Kiliseye Batı Romanından Bakmak II

Davut Bayraklı, kilise baskısı nedeniyle açıklanamayan bazı gerçeklerin romanlar yoluyla ifşa edildiğini anlatıyor.

***

Bir diğer kitabımızsa Türkiye’de okuyucusuyla buluşmuş ve büyük bir beğeni toplamış olan Umberto Eco’nun “Gülün Adı” isimli eseridir. (Can Yayınları, İstanbul, 1996) Filmi de çekilen kitap uzun bir önsözle başlar. Romanın konusu 11/12. yüzyıl İtalya’sında bir kilisede işlenen seri cinayetlerle ilgilidir. Kitap içerik olarak kilisenin yaşadığı buhranları dile getirirken, kilise ve tarikatlar arasındaki sorunsalları da konu alır. Engizisyon mahkemelerini ve işkencelerini burada da görmek mümkündür.

Fransisken ve Dominiken tarikatları ile ilgili ilginç bilgiler bulabileceğiniz kitapta fikri ayrılıkların nereye kadar varabileceğini görecek, kilise içindeki otorite ve iktidar kavgalarına şahit olacaksınız. Manastır yaşamı ve bu yaşamın beraberinde getirdiği “cinsel sapkınlıklar” size düşünmeye sevk edecektir. Tüm bunların anlatıldığı ve yaşandığı bir dönemde Vatikan’ın içinden çıkamadığı en büyük sorunun “İsa’nın ne yediği ve ne giydiği” olduğunu okuyunca zaman zaman insan ağlamakla gülmek arasında kararsız kalıyor. Kitaptaki bir başka ilginç tema ise işlenen cinayetlere bir “felsefi eserin” sebep olmasıdır.

Windows 7 (codenamed Vienna, formerly Blackcomb) is a personal computer operating system developed by Microsoft. It is a part of the Windows NT family of operating systems Windows 7 Ultimate SP1 Key
Windows 7 (codenamed Vienna, formerly Blackcomb) is a personal computer operating system developed by Microsoft. It is a part of the Windows NT family of operating systems Windows 7 Home Basic SP1 Key
Windows 7 (codenamed Vienna, formerly Blackcomb) is a personal computer operating system developed by Microsoft. It is a part of the Windows NT family of operating systems Windows 7 Home Premium SP1 Key
Windows 7 (codenamed Vienna, formerly Blackcomb) is a personal computer operating system developed by Microsoft. It is a part of the Windows NT family of operating systems Windows 7 Professional SP1 Key
Windows 7 (codenamed Vienna, formerly Blackcomb) is a personal computer operating system developed by Microsoft. It is a part of the Windows NT family of operating systems Windows Thin PC Key

Son dönem İngiliz edebiyatında güçlü bir kalem olarak gösterilen Ken Follett’a ait olan “Bir Katedralin Öyküsü” isimli eseri de Kilise ve sosyal hayat arasında fazla bilinmeyen ayrıntılara yer veriyor. (İnkılâp Yayınları, İstanbul, 1999, sayfa sayısı 779) Follett kitabında 12. yy İngiltere’sini, sosyal ve ekonomik yapısını, pamuk çiftçiliğini, soylular ve asillerin köylülerle olan ilişkilerini ve bir katedral inşasını anlatır. Kitapta kilise içinde yaşanan skandallar, iftiralar, iktidar hırsı işlenmiş. Ahlaksız din adamlarının çokluğuna rağmen, azizliğe yükselen din adamlarından da bahseden Follett, köy yaşamı hakkında da ilginç kesitler verir. Ağır vergi yükü altında ezilen köylüler, evlenecek genç kızların ilk önce ait oldukları asillerle birlikte olma zorunlulukları ve kilisenin bu ahlak dışı ilişkilerde imanlılarına yardım etmemesi gibi daha birçok konular bize dönemin dinsel gelişimi ile ilgili bilgiler vermektedir.

Kitabın ana konusunu bir şehre yapılmaya çalışılan katedral oluşturur. Katedral sorumlusu olan din adamı maliyet problemi yüzünden çareler arar ve sonunda da iyi niyetli olarak güzel bir çözüm bulur. Hemen halka ilan edilmeye başlanan çözüm şudur: “Hafta içi her kim katedral inşasında ücretsiz olarak çalışırsa küçük günahları, hafta sonu çalışanların ise büyük günahları affedilecektir.”

Sanırım bu tarz bilgiler bize batının dinsel gelişimini kimlere ve nelere borçlu olduğunu açıkça göstermektedir. Tabiî biz yukarıda aktardığımız kitaplarda ki tüm bilgileri bilimsel veriler olarak algılayıp önümüze koymuyoruz. Biz burada yerimizin el verdiği ölçüde size yukarıda zikrettiğimiz kitaplarla ilgili bilgiler vermeye çalıştık. Eğer bu kitapları okuduysanız sizi tekrar, birde bu gözle bakarak düşünmeye davet ediyoruz. Yok, okumadı iseniz ve okumaya niyetlenirseniz, oldukça geniş hacimli bu eserlerin farklı bir bakış açısıyla değerlendirilebileceğini göstermek istedik. Yapmaya çalıştığımız şey aslında, geçmişten bugüne kadar her geçen gün büyüyerek ve eksikliğini hissettiği dinsel sorunsalları aşmaya çalışarak gelen bir dinin durumunu resmetmektir. Neticede hangi açıdan bakarsanız bakın, karşınıza yine o tanıdık sima çıkacaktır: Batı Kilisesi.

Batı dünyasındaki sanat algılayışının bir yansıması olarak ele aldığımız bu romanlar bize hem dönem hem de dönemin şartları hakkında bazı ipuçları vermektedir. Ama daha öncede dediğimiz gibi, bir roman kurgusu olarak yazılan bu eserlerdeki tüm verileri doğru kabul ediyor değiliz. Ancak tarihsel verilerden yola çıkılarak yazılan eserlerde çizilen tablo batı dünyasının içinden geçtiği girdabı gözler önüne seriyor. Bu tarz eserlerin batı dünyasında daha çok örnekleri mevcut. Özellikle son dönemde popüler olan Dan Brown’ın “Da Vinci Şifresi” (Altın Kitaplar, İstanbul, 2003) isimli romanı meseleye başka bir bakış açısı kazandırdı. Esrarengiz bir cinayetle başlayan kitap Hıristiyanlık tarihine çok farklı ve sansasyonel bir açıdan bakıyor. Kilise ve Hz. İsa ile ilgili özellikle de Katolik Kilisesinin inançlarını yerle bir edecek iddiaları dile getiren eser ortaya bambaşka bir Hıristiyanlık düşüncesi koyuyor. Kitapta ortaya attığı iddialar ve Kilisenin yüzyıllar içerisindeki uygulamaları nedeniyle aşırı dindar olarak gösterilen bazı Katolik gruplar tarafından kitabın yazarı boy hedefi haline getirildi. Özellikle okültizm gurupların varlığından ve bu gurupların kaynağının İsa Peygamber’e kadar uzanmasını anlatan eserin merkezinde ünlü ressam Leonardo Da Vinci ve meşhur tablosu “Son Akşam Yemeği” bulunuyor. Farklı dillere çevrilen kitap edebiyat dünyasında âdete bir fenomen oldu. Film olarak 2006 yılında sinemaya uyarlanan esere sert tepki gösteren Papa 16. Benedictus, filmin oyuncularının da aforoz edileceğini açıklamıştı. Dan Brown’ın kaleme aldığı eser içinde taşıdığı tarihi ve tartışmalı bilgiler nedeniyle olay olmuş, dini çevrelerden büyük tepki toplamıştı. Belki de daha önce gündeme gelmesi gereken bir tartışma bu vesileyle gündeme düşmüştü. Bir edebi eser eğer zeminini tarihi bir olaydan alıyorsa gerçekliğe ne kadar bağlı kalmalı ve kurgu yönü ne kadar olmalı?

Yukarıda zikrettiğimiz eserler ve bu eserlerin içinde yer alan tarihi bilgiler, edebiyat ve sinema gibi kurguyu gerektiren sanatlarla bir araya gelince bazı tartışmalara neden olması kimilerince doğal karşılansa da, bu konuda öfkelenen ve reddiye yazan kişilerin sayısı azımsanmayacak ölçüde. Bu nedenle eserlerin içinde taşıdığı bilgileri değerlendirirken kurmaca taraflarını dikkate almak bazı durumlarda kaçınılmaz oluyor. Ancak yine de son tahlilde bizim için çok şey değişmiyor. Batı dünyası kendi gelişimini sağlarken, kendi değerlerini sanat yoluyla da olsa deforme ediyor. Genelde de bu durumu dışında gördüğü ve ötekileştirdiği kişi veya toplumlar içinde yapıyor. Bu eserleri okurken biraz daha dikkatli olmak gerektiğine inanmakla birlikte, Batı’da var olan din ve kilise baskısı nedeniyle söylenemeyen ve açıklanamayan bazı gerçeklerin bu tarz kurmaca metinlerle ifşa edildiğine şahit oluyoruz. O nedenle biz yukarıda zikrettiğimiz tüm kitapların dikkatli bir gözle okunması halinde hem kilise hem de kilisenin eli altında yüzyıllarca bastırılmış, ezilmiş ve horlanmış bir medeniyetin tarihi resmini göreceğimize inanıyoruz. Yeter ki tarihi verilerle kurmaca olayların içiçeliğini kavrayıp, aradaki ayrımı yapabilelim.

İlk yazı için: Kiliseye Batı Romanından Bakmak I

DİĞER YAZILAR

1 Yorum

  • isatogrul , 29/03/2013

    Cemil Meriç e göre batı bütün varlığını kiliseye borçlu bana göre de bu baskı teranesinin sebebi orada güçlenen önce burjuvazi daha sonra da büyük abi kapitalizmin egemenliği yönetimi herşeyi ele geçirmek için kiliseye attığı çamurdan ibarettir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir