Üç Yazar Bir Öykü ya da Oblomov Olmak | Edebifikir.com | Eylem bir kız ismi değildir
Üç Yazar Bir Öykü ya da Oblomov Olmak
kategori : Hikâye | yazar : Edebi fikir | tarih : 2012-02-15 | okunma : 305 | yorum : 3  


Bu öykü, üç yazarımız tarafından yazılmış ve editör tarafından düzenlenmiştir. Kadınların da anlaması için öyküde metafor kullanılmamıştır. Yani metin son derece açık ve anlaşılır bir dile sahiptir. Hiç bir göndermesi yoktur.

Yazarları, yazıyı aralarında paylaşamadığından ötürü hiç birinin adını yine yazmadık.

***

Yağmur yağıyordu. Elektrikler kesildi aniden. Uzaktan gelen sesler duyuluyordu. Gitgide yaklaşan ayak sesleriydi bunlar. Kimin olduğunu bilmediği bu sesler, peşinden geliyor gibiydi. Hiç arkasına bakmadan yoluna devam etti. Uzun ve karanlık bir sokaktan geçiyordu. Pencereler sıkı sıkıya kapalıydı. Yağmur olabildiğince yorgun yağarken hava soğuk fakat çok keskin değildi.

 

Mazgalların üzerinden atlayarak geçti. Ellerini ceplerinden çıkartarak hohladı. Bunu alışkanlık haline getirmişti sanki. Hava git gide soğuyor, yağmur yerini kara bırakıyordu. Sokaklardaki gölgeler de uzayarak önünden geçiyordu. Şehir en çok elektrikler kesildiğinde, bir de bu kesik elektrikle aydınlanan dolunayla güzeldi. Ama bu sesler neydi? Sesler arkasından mı, zihninden mi geliyordu? Arkasına bakmak istemiyor, zihnine yöneliyordu. Yürümek diyordu, karanlık bir sokakta ışığı bulma telaşıdır. Yürümek en çok bu zamanlarda zor fakat güzeldi.

 

Ayaklarını bir kış ayazında dondurduğundan beridir parmakları her kış mevsiminde sızlayıp dururdu. Çaysız geçmez gece… Cümleler geliyordu peşi sıra. Açlık diyordu. Knut Hamsun’un romanı geliyordu aklına. Bir yazar açlığını en iyi anlatan eser budur, dedi. Sanki benzer yönleri varmış gibi. İçten içe yazacağı yazıları düşünürken bir yandan da açlığa dair yeni yaklaşımlar sergiliyordu.

 

Evdeydi artık. Defterine bir şeyler karaladıktan sonra, gülerek defteri kapatıp kenara attı. Sonra boşluk dedi kendi kendine. Boşluğu hiç bu kadar derinlemesine hissetmemişti. Bomboştu kafası ve kalbi. Bomboştu odası; sokaklar ve gece, bomboştu. Dünya bomboştu. “Hayat…” dedi kısık bir sesle. Elinde tuttuğu çakmakla oynuyordu. Üzerindeki garip şekillere bakıyor ve çakmağı evirip çeviriyordu. Tırnaklarına gözü takıldı. Acayip şeylerdi şu tırnaklar. Et desen et değil, kemik desen kemik değil ve devamlı uzuyorlar. Nasıl kesersen öyle şekilleniyor. Hem sert işleri görmeye yarıyorlar hem de narinler, çabucak kırılabiliyorlar. Kullanmayı bilmek önemli. Bazı şeyleri kırmadan kullanmayı öğrenmenin vaktidir belki de.

 

Aptalca şeyler düşünmek hoşuna gider olmuştu son zamanlarda. Zaten aptalca bir şey yapıyordu. Aptaldı. Aptallığı seviyordu en az tembelliği sevdiği kadar. Boşluğu da seviyordu. Boşluğu her an görebilmek, yakalayabilmek lazımdı. Çünkü dolu olan hiçbir şey yoktu hayatta. Dolu zannettiğin şeyler hep sonunda bomboş olduğunu fark ettiğin şeylerdi. Ya da tüketerek boşalttığın şeyler de denilebilir. Her neyse… Bunlar önemli değildi. Asıl olan boşluk…

 

Biraz uyuyup uyanmıştı. Aceleyle ayağa kalktı. Böyle boş boş daha fazla oturamazdı. Bir şeyler yapmalıydı.

 

Oblomov geldi aklına. O da kendisi gibi bir sürü proje üretiyor ama bir türlü hayata geçiremiyordu. Tembelliğin kitabı bir daha yazılsa, Oblomov’un yerine kendisinin geçebileceğini düşündü. Düşünürdü ama öyle enine boyuna değil. Üstünkörü bir düşünce eylemiydi sanki yaptığı. Böylece biraz rahatlıyor, kendine düşündüm diyebiliyordu. Düşün düşün bir yere kadar demeyi de unutmadı kendine.

 

Bütün bu düşünce ve hezeyanlar kafasında gezindikçe daha bir tembel oluyordu. Bu dünya hiçbir şey yapmaya değmez diye düşündü en son ve yatağına geri döndü. Uykunun kolları gözlerinden akıyordu ve zahmetsizce bıraktı özlediği o kollara kendisini. Hem uyanalı 17 dakika olmuştu. Artık uyumalıydı. En az 19 saat.

 

 

 

Edebifikir

 

O Neydi La - 2012-02-16 14:12:35
Mükemmel bir öykü. uyku gibi...
şükrü tongaç - 2012-02-16 16:04:16
bu yazarların derdi ne?
elif cansever - 2012-03-27 13:55:45
iyi ki edebifikir ve yazarları var.