
Ekrem Demirli’nin İnsanın Ruhunun Serüveni (Mantıku't Tayr) söyleşisinden notlar:
(08 Aralık Perşembe, Pendik Mehmet Akif Kültür Merkezi)
Bilmenin önündeki en büyük perde bilir gibi yapmaktır.
İslam irfan geleneği, insanın samimi bir şekilde hakikat arayışlarının mutlaka sonuca ulaşacağını söyler. Mutlak başarısızlık yoktur. İnsan ezeli mağlubiyetle yaşayamaz.
Kendini tanıyor musun? Eğer tanıyorum diyorsan seninle işimiz yok. Zira tasavvuf kitapları, "ben kimim" sorusunu kendisine soranlara yönelik olarak yazılmıştır.
İnsanın sonsuza açılan bir kibri vardır. Kibrini yenemeyenler “ben kimim” sorusunu kendine sormayanlardır.
5000 yıllık insanlık tecrübesinden faydalanmadıkça kendimizi tanıyamayız.
İnsanın, tüm ilgisi dışarıya dönerse içinde hiçbir şey bulamaz. Tamamen içinde yönelirse bu sefer de boğulabilir. İnsan içini dışıyla, dışını da içiyle dengeleyebilmelidir.
Âlem insana, insan ise Allah’a delildir.
İnsan kevni camidir. (Bütün âlemi kendinde bir araya getiren.)
Hayat rastgele bir yolculuk değildir.
Her şeye hakkını teslim eden kişi, âlemde hiçbir şeyi hor ve nâkıs görmez.
Önümüze çıkan zorluklar bizim kemal bulmamızı sağlar.
Sevgimizi bir nefrete dayandırıyorsak ilk başta sevgimize ve sevdiklerimize haksızlık etmiş oluruz. Sevgiden nefret çıkmaz. Birini sevdiğin için bir başkasına düşmanlık etmen sevdiğine ihanettir.
Rabiatül Adeviyye: Allah’a olan muhabbetim kalbimi o kadar doldurdu ki, şeytanı konuşmaya vaktim olmadı.
İslam, Hazreti Peygamberin soyunu kızıyla devam ettirerek bir devrim yapmıştır. “Soy erkekten devam eder” anlayışı cahiliye anlayışıdır.
Eğer Allah bir topluluğu (sahabe devri) kemale erdirmişse, bunu her çağda yapabilir.
Peygamber, bir toplum inşa edebilmiş kişidir.
Bir sahabe doğruyu söylemek için, öncesinde 5 dakika özür dinlemeyi anlamaz. Çünkü onların anlam dünyasında Allah dışında korkulacak yoktur.
Edebifikir
