
Casusluk dünyasının labirentlerinde aksiyonu bol bir film.
İstanbul’da kalabalık bir caddede bir patlama sonucu 95 kişi ölür. (Ki bu bize 20 Kasım 2003’ü hatırlatıyor.) Bu katliam Türkiye’den Londra ve Washington’a şok etkisi niteliğinde bir haber olur ve yeni kurulmuş bir terör örgütü saldırıyı üstlenir. Ancak bu patlama sadece bir başlangıçtır. Filmin adını alan Labirent ise, bölgedeki tek demokratik Müslüman bir devlet olan Türkiye’yi kaosa sürükleyecek ve Orta Doğu’daki hassas dengeleri bozacak ikinci ve daha fazla tehlikeli saldırıyı önlemek amacıyla Türk İstihbaratı tarafından yürütülen operasyonun kod adıdır. İlk saldırıdan itibaren Türkiye tam bir hedef haline gelmiş ve bundan kurtulmak için çeşitli ülkelerin teşkilatlarıyla birlikte çalışacaktır. İstanbul’dan Mardin’e, Frankfurt’tan Kuzey Irak’a uzanan bu mücadele görülmeye değer. Çünkü derin işlerde dış politikanın nasıl döndüğünü gösterir nitelikte.
Filmde güzel bulduğum bir nokta ise terörizme bakış açısı. Filmin yönetmeni Tolga Örnek bu konudaki yorumu ve bizlere vermek istediği mesajı güzel bir biçimde aktarmış.
Yönetmenimiz Tolga Örnek hem senaristliği ile hem oyuncu seçimindeki başarılı performansıyla hem de bu denli kaliteli oyuncuları filmi sağlam bir şekilde yönetmiş. Hele ki, Timuçin Esen’i kadrosuna katması filmi başka boyutlara taşımış. Esen’de üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirmiş. Başrol oyuncusunu güzel hale getiren faktör de diğer oyunculardır. İşte burada da Meltem Cumbul devreye giriyor. Diğer filmlerde de başrol oyuncusu olarak gördüğümüz oyuncuları bu filmde 3–4 dakika görmek filmin kadrosunun ne kadar üst düzeyde olduğunu gösterir nitelikte.
Labirent filmi Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen bir film. Türk filminin gelişmesini ve daha iyi filmler görmek istiyorsak gitmemiz gerektiği görüşündeyim. Fakat film başlamadan 21.5 dakika reklam verildiğini düşünürsek gideceğiniz filmlere 20 dakika geç girin derim. Bu da kapitalist düzenin bir parçası sonuçta.
İyi seyirler…
Edebifikir


