Piskopat Metin

abdulkadir budak

Bir yazarımız, piskopatının kendisine yazdığı yazısını bize gönderdi. İç akımı tekniği ile bizi hayret-i mucip bırakan bir metin… Piskopat var piskopat var sonuçta. Kendisine yazarlık teklif ediyoruz. editor@edebifikir.com

***

Günaydın, nasılsın? İyi misin? Güz kokusu yüzünden asabın bozuk mu senin de? Boğazıma kömür külü basılmış gibi oluyor bu havalar yüzünden. Bayramı da soba kurmadan atlatabilirsem çok memnun olacağım. Allah belasını kahretsin ya! Ama sobayı kurunca o kadar sinir olmuyorum. En azından eve girince soba yandığı için hayat belirtisi olduğuna dair abuk sabuk bir sevinç duyuyorum o zaman. Evde patates olmayınca kendimi çok yalnız hissediyorum. Ve soğan. Bunlar da yaşama sevince dâhil şeyler. Allah eksikliklerini göstermesin. Yo, hiç de yok kestane koyarsın sobanın üstüne yok portakal kabuğu mis gibi yansın da koksun. Yok bıdı bıdı, ne gereksiz muhabbet ya Rabbim! Kestanenin haşlaması, o sobanın üzerinde kuruyup tamamen kabuksulaşmış kestanemsi cismi döver. Ağzını burnunu kırar hatta. Haşlanmış hali mis gibi. Yumuşacık. Aslında onu değil de şeyi diyecektim ben sana.

Andımız kaldırılmış mı ya? Nasıl sevindim arkadaş. Ona bakarsan kayıt parası da yasaklandı demişti Başbakan, sittin sene önce. Gayet de güzel alıyorlar valla! Ama cidden sevindim andımızı kaldırmalarına. Bir çocuk geçen soruyordu anne Türk ne diye. Atatürk gibi bir şey mi? Atatürk’ü de, önünde annesini beklediği büstten ibaret sanıyor o ayrı.

Misafir sever misin sen? Ben severim. Eskiden daha çok severdim. En eskiden hele. Babamlar da. Çok nadiren bütün günü kendi kendimize geçirirdik. Canım çıkardı sini, sofra hazırlayıp bulaşık yıkamaktan. Yine bulaşık yıkamaktan canım çıkıyor. Hayır, yani bulaşık makinası diye de bir şey var bu hayatta. Kendime sürpriz yapmak için bazen ama çok nadiren sofradaki bulaşıkları toplayınca hemen yıkıyorum, arkama dönüyorum sofra hâlâ ortada, bir sinir oluyorum bir sinir oluyorum. Bazen de yatsıyı erken kılarak kendimi şaşırtıyorum. Ama tam bir şaşkına dönüşüyorum o zaman. Gece yarısına kadar ayakta olmanın hiç bir esprisi kalmıyor sanki. O değil de ben hayata, aksattığım işlerle mi tutunuyorum acaba? Bak şimdi fark ettim bunu ha! Sonra giderim. Daha sonra. Yaparım ya ne var ki onda? Diye diye yıllar geçmiş ya. Vay arkadaş!

Piskopat

 

Not: Metinden isimler çıkarılmıştır. 

 

 

 

DİĞER YAZILAR

2 Yorum

  • misvakı milli , 05/10/2013

    bazen içimdeki sesle başa çıkamayor ve kendimi topluma çaktırmayan bir deli gibi hissediyorum. ama böyle yazılar beni rahatlatıyor demek ki tek deli ben değilim ya da herkes biraz deli :)

  • Sophia , 04/10/2013

    Eminim birçoğumuz kendinden bir şeyler buldu bu yazıda.Bu, tam da benim hissettiğim şey dedi eminim. Biraz piskopat mıyız öyleyse hepimiz? Şöyle demişti bir dersinde düşünür “içimizdeki dünya ile dış dünya birbirinden çok farklı bu yüzden hepimiz nevrotiğiz” hiç haksız sayılmaz kanaatimce.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir