
Batı toplumlarında postmodernizm üzerine pek çok yazılar yazılıp, konuşmalar yapılmaktadır. Bu terim pek çok sanatsal, entelektüel ve akademik alanda kullanılmaktadır. Postmodernizm denilince akla gelen isimler arasında şöyle sıralanabilir;
Sanatta; Rauschenberg, Baselitz, Schnabel, Kieper, Warhol.
Mimaride; Senchs ve Ventur.
Tiyadroda; Artoud,
Edebiyatta; Barthes, Barthalime ve Pynchon
Sinemada; Lynch ( mavi kadife)
Fotografta; Sherman,
Felsefede; Derrida, Lyotard ve Baudrillard (Sarup, 1995, 155).
Kullanım alanı olarak postmodern deyimi tartışmalıdır: Edebiyat, mimarlık, resim, müzik, dans, moda, psikoanaliz, teoloji, tarih, felsefe gibi farklı alanlarda kullanılmaktadır. Aralarında bir uzlaşım yoktur. Yayılmacı bir karakter taşıdığı için virüs tabiriyle de bahsedilmektedir. (Soykan, 1993, 117). Postmodernizm üzerine yapılan tartışmalar 80’li yıllarda hareketlidir. Altmışlı yıllarda toplumsal-bilimsel ve sanatsal ütopyalar vardı. Yetmişli yıllarda bir içe dönüş yaşanır, politikaya sırt çevrilir. 80’li yıllarda ise bilgi işlem çağındaki gelişmeler çoğulcu bir geleceği gösterir. Böyle bir ortam içerisinde postmodern tartışma ortaya çıkar ve gündemi işgal eder. (Soykan, 1993, 116).
Postmodernizmin ilk defa nerede ortaya çıktığı sorusuna cevap olarak 1960’larda New York’lu sanatçılar ve eleştirmenleri gösterebiliriz. 1970’lerde Avrupa’ya taşınıp orada geliştirilmiştir.(Sarup, 1995, 158). Artık postmodernizmden de bahsedilmeye başlanmıştır. Postmodernizm içerik ve meşruluk açısından da tartışmalı bir durumdadır. İçerik olarak kimine göre yeni teknolojiler çağı, kimine göre çevreci veya yeşilci, bazılarına göre çoğullaşma ve parçalanma ve nihayet bir gruba göre de yeni bir mitosla dağınık toplumun yeni bir bütünleşmesidir. Meşruluk olarak onu meşru gösterecek yeni fenomenlerin olmadığı söylenmektedir. Olsa bile başlama ve bitme noktasını belirleme işi ancak tarihçilere aittir şeklinde itirazlar da vardır (Soykan, 1993, 117). Yeri geldiğince değineceğimiz Habermas ise modernliğin bitmediğini bir tamamlanmamış proje olduğunu ileri sürmektedir.
Postmodernizm bahsi içerisinde bir takım terimler kullanılmaktadır. Bunlar; modernlik, postmodernlik, modernleşme ve modernizmdir. (Sarup, 1995, 156).
Modernlik: Rönesansla ortaya çıkar ve gelişmeler göstererk 18.yy civarında Batı da o zamandan buyana toplumsal, ekonomik ve siyasal sistemleri gösterir.
Postmodernlik: Kimi düşünürlere göre sanayi sonrası bir çağ doğrultusunda gelişen harekettir. Belirsizliği beraberinde gösteren bir durum sergiler. Modernizmin bir parçası olup olmadığı bir süreklilik mi olduğu veya modernizmden radikal bir kopuş olduğu gibi… postmodernlik totaliter sistemler yerine çoğulcu ve açık bir demokrasi düşüncesini savunur.
Modernlişme: Bilimsel ve teknolojik keşif ve yenilikler, sanayideki ilerlemeler, nüfus hareketleri ve ulus-devletle beliren sosyo-ekonomik değişimlerin bir birliğidir.
Modernizm: Yüzyılın dönüşümündü ortaya çıkan ve çeşitli sanatlara egemen olan sanatsal hareketle birlikte anılan özel bir kültürel ve estetik biçimler dizisiyle ilintilidir. Modernizm, klasizme karşı bilinçli olarak gelişmiştir. Şu sanatçıları da biz modern olarak adlandırıyoruz: Edebiyatta: Joyce, Yeats, Proust, Kafka. Şiirde; Eliot ve Pound. Tiyadroda; Strindberg ve Prondello. Resimde; Ce zanne, Picasso, Matisse, Dışavurumcu , Futurist, Dadaist ve gerçeküstücü hareketler. Müzikte; Schoenberg ve Berg. Modernizmin bir çok özellikleri Postmodernizmin tanımlarında da karşımıza çıkmaktadır.
Postmodernizmin geçmişine kısa bir göz atarak daha önce nerelerde ve kimler tarafından kullanıldığını görelim: ilk kez ABD’de 50’li yıllarda bir edebiyat tartışmasından kaynaklandığını belirtmiştik. Mimaride 1975’lerde kullanılmıştır. Edebiyat tartışmasını Irwing Howe ve Harry Lewin başlatır. Mimaride ise Almanya’da yapılan bir toplantıda Venturi, Jencks, Brown gibi mimarların katılmasıyla ortaya çıkar. Postmodernizmin en büyük karşıtı olan Frankfurt Okulundan Habermas, bu mimariyi beğenmez ve kulis mimarisi olarak niteler.(Soykan, 1993, 124). 1870’lerde İngiliz salon ressamı Chapman, impresyonist resme karşı bir eleştiri mahiyetinde bir postmodern resim anlayışını getirmek istediğini söyler. 1917’de Rudolf Panwitz ‘ Avrupa Kültüründe Bunalım’ adlı eserinde postmodern insandan söz eder. Panwitz burada Nietzsche’nin üst insanını yeni bir tarzda kavramış olmaktadır. Edebiyat bilimcisi Federico de Oniz 1934’te şiirde modernismo, postmodernismo üst kavramlar kullanır.(Soykan, 1993, 122)
Edebifikir
