki senin için her şeyden önemliydi. Ânı yaşadın. Senin haz için yaşadığın anlar benim hayatıma denk geliyordu. Hayatım ânın oldu. Umursamadın.

 

Karakalem

Her zaferimi bir yenilgiyle ödedim. Kargaşadan düzen, anlamsızlıktan anlam devşirdim. Gördüğümü değil, düşlediğimi çizdim bir ömür. Bir ömür seni çizdim. Saçlarımı saçlarına bağladım. Yıllarımı ellerine. Yol durakla bilinir derdin sürekli. Anladım ki hayat geciktirmekle hissedilir.

Ellerimi koyacak yer bulamıyorum şimdi.

Sen neden yoksun?
 
 

Edebifikir

ömer ertürk - 2011-11-24 00:03:00
en kısa zamanda
mesela sabah ezanında
bu yazının en kanlı satırında
aşka müteakip
cenazem kaldırıla.
Tinsel Devinim Terminali - 2011-11-24 08:56:41
biraz alışabilseydik, belki unutmayı da denerdik.
mücahit kesgün - 2011-11-25 13:56:04
yaşamdan uzaklaştıkça manzara netleşiyor sanırım. anlamak mı gerek yoksa yaşamak mı..