Öğrenci – Makarna – İtalya

Malumunuz Muhammet Emin Oyar öğrenci olması hasebiyle bol bol makarna yiyor. Dayanamayıp makarnanın memleketi olan İtalya’ya gitmesinin sebebi ise Edebifikir’i tanıtmak. Yoksa yediği makarnaların seyahatiyle ilgisi yok.

***

On günlük İtalya seyahatimizde Floransa, Senigalya, Porto Potenza, Numana ve Apiro’da bulunduk. Tahmin ediyorum ki bu yerlerin birçoğunu sizler de bilmiyorsunuz. Önemli olan da az bilineni bilen olmak değil midir zaten? Yoksa biz de biliriz Milano’ya, Roma’ya, Venedik’e gitmeyi.

Seyahatimiz başlamadan önce yakınlarımızdan İtalyanların Türklere çok benzediğini, orada mutlaka pizza ve makarna yememiz gerektiğini işittik. Gittik gördük ki hakikaten İtalyanlar Türklere çok benziyorlar. Öyle ki; yaya geçidinde yayaya yol vermiyorlar, sinyal vermeden şerit değiştiriyorlar, kâğıt paralara yazı yazıyorlar, trafik levhalarını sprey boyalarla değiştiriyorlar, yere sigara izmariti atıyorlar… Festival kasabası olan Apiro’da bulunduğumuz zaman Apiro, Uluslar Arası Halk Dansları Festivaline ev sahipliği yapıyordu. Öğrendik ki bu festivalden hemen sonra da 53. Geleneksel Keşkek Festivali yapılacakmış. İşte bu da İtalyanların Türklere keşkek kadar benzediğini gösteriyor.

İtalyan mutfağına gelecek olursak, damak tatları bizimkine çok yakın. “Bizimki” derken bir Türk üniversite öğrencisinin damak tadını kastediyorum. Yoksa her gün makarna ve pizzaya (vb.) maruz kalan başka mahlûkat yoktur herhalde. Makarnaları hakkında uzun uzadıya bir şeyler anlatmamıza gerek yok. Çünkü bildiğimiz makarna. Pizza için de İtalya’da ortaya çıkmış ve gelişimini annemin ellerinde tamamlamış diyebiliriz. Bir de bir pilav yapıyorlar, içinde haşlanmış yumurta bile bulabilirsiniz. Eğer İtalya’ya yolunuz düşerse bizim size tavsiyemiz; makarna ve pizzaya fazla yaklaşmasanız da olur ama bol bol dondurmalarından yiyin ve kahvelerinden için. Hele kahveli dondurmalarından yerseniz kestirmeden gitmiş olursunuz.

İtalya’nın genelinde esnaflar kaylule tatili veriyorlar. Esnaf sabah 08.00’de iş başı yapıyor. 12.00’de kaylule tatili başlıyor. 17.00’de kepenkler tekrar açılıyor. Tâ ki gece 02.00’ye kadar.  Dükkânların açık olduğu vakit Apiro sokaklarında dolaşırken bir ikinci el eşya satan dükkâna denk geldik. Burası bildiğimiz ikinci elcilerden farklıydı. İnsanlar buraya kullanmadıkları herhangi bir şeyi bağışlıyorlar. Burasının sahibi de bu malları çok ucuza satıyor. Garip bir döngü var burada. Markalı bir bel çantasının ücreti burada 1€. Kitaplar da 25 Cent’ten başlayan fiyatlardan gidiyor. Büyük bir sahafiye bölümü olan bu dükkândaki tüm kitaplar İtalyanca olduğu için vereceğimiz 25 Cent bile bize fazla geldi. Biz de kitap almasak da bağışlayalım diyerek Nusret Özcan’ın Leylâ ile Mecnûn’unu kitaplığın başköşesine iliştirdik.

İtalyanlarla sohbet etmek çok zordu. İngilizce bilenlerin sayısı ise çok az. Sıkıntı sadece dilde de değil. İtalyanca bilseniz bile onlarla konuşmakta zorlanacaksınız. İki İtalyanın konuşmasına şahit olduk. Çok sert bir şekilde konuşuyorlar, aynı anda konuşup aynı anda susuyorlardı. Biz kavga ettiklerini sandık ve yanlarına gidip “bir problem mi var” dedik. Onlar da bize birçok şey anlattılar fakat biz sadece bir problemin olmadığını anladık. Belki de onlar da sadece bunu anlatmışlardı. Bilemiyoruz. Bu adamlardan biri boynumuzda asılı olan karttaki Türkiye bayrağını görünce “Mamali Turchi” diye bağırmaya başladı. Bunun ne anlama geldiğini o gün akşamında İtalya’da yaşayan bir Türk’ten öğrendik. Biz ona “Mamali Turchi” ne anlama geliyor diye sorduğumuzda ilk söylediği şey “Siz İtalyanlarla kavga mı ettiniz?” oldu. Daha sonra anlatmaya başladı. “Mamali Turchi”’nin kelime anlamı “Anneciğim Türkler” demekmiş. İtalyanlar çocuklarını yaramazlık yaptıklarında “Bak Türkler geliyor, uslu durmazsan seni onlara veririm” diyerek korkutuyorlarmış. Biz bunun bir efsane olduğunu düşünüyorduk ama gerçekten de çocuklar bu şekilde korkutulmuş. İşin garibi hâlâ çocuklar bu şekilde korkutulmaya devam ediliyor.

İtalya’da birçok milletten insanlarla tanıştık. Onlara Edebifikir’i anlatma fırsatımız oldu. Anlattıklarımızın ardından yapılan yorumların bazılarını sizlerle paylaşıyoruz.

Giorgio (İtalya): Siz Türkler Edebifikir gibi bir siteye sahip olduğunuz için çok şanslısınız, size imreniyorum.

Negro (Arjantin): İyiymiş!

İkinci Elci Maria (İtalya): Diğer yazarlarınızla da tanışmak isteriz.

Mousa (Kenya): Üniversite için Türkiye’ye geleceğim.

Noemi (İtalya): Dibidipiuu!

Dondurmacı Alex (İtalya): Dondurmanın içindeki sütün önemli olduğu kadar külahın sütü de önemlidir. İşte edebiyat da fikir de budur Türk.

Katarina (Rusya): Bu siteyi mutlaka uluslararası bir site haline getirmelisiniz.

Süleyman (Türkiye): Eylem bizim işimiz baba! Eeeylem – bir kız is – miiii değildir!

Geliş gidişimizi Roma havalimanından yapmamıza rağmen Roma’yı gezme fırsatımız olmadı. Vatikan’a söyleyecek bir çift lafımız ve üzerimizde emanet birkaç selam vardı aslında. Ama bunları iletmek nasip olmadı. Uçak havalandığından kalktığı sırada Vatikan’a doğru işaret parmağımızı salladık. Yanımda oturan kişi meğerse bir Hıristiyan din görevlimsiymiş. Bunu niye yaptığımı sordu. Sadece birkaç saniye gözlerinin içine baktım. Nereden geldiğimi sordu. Ben “Edebifikir” der demez edebe durdu. Ensesini tokatlayıp “Good boy” dedim. Sesini çıkarmadı ama ben o derinden çığlığını duyuyordum; “Mamali Turchi”.

DİĞER YAZILAR

3 Yorum

  • dıroppa , 27/08/2013

    italyanlar akıllı olsun!

  • vergilus , 27/08/2013

    Edebifikir İtalya’da yazılı bir pankart hazırlamalıydın. Bir dahaki sefere bunu yapmalısın. İspat etmelisin.

  • matilda , 27/08/2013

    edebifikir bir dünya markası değil, evren markasıdır. aya çıkacak olan kişiler edebifikir’in bayrağını da aya dikmelilerdir. yoksa onlara da hadleri bildirilecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir