Senin Demeçlerin Say’makla Bitmez Fazıl

 

İşin özünde “sanatçı” kimliğinin günümüzde ve geçmişte formları, bakış açısı ve alışkanlıkları birbirinden çok farklıdır. Geçmişte sanat icra ediyor olabilmek, temelinde ustalığa dayanan bir itibardı. Günümüzde ise bu itibar ve bakış açısı o denli farklılaştı ki; işin şirazesiyle alakalı ciddi problemler doğurdu. Tabi ki söylemlerde de…

Geçmişte sanat ve sanatçı kavramının alışkanlıkları, üslubu ve disiplini daha uzun süreç ve emeğe dayanırdı. Devşirme Sinan, Koca Mimar Sinan olana dek aldığı disiplin belki de kaynakların azlığından ötürü pek bilinmez; fakat doğum tarihi olan 1489’dan Hassa Baş Mimari olana dek geçen sürede (1538 Hassa Baş Mimarı olduğu tarihtir) katıldığı seferler, aldığı eğitim ve usta-çırak ilişkisiyle edindiği ahlaki yapı Sinan’ı Sinan yapan en büyük değerler bütünü olmuştur. Bunları kısaca sıralarsak: 1511 Yeniçeri Ocağı’na giriş tarihi, 1521’de Mısır seferiyle başlayan saha eğitimi, burada sırasıyla; Yeniçerilik, Atlı Sekban, Yeniçeri Yayabaşılığı, Zemberekçi başı, Başteknisyenlik ve yeniçeriliğin en yüksek rütbelerinden Hasekilik rütbesi ve ardından baş mimarlık gelir. Yani bu disiplin oturana dek, o koca eğitimin ardından 17 yıllık saha tecrübesiyle Baş Mimarlık’a geçilmiştir.

Sinan’ı Sinan yapan rastlantılar veya sunulan imkânlar değil; bu bağlamda sürdürdüğü disiplinli hayattır. Bu sanatçı tabirinin birebir karşılığıdır. 375 adet, mimari kalıpların çok üstünde esere sahip bu koca ustanın; kaynaklarda aktarılana göre tek iddialı cümlesi, Ayasofya Cami ile alakalı olmuştur (Daha ileri bir kubbe dizaynı ve kubbe ebadı oluşturulacağına dair söylem Tzk. Ebniye )

Şimdi de gelelim günümüzün entelektüel görünümlü, Türk Klasik Müzik Piyanisti ve bestecisi Fazıl Say’a… 1970 doğumlu Fazıl Say şu anda 42 yaşında. Eğitimini Ankara’da özel hocalardan almış (Burada babası müzikolog Ahmet Say’ın emeği ve ismi çok etkili ) ve sonrasında eğitimini Almanya’da sürdürmüş. Şu ana dek toplamda 20 küsur beste (wikiped ), üniversite ve diğer dernek ödüllerini saymazsak ciddiye alınabilecek 7-8 kadar ödül ayrıca okuduğumda pek bir şey anlamadığım 3 adet eser… Ve birkaç albüm ve notlar…

Ne kadar uzatmaya çalışsam da bu kadar işte Fazıl Say’ın ürettikleri… Ancak konuştukları Say’makla bitmiyor. İlk olarak 2007 yılında ciddi demeçler vermeye başlayan bu popüler kültürün entelektüel görünüşlü çocuğu, neredeyse beş yıldan fazla bir süredir bir şeyler fısıldıyor medyaya. Her konuşması da Malcom Forbes’ın şu atasözünü doğrular nitelikte: “Tanıdığım en aptal kişiler, her şeyi bildiğini sanan kişilerdir.” Acaba yaptığı işler çok satmadı diyerek, reklam mı yapmak istiyor diyorum ancak, varlıklı bir ailenin çocuğu buna neden gerek duyar ki?

İşin bir yönüyle Fazıl Say’a kızmıyorum. Meseleye daha gerilerden bakacak olursak ona bu sahayı sağlayan camiaya kızmak gerek. Yükte ağır fakat pahada hafif derecede yaptığı işleri kıymetlendiren güruha bağlamak gerek bu küstahlık ve cesareti. Yoksa işin özünde, kim ki bu adam ne yaptı ki dersiniz. Yoksa elde var sıfırdan biraz fazla birikmiş işi olan bu adam, bu cesareti nereden bulacak?

En son yaşanan twitter saçmalığı da zaten ilk değil. Fazıl Bey’e tavsiyemiz şudur: Bu tip saçmalıkları saymaktansa, yapmaya uğraştığın işle alakalı aktivitelerini saymak senin için daha onur verici olur.

Geçmişte bu kadar net işlere imza atmış bir adam olan Koca Sinan’ın, şahsında duymadığımız sözler ve eleştirileri bugünün sanatçı kimliklerinde duymamızın tek nedeni geçmişle alakalandırılmamalı. Bu yalnızca “kişinin ahlakıyla” ilgili… Ayrıca geçmişte her sanatçı birer “usta” idi. Şimdikilerin işlerinde usta olup olmadıkları da muammadır.

 

 

 

Edebifikir

 

 

DİĞER YAZILAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir