
İlk şiir kitabı 1991’de yayımlanan, öykü ve roman türlerinde de ürünler veren Cemile Çakır’ın (1959) üçüncü şiir kitabı Beyaz Düşsel Kanatlar’da tam 257 şiir bulunuyor. -“Beyaz” kar’ın değil; şiir’in simgesi kitapta. Ağırlıklı olarak 1990’lardan başlayan (biri 1987’de yazılmış) 2010’a kadar uzanan süreçte yazılmış bu şiirlerin ana izleği ağaç ve ormanla özdeşleşme isteği, denebilir: “Ağaç-Gövdemin İçinde”, hem şiir adı, hem bir dize (s. 249). Bir başka şiir: “Bir Ağaçla Konuşuyor Olsaydım” (s. 253). Başka bazı örnekler: “ormanın yüreği”, “kayaların kulakları” (s. 257), “… çakıl taşları / şiirimin dizleri” (s. 258), “yüreğimin kardeşi orman” (s. 270). Bu canlıcılık (animisme) eğilimi gereçlere de yansıyor. “o kayık (…) derin derin iç çeker” (s. 262). Kitapta toplumsalcı şiirin sorunlarına değinen şiirler de bulunmakla birlikte, ağırlık ağaç-orman çizgisinde. Hercümerç oluş, yok oluş, kalımsızlık duygusundan böyle sıyrılmak, kurtulmak istenmekte bir bakıma. Tekrarların ve epeyce zayıf metinlerin bulunduğu, bazı günlerde üç, hatta dört şiirin yazıldığı kitabın değeri, ‘samimiyet’inden kaynaklanıyor, denebilir. Bu özelliği de olmasa böyle bir kitabı okumak kolay olmayabilirdi.
Künye: Cemile Çakır, Beyaz Düşsel Kanatlar, Ceylan Yayınları, İstanbul, Haziran 2010, 272 s.
*
Müzik gibi kolay ve geniş kitlelerce anında algılanma, hatta icracısına geçinme imkânı sunan bir sanatın, çağımızda iyice bir azınlık sanatı haline gelen edebiyat ve hele bunun daha dar bir çevrede dolaşımda olan türü şiirle birlikte yürütülmesi mümkün müdür? Mümkündür herhalde ama oldukça zor olur sanıyorum. Birinde daha önde olursunuz, birinde gerilerde. Mehtap Meral’in (1983) 27 şiirden oluşma ve herhalde “Aşk Mevsimi” olarak okunması gereken ilk şiir kitabı Kedi Mevsimi, hangi alanda daha başarılı olacağını, şu anda özel bir başarı ya da başarısızlığından söz edilemeyecek şiir uğraşının şarkı sözlerine dönüşüp dönüşmeyeceğini herhalde zaman gösterecektir.
Künye: Mehtap Meral, Kedi Mevsimi, Komşu Yayınları – Yasakmeyve, İstanbul, Şubat 2010, 64 s.
*
Hakkı Çınar’ın (1976) 2007-2009 yıllarında peş peşe yayımlanmış hoş kara kapaklı dört şiir kitabı; usu es geçmiş, kenti biraz silmiş, bildik entelektüel bakışlara prim tanımayan bir şiir kişisinin dünyasını yansıtıyor gibi. Üç uzunca şiirden oluşma Işıltılı Irmak, üç bölüm halinde sunulmuş 22 şiirli Gülüş, dört bölümünde 12’şer şiir bulunan Küçük Kız, ve nihayet üç bölüm ve 62 şiirli Mandalina Bahçesi’nden oluşma bu özel külliyat, başlangıçta doğasal motiflerle teyelli klasik yapı ve duyarlıklı şiirler sunar gibiyken, git git bu bağlarını koparıp akla, akılcılığa, rutine karşı bir şiir olarak belirginlik kazanıyor. “Harfler kimi zaman sonra aşınır, köşelerinden daha çok / Buna şahit olabilirsiniz ama şaşırmayın ve incinmeyin / Daha çok aklın yazdığı dizeler bozulma göstermez / Ama asıl şiirsel deha harflerin zamanla bozulmasıdır / Bu daha çok gevşemesidir. Zira içindekiler zamanı geldiğinde / Hayatın içine yayılmasını bilmelidir. Biz buna şiirin anlamı deriz.” (Mandalina Bahçesi, s. 109)
Beri yandan, kitapların yer yer ayrı ve birlikte yazılacak de’ler ve –ki’ler açısından tashih gerektiriyor olmasını nasıl açıklayacağımı doğrusu bilemiyorum. Hakkı Çınar’dan zaman içinde kendine özgü ve daha sağlam bir şiir bekliyorum kendi payıma.
Künye: Hakkı Çınar, Işıltılı Irmak, İdil Yayınları, Kayseri, Nisan 2007, 72 s.;
Gülüş, İdil Yayınları, Kayseri, Şubat 2008. 62 s.;
Küçük Kız, İdil Yayınları, Kayseri, Şubat 2009, 64 s.;
Mandalina Bahçesi, İdil Yayınları, Kayseri, Mayıs 2009, 128 s.
*
Bozan Yaman’ın (1964) ilki 1989’da yayımlanmış üç kitabından sonra dördüncü şiir kitabı poetik metinlerle birlikte yayımlanıyor: Zamanın Soruları & Poe(Pa)tika. İlk 35 sayfadaki Zamanın Soruları’nda üç bölüm halinde sunulmuş 21 şiir bulunuyor. İlk bölümün başlığı “Şairin Diyalektiği” şairin üç kitabı boyunca süregelen dizi şiirlerinin başlığı aynı zamanda. Bu kitabında “Şairin Diyalektiği - 10” ve “Şairin Diyalektiği - 11” şiirleri bulunurken, dizinin dokuz şiiri de şairin ilk üç kitabında yer almıştı. Şiirin neliği konusunda kafa yormasına karşın şiirinde pek bir sıçrama kaydedememesi, şairin çevresiyle ilgili olduğu kadar, dünyaya toplumsal sorunlar açısından bakışıyla da ilgili olabilir. İkinci ve üçüncü kitaplardaki (ilk kitap elimde yok) şiirlerin altlarında yerleşim yeri olarak Ankara, Antalya, Batman, İzmir, Kastamonu, Karadeniz Ereğli, Muğla, Ula, Şanlıurfa görülürken, dördüncü kitabında sadece bir şiirin altında Ula adı görülüyor. Şanlıurfa’da doğan, liseyi bitirmeden Almanya deneyimi de yaşayan, Ula’da edebiyat öğretmenliği yapmakta olan Bozan Yaman’ın son kitabının son iki dizesiyle ayrılalım huzurlarınızdan: “Beni sev çığlığıdır çünkü her yaşta / Her seni seviyorum bağışı” (s. 35).
Künye: Bozan Yaman, Öbür Yanı da Ateş, İnsancıl Yayınları, İstanbul, 1994, 64 s.;
Irmakların Ev Ödevi, Ceylan Yayınları, İstanbul, Ocak 2001, 48 s.;
Zamanın Soruları & Poe(Pa)tika, İlya Yayınevi, İzmir, Nisan 2010, 64 s.
*
Utku Kaygusuz’un (1985) iki bölüm halinde sunulmuş 37 şiirli ilk kitabı Sessizliğin Direnci’ni okurken “sessizliği” gerçekten aradım, buna ihtiyacım oldu; fazla gürültücü, işlevselliği tartışmalı imgelerle yüklü, bu yüksek sesli monolog şiirleriyle varılacak fazla bir yer olmamalı, diye düşündüm. Belli ki sıkıntılar, kahırlar çekmiş ve mutlaka daha güzel bir hayatın olması gerektiğini bilen, düşünen bir benin dur durak zor bilir yakınmaları, söylenmeleri. Şüphesiz Kaygusuz genç yaşta günümüz şiiriyle karşılaşmış; ama onun çok sınırlı ve kolay tüketilen, anlık ilgi toplayabilen bir yanıyla sanki. Şiirlerde Metin Eloğlu, Turgut Uyar, Lorca, Allen Ginsberg, Alain Bosquet adlarını anan Kaygusuz’a; “ve durup durup bir Metin Eloğlu şiiri” (s. 10) dizesiyle gündeme getirdiği Metin Eloğlu üzerinde daha dikkatle durmasını, ama asıl Necatigil okumasının yararlı olacağını söylemek istiyorum. Örneğin Necatigil okumuş olsaydı “kıyıları” – “yıkılmalı” ifadelerindeki (s. 12) yıkıl - kıyıl ses-sözcük ortaklığını göstermek için bu ifadeleri aralıklı yazarak gözümüze sokmaya çalışmazdı belki de.
Künye: Utku Kaygusuz, Sessizliğin Direnci, Mühür Kitaplığı, İstanbul, Temmuz 2009, 64 s.
Akatalpa Dergisi, 132
Edebifikir
