Yirmilik Dişim | Edebifikir.com | Eylem bir kız ismi değildir
Yirmilik Dişim
kategori : Deneme | yazar : Aydoğan K | tarih : 2011-12-24 | okunma : 661 | yorum : 4  

 

Aydoğan K, oldukça duygusal bir yazıyla karşınızda. Siz de okuduktan sonra anlayacaksınız ki, Aydoğan K’nın yirmilik dişi, sadece bir diş değil. Ona bir diş demek, belki de hakaret olabilir. Bir insanda bulamadığı huzuru, kendi dişinde bulan bir dervişin hikâyesi…
 
 

Bugün, benim için önemli bir gün. Bundan tam 8 yıl 5 ay 13 gün önce, yirmilik dişimle yollarımız ayrıldı. Oysa onu ilk gördüğümde ne kadar sevinmiştim. ‘‘Hep seni bekliyordum’’ deyip, serçe parmağımla ona sarılmış, gözyaşlarına boğulmuştum. Aynanın karşısına geçer, sürekli dertleşirdik. Birbirimize hayallerimizden bahseder, geleceğe umutla bakardık. O azı dişi olmak istiyordu: ‘‘Büyüyünce buranın en güzel azısı olacağım’’ derdi. Ben de onu yüreklendirir, destek olurdum. Diğer dişlere karşı onu korurdum. Sadece onu itina ile fırçalar, diğerlerinin üstünden ise hafifçe geçerdim. O, çikolatayı sevmezdi, o yüzden çikolata yemeyi bırakmıştım. Günler geçiyor, aylar ayları kovalıyor, gürbüz bir diş olmaya başlıyordu. Oysa onu içten içe kemiren, doğuştan gelen hastalığından henüz habersizdik.

Bir gece canının çok yandığını söyledi. Endişelenmiştim, onu hemen hastaneye götürmek istedim. Dişçilerden korkuyordu, ‘‘sabaha bir şeyim kalmaz, biraz uyursam geçer’’ dedi. Ben de ısrar etmedim. Şu an ne kadar büyük bir hata yaptığımı anlıyorum. Onu dinlememeliydim.

Aradan 2 ay geçmemişti ki rengi solmaya başladı. Hemen diş macunumu değiştirdim ve onu daha özenle fırçalamaya başladım. Ama durumunda bir değişiklik olmadı. Dişçiye gitmek için ısrar ettim günlerce ama o ‘‘henüz zayıfım, tam güçlenemedim, ondan bu acılar, geçer’’ dedi.

Ve bir gece… Artık bu ağrıya dayanamayacağını söyleyip, onu dişçiye götürmemi istedi. Korkmuştum. Elim ayağıma dolaşmıştı. Evden nasıl çıktığımı hatırlamıyorum. Dişçi koltuğuna korkarak oturdum. Bir yandan ona teselli veriyor, iyileşeceğini, yine eskisi gibi mutlu günlerimiz olacağını söylüyordum. Bir yandan da korkuyordum.

‘‘Çekmemiz gerek.’’ Dişçinin ağzından dökülen bu cümleyi duyduğumda, beynimden vurulmuşa döndüm. ‘‘Haayıııırrr’’ diye bağırdım. ‘‘Eğer çekmezsek, daha çok acı çekecek’’ diye karşılık verdi.

Bunu ona nasıl söyleyeceğimi bilmiyordum. Buna dayanamazdı. Hiçbir şeyden haberi olmadan, ansızın olmalıydı. Dişçiye, bizi birkaç dakika yalnız bırakmasını söyledim. Baş başa kaldığımızda, ‘‘Önemli bir şey yokmuş, sadece yandaki dişten kaynaklanan bir sorun seni de etkilemiş biraz. Şimdi bir iğne yapılacak sana ve güzel bir uykuya dalacaksın. O sırada dişçi sorunu çözecek ve yine eskisi gibi sağlıklı olacaksın.’’ dedim. Gülümsedi ve mutlu oldu. ‘‘Seni seviyorum ve hiç ayrılmayacağız’’ diye ekledim.

İğne yapıldı ve melekler gibi uykuya daldı. ‘‘Lütfen ona nazik davranın, o sıradan bir diş değil.’’ dedim dişçiye. ‘‘Hiç merak etmeyin, canı yanmayacak’’ diye cevap verdi. Eline bir alet alıp ağzımı açmamı istedi ve bir dakika geçmemişti ki tasın içinde kan revan içinde yatan bedenini gördüm. Gözyaşlarım sel olup akmaya başlamıştı. Onu avucumun içine aldım ve hastaneden çıktım.

Mütevazı bir cenaze töreni olmasına özen gösterdim. Sadece ailem ve onu yakından tanıyan eski sevgililerim geldi cenazeye. Onun için özel bir tabut hazırlatmıştım. Toprağa vermeden önce, tabutunun içine, en sevdiği yiyecek olan karalahana kökünden koydum.

Şimdi yaşasaydı 9 yaşında olacaktı. Onu hiç unutmadım. Unutmayacağım. Bazen beraber çekilmiş eski fotoğraflarımıza bakıyorum; ikimizde gülümsüyoruz, mutluyuz. O gittikten sonra boşluğunu hiçbir şey dolduramadı. Bazı geceler orada olduğunu düşünüp, yine konuşuyorum onunla. Biliyorum, beni duyuyor. Yukarıdan bir yerlerden beni izliyor.

 

 

 

 Edebifikir   
... Dilhare - 2012-03-13 16:33:50
Ben benim yirmilik dişi kaybetmeden ona varlığını hissettirsem iyi olacak..
ömer ertürk - 2012-03-14 02:17:20
yirmi bir yaşında yirmilik dişin hükmü bitecektir göreceksiniz. zira insanlar acı çektikleri vakit acılarını önemserler; fakat acı sona erince hayat monotonlaşmaya devam eder. yirmilik dişiniz çıktıktan sonra ona değer veriyormuş gibi yapmayınız.
neden niçin - 2012-03-28 03:59:44
yemeğin üzerine içilen sigara gibi geldi bu yazın, tatlı ve keyifli...