Ben ya da Ben

Muhammet Emin Oyar da öğrenci ve onun da sınavları var ama bize yazı gönderebiliyor.
(Bu bir göndermedir.)

***

Eski çocukluk arkadaşları bir araya geldiklerinde genelde çocukken yaptıkları yaramazlıkları birbirlerine anlatıp kahkahalarla o günleri yâd ederler. Özlerler, ama bir daha o günleri yaşamak istemezler. Çünkü çoğu yaramazlığın sonunda canları acımıştır. Ya öğretmenleri tek ayaküstünde durdurmuştur ya babaları kulaklarını uzatmıştır ya da anneleri tarafından oklavayla tanıştırılmışlardır.

Geçen gün aynayla hasret giderirken ben de çocukluk yıllarımı düşündüm. Biraz düşünmek beni epeyce eğlendirdi ve düşünmeye devam ettim. Aynadaki bana, beni anlatıyordum.

“O zamanlar mahalle savaşı olurdu. Ben de parkın çitinden söktüğüm kazığı kucaklar düşman saflarına hücum ederdim. Mermer dövmezdim ama deliydim. O savaşların hiç birinde ölmedim, öldürmedim; yaralanmadım, yaralamadım. Sadece bir çocuğun boncuklu tabancasını kırdım.

Yağmurdan sonra ortaya çıkan kurbağa larvalarına ‘balık’ diyen ve larvaları yakalamaya çalışan çocuklara sinir olur, onları su birikintisine itelerdim. Çocukları sevmezdim çocukken. Bebeklerin de burnuna böcek sokardım.

FIFA 99’da kornerden gol atardım.

Taso oyununda herkesi üterdim. Daha sonra o tasoları yüksek bir yerden kapış yapar derebeyi edasıyla tebâma alaycı kahkahalar atardım.

Leblebi tozunu burnumdan çekerdim.

İyi yüzemezdim. Aslında on dört yaşıma kadar yüzmeyi öğrenemedim. Çünkü suyu sevmezdim. Haftada bir banyo yaptığım zamanlar annem şükür secdelerine kapanıyordu.

Sokaklardan demir, plastik, kâğıt, vb. toplar ve onları kilosunu 5000 liradan eskicilere satardım. Annem kızardı, babamsa gurur duyardı.

Eriği ben de çok severdim. Hele başkasının bahçesindeyse! Ağaca çıkıp bir poşet erik toplamam beş dakika sürmezdi. Sonra onları bir güzel yer, çekirdeklerini de yoldan geçen arabalara atardım.

Balkona çıkar su tabancasıyla yoldan geçenleri ıslatırdım. Bu şekilde çok kişinin sigarasını söndürdüm.

Bana her ay ayakkabı alınırdı. Zengin olduğumuzdan ya da ayağımın sürekli büyüdüğünden değil, okulda teneffüs aralarında teneke kutularla futbol oynadığımızdan. Okula top getirmenin yasak olması ayakkabıcılara yarıyordu. Bizse mutlaka oynamak zorundaydık!…”

Anlatmaya devam ederken “Vay be sen de neymişsin” diye bir ses duydum ya da duyduğumu sandım. Aynadaki benim gözlerine baktım. Birkaç saniye nefes almadım. Sonra devam ettim, “Tamam, biraz abartmış olabilirim, zaten herkes abartır ama güzel zamanlardı!”

Muhammet Emin Oyar

DİĞER YAZILAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir