Düşünce Nedir? | Edebifikir.com | Eylem bir kız ismi değildir
Düşünce Nedir?
kategori : Hikmet | yazar : Mahmud Şebüsterî | tarih : 2011-12-31 | okunma : 211 | yorum : 0  


Soru: “İlk düşünceye daldığım, şaşırıp kaldığım şey şu: Düşünce dedikleri şey nedir?”

                                                                                         * * * 

Düşünce, batıldan hakka gitmek, cüzde (parçada) mutlak olan küllü (bütünü) görmektir.

Buna dair kitaplar meydana getiren hâkimler, düşünceyi tarif ederken şöyle demişler:

Gönülde bir tasavvur meydana geldi mi önce ona hatırlayış adı verilir.

Düşünceye daldın da bu dereceyi aştın mı düşüncen, örfte ibret adını alır.

Akıllıca düşünce, bir işi etraflıca düşünüp başarmaya yarayan tasavvurdur.

Bilinen şeyler hatırlanır da zihinde bir tertibe tabi tutulursa anlaşılmayan ve anlaşılması istenen şey bilinir, anlaşılır.

Kıyasta mukaddem, babaya benzer, tali anaya. Netice de çocuk gibidir kardeş.

Fakat bir hükme varmak için yapılan bu tertip, mantık bilmeye bağlıdır.

Ama bir de şu var ki Allah’ın yardımı olmadıkça yapılan tertip ve varılan hüküm, ancak taklide uymadır. Taklidin ta kendisidir.

Bu, uzak ve uzun bir yoldur. Bırak bu yolu da bir zamancağız olsun Musa(a.s.) gibi asayı terk et…

Eymen vadisine gel; ağaç bile sana “Ben Allah’ım” desin!

Hakikatte, erişen, her şeyin hakikatini gören, ilk bakışta varlık nurunu görür.

Marifete sahip olan ve o tertemiz varlık nurunu gören, neyi görse önce Allah’ı görmüş olur.

İyi düşünce için gönülden her şeyi çıkarmak, gönlü arıtmak gerek. Ondan sonra da Allah’ın yardım şimşeğinden bir nurdur çakmalı.

Allah, birisine yol göstermedi mi o adama mantıkla hiçbir kapı açılmaz.

Felsefeye düşkün hâkim, şaşırıp kaldığından bu âlemi ancak imkân âlemi olarak görür de.

Vacibi mümkünle ispata kalkışır. Bundan dolayı da Vacibin zâtında hayrete düşer.

Bazen devre saplanır ters yüzüne gitmeye başlar… Bazen teselsüle kapılır, teselsülde hapis olur gider.

Aklı, varlıkla uğraşıp durduğundan ayağı teselsüle bağlanır.

Her şey, zıddıyla meydana çıkar. Fakat Allah’ın ne benzeri vardır, ne zıddı!

Eşi, benzeri olmayınca da bilmem ki akla uyan, onu nasıl bilebilir?

Mümkün, Vacibe örnek olamaz ki… Şu halde mümküne sarılan onu nasıl bilebilir, nasıl?

Ne bilgisizdir akla uyan adam… Ovaya düşmüş, ortalığı aydınlatan parlak güneşi mumla aramakta!

Güneş bir halde kalsaydı ışığı da bir çeşit olurdu.

Fakat bu ışığın onun ışığı olduğunu, içle derinin, hakikat âlemiyle bu âlemin arasında hiçbir fark bulunmadığını kimse bilmez.

Âlemi, baştanbaşa Allah’ın urunun ışığı bil. Allah, âlemde, meydanda olduğu için gizlenmiştir; meydanda oluşu, gizli kalmasına sebep olmuştur.

 

 

Edebifikir