
Van’da 23 Ekim ve 9 Kasım tarihlerinde meydana gelen iki büyük deprem, beraberinde getirdiği yıkımla birlikte “sağlıklı yapılaşma” konusunu yeniden gündeme taşıdı. Mostar da bu ayki ana dosya konusunu “deprem ve imar” konusuna ayırarak, yapılacak çalışmalara katkı sunmayı hedefliyor. “Deprem: Teslim mi Tedbir mi” başlığını taşıyan dosyada, “Türkiye’de yaşanan onca büyük depreme rağmen, henüz ciddi tedbirler alınmaması hasarın büyük olmasına neden oluyor. Şayet yeni yapılarımızı, depreme uygun hale getirmezsek Van’da yaşanan acı tablo maalesef tekerrür edecek…” sözlerinden hareketle, aynı acı tablolarla yeniden karşılaşılmaması için neler yapılması gerektiği ele alınıyor. Dosya kapsamında “Deprem ve toplumsal mukavemet” başlıklı bir yazı kaleme alan Olgun Gündüz, yeniden yapılaşmanın önündeki en büyük engelin yanlışlar üzerindeki toplumsal uzlaşının olduğunu belirtirken, bu uzlaşı sürdükçe, gerçekleşecek depremlerin benzer sonuçlar üretmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Bir diğer dosya yazarı Ahmet İlhan, “Depremlere karşı kırılganlığımız ve depremin öğrettikleri” başlıklı yazısında, “Günümüzde depreme müdahalede en büyük zafiyet isteksiz vatandaşların varlığı kadar iktidarla muhalefetin aynı dili konuşmuyor olması. Buna medyadaki depreme yönelik dil birliğinin sağlanamaması, ortak kamuoyu oluşturulamaması da eklenirse, ülkemizi bekleyen yeni depremlere karşı ne kadar hazırlıksız olduğumuz ve alınması gereken önlemlerin aciliyeti ortaya çıkıyor.” sözleriyle sorunlarımızı tespit ederek, bundan sonrası için neler yapılabileceğine dair görüşlerini dile getiriyor. Dosyaya görüşleriyle katkıda bulunan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu meselenin bir başka boyutuna değinerek, Türkiye’nin ciddi bir afet yönetim sisteminin olmadığına değinirken, Prof. Dr. Recep Hayri Eren ise binaları insan depoları gibi inşa etmememiz gerektiğinin altını çiziyor. Dosyanın söyleşi konuğu ise Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik. “Türkiye 10 yıl öncesine göre depreme daha hazır” diyen Erdik, Türkiye’nin deprem gerçeği ve bundan sonra yapılması gerekenler çalışmalara dair dikkat çekici tespitlerde bulunuyor.
Mostar’ın gündem dosyasının konusunu ise komşumuz Suriye’de yaşanan gelişmeler oluşturuyor. Üç makale eşliğinde derinlemesine analiz edilen dosyada, Ali Şahin “Suriye’ye Sezaryen Operasyonu” başlıklı giriş yazısında “Suriye’de mevcut rejimin sona ermesi durumunda varlık sebeplerini yitirecek o kadar çok kemikleşmiş Baas kalıntısı var ki, bu yapı Esed’i ortadan kaldırmak pahasına da olsa bu iklim değişimine izin vermedi, vermeyecek de. Peki, bundan sonra Suriye’yi neler bekliyor? Bu soruya cevap aramanın tam zamanı.” diyerek, Suriye’de yaşanan gelişmelere ışık tutuyor. Dosya kapsamında Taha Kılınç “Türkiye’nin “Ortadoğu’daki yeri” ve Suriye meselesi”, Ufuk Ulutaş ise “Suriye meselesini doğru okumak” başlıklı yazılarıyla, konuyu geniş bir bağlamda ele alıyor.
Mostar’da bu ay gündem ve dosya konuları dışında Naci Bostancı’nın Kürt sorununun çözümüne yönelik “İnsanî temelde çözüm”; Alper Çeker’in Avrupa’da yükselen ırkçılığı konu edindiği “Solingen Solingen über alles”, Hakan Çopur’un medya eleştirisi içeren “Çocuğunuz çizgi film izler mi?” başlıklı yazıları güncel meselelere dair önemli okumalar sunuyor.
Bu yazıların dışında derginin Gündemden, Görsel Hafıza, Çizi-Yorum, Tarih, Düşünce, Edebiyat, Kitap ve Sinema bölümlerinde yer alan yazılar da zengin içeriğiyle okurun ilgisini bekliyor…
Edebifikir
