Son Rus Klasiği; Yaşam ve Yazgı | Edebifikir.com | Eylem bir kız ismi değildir
Son Rus Klasiği; Yaşam ve Yazgı
kategori : Kitap |
yazar : Edebi fikir |
tarih : 2012-01-23 |
okunma : 379 |
yorum : 0
Rus gizli servisi KGB tarafından basımı 300
yıl yasaklanan ve günümüzde edebiyat eleştirmenlerince ''Son Rus klasiği''
olarak tanımlanan Vasili Grossman'ın ''Yaşam ve Yazgı'' adlı eseri, Türkçe'ye
çevirisiyle kitap marketlerde yerini aldı.
Kitabın yayımcısı Can Yayınları Genel Yayın Yönetmeni
Zeynep Çağlıyor, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yazarın, Stalin rejimi
altındaki Sovyet Rusya'da yaşananları, yüzyılın en büyük muharebelerinden biri
olan Stalingrad savunması sonrasında parçalanan bir ailenin öyküsü
üzerinden anlattığını söyledi.
Stalin döneminin ardından yaşanan yumuşamayla birlikte
yazarın ''Yaşam ve Yazgı''nın basılabileceğine inandığını ifade eden Çağlıyor,
Sovyet Rusya gizli servisi KGB'nin 1959 yılında tamamlanan eseri,
''Sistem için bir atom bombası'' olarak tanımladığını ve romanın basımına
300 yıllık bir yasak getirdiğini kaydetti.
KGB ajanlarının o dönem eseri yok etmek için daktilo
şeritlerinden karbon kopya kağıtlarına kadar yazım aşamasında kullanılan her
şeye el koyduğunu belirten Çağlıyor, ''Ancak KGB ajanları, 1200 sayfalık dev
eserin iki kopyası olduğunu fark etmiyor. Grossman, 1964'te ölüyor. 1970'lerin
sonunda Almanya'da Grossman'a ait birtakım parçalar ortaya çıkıyor. Daha sonra
kitap, yazılışından 21 yıl sonra Saharov'un vasıtasıyla ilk kez İsviçre'de
yayımlanıyor'' dedi.
''Yaşam ve Yazgı''nın 1989 yılında Rusya'da, ardından
da Avrupa ülkelerinde basıldığını ifade eden Çağlıyor, kitap satışlarının hemen
patlamadığını, okurların kitabın farkına zamanla vardığını ve bugüne kadar
Avrupa ülkelerinde kitabı 1 milyondan fazla kişinin okuduğunu söyledi.
Çağlıyor, günümüz edebiyatının 19. yüzyıl edebiyatı
gibi üretken olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
''Edebiyattan bahsediyoruz ve bu çapta bir edebiyattan
bahsediyoruz. Bütün dünyada ciddi edebiyat arayışı içerisindeyiz. Kitap, bir
taraftan Stalingrad savunmasında Rus insanının nasıl kahramanca savaştığını,
diğer taraftan da savaşın ardından Sovyet rejiminin o cephede oluşan birlik,
beraberlik ruhunu ve umudu kısa sürede nasıl yok ettiğini, insanları nasıl
darmadağın ettiğini anlatıyor. Ben iftihar ederek yayımladım.''
-''20.
yüzyılın 'Savaş ve Barış'ı''-
İlgi alanı olması nedeniyle 20. yüzyıl tarihine ilişkin pek çok kitap okuduğunu
belirten Çağlıyor, şöyle konuştu:
''Yaşam ve Yazgı, edebi diliyle ve edebiyata
katkısıyla gerçekten büyük bir eser. İkinci Dünya Savaşı adını verdiğimiz o
dönemi, cephedeki askeri de evinde otururken tepesine bomba yağan insanı da
imha kamplarında ölmekte olan Yahudi'yi ve Çingene'yi de savaşın ardından yerle
bir olan ülkelerde yıllarca kendini toparlamak zorunda kalacak olan sivil halkı
da düşünürsek; böylesine global bir felaketi hem bu kadar iyi bir şekilde dile
getiren, hem de o dönemi ve sonrasını bu kadar umutlu bir dille ele alan kitap
bulunması kolay değil. Onun için edebiyat çevreleri bu kitaba, '20. yüzyılın
(Savaş ve Barış)ı diyor. Yani epik bir hikâye, çok görkemli bir roman.
Çok kahramanlı, bütün kahramanlar o dönemin hikâyeleriyle
iç içe geçiyor. Tabii yazarın başına gelenler de eseri daha değerli kılıyor.
Çünkü o kitabının yayımlandığını görmedi, bilmiyor. Aslında dünyaca ünlü savaş
muhabiri olan Vasili Grossman, önce rejim yanlısı bir yazarken, Sovyet
rejiminin manzarası karşısında yavaş yavaş muhalife dönüşüyor. Zaten o nedenle
de cezalandırılıyor. Ancak bu kitap, bir rejim karşıtının, bir savaş karşıtının
elbette ama her şeyden önce bir insanın gözüyle her tür baskı rejimine, her tür
totaliter rejime ve insanı oradan oraya savuran her tür haksızlığa karşı duran
bir adamın gözüyle yazılmış bir eser.''
Kitabı annesine ithaf eden yazarın kendi annesiyle
yaşadıklarını olduğu gibi kitaba aktardığını kaydeden Çağlıyor, o dönemde
yazarla annesinin arasındakine benzer pek çok felaketin yaşandığını, bu nedenle
kitabın kişisel bir hikaye olmaktan çıkarak, dönemin öyküsüne dönüştüğünü
söyledi.
Çağlıyor, kitapta Grossman ile annesinin arasında
geçen pasajı anlatarak, şöyle devam etti:
''Grossman Moskova'da yaşıyor, anne Ukrayna'da.
Grossman annesini yanına aldırmak istiyor ama karısı buna pek yanaşmıyor.
Grossman çok yumuşak bir adam. Anneyi yanımıza aldırdık, aldıramadık tereddütü
sürerken Almanlar bölgeyi işgal ediyor ve Grossman'ın annesi Alman işgal
bölgesinde kalıyor. Bu demektir ki önce bir gettoya kapatıldı, oradan da imha
kamplarına götürüldü ve öldü. Tabii bu konuda Vasili Grossman kendisini asla
affetmiyor. Hem annenin son mektubu, hem de annenin ölüme gönderilişi,
gidişiyle ilgili pasaj inanılmaz. Çünkü kadın o trende ölüme götürülürken
sahipsiz bir çocuk görüyor. O çocuğu evlat ediniyor. Son saatlerini, o çocuğun
korkusuna ve acısına engel olmaya çalışarak geçiriyor.''
Çağlıyor, Türk okurunun karşısına ilk kez çıkan Vasili
Grossman'ın okuruyla buluşması için yayınevinin ilk baskıya özel bir fiyat
belirlediğini belirterek, ''Burada yayınevi, kar etmeyi bırakın, zarar etmek
pahasına bunu yapıyor. Bu çapta bir yazar okuruna ulaşsın, fark edilsin diye
1200 sayfalık kitabı 3 bin adet bastık ve 49 TL'den satışa sunduk.'