Size Yapılmış Bir İyiliği Anlatır mısınız?

Yazarlarımızdan Mehmet Raşit Küçükkürtül, kendisine yapılmış bir iyiliği anlatıyor. 

Edebifikir okuyucusunu da kendisine yapılmış iyiliği yorum kısmına yazmaya çağırıyoruz.

*** 

lise ikinci sınıfta edebiyat hocalarımızdan birisi ali hanifi akar’dı. hanifi hoca’yı okulda sevmeyen bir talebe hatırlamıyorum. kendisi çok babacan, samimi, içi dışı bir öğretmendi. kahramanmaraş’ta neşredilmiş bazı edebiyat dergilerinde de ali akar imzasıyla şiirler neşrettiğini kitaplığımdaki dergileri karıştırınca fark etmiştim. kendisiyle neşeli, hüzünlü birçok hatıramız vardır. bir defasında sınav kâğıtları koltuğunun altında sınıfa girdi ve sınav sonuçlarını bekleyen bizlere ilk cümlesi şu oldu: “lan oğlum, biriniz abudik kubudik bir şey yazmış, yazıklar olsun!” sınıfta kahkayla karışık bir dalgalanma oldu. sınav kâğıdı ortaya çıkarıldı. arkadaşın birisi yusuf has hacib’in eseri “kutadgu bilig”i yanlış yuvarlak hatırladığı için “kutadgu kubidik” yazmış. bunu yazan arkadaş sınıfın dilinde bir sene sarakaya alındı.

hanifi hoca’nın evi, okulun yanındaki lojmanlardaydı. zaman zaman öğle arasında evine yemeğe yahut çay içmeye de giderdim. bana yapılan en büyük iyiliklerden birisi, bir gün hanifi hoca’ya çay içmeğe gittiğimiz bir öğle arasında vukû buldu. hanifi hoca, biraz hüzünlü biraz dalgın bir yüzle kitaplığın karşısına geçti, gözüyle şöyle bir taradı. mavera dergisinin ciltlenmiş, kalın kütüğünü aldı. sonra da bana dönüp: “bunlardan dilediğini kadar al, senin olsun. biz okuduk, biraz da sen oku bakalım.” mealinde bir cümle kurdu.

ortaokulda birikmeye başlayan benim kitaplık, şuursuz bir şekilde büyüyordu. hanifi hoca’nın bu hediyesiyle benim kitaplığın tarihinde önemli bir değişiklik oldu. sanıyorum üç dört gün eve kitap taşıdım hocanın evinden. evet, hiç insaf etmedim ve götürebildiğim bütün kitapları götürdüm. belki 150-200, belki daha fazla kitap almışımdır. hanifi hoca’nın seksenlerden itibaren aldığı birçok kitap vardı burada. can yayınları’ndan çıkmış bir yığın rus, fransız, alman, ingiliz romancılığının klasikleri vardı aldıklarım arasında. dostoyevski, tolstoy, dickens, thomas mann, anatole france… risale yayınları, insan yayınları, akabe yayınları, pınar yayınları’nın onlarca eseri. ismet özel, ilhan kutluer, roger garaudy, rasim özdenören, seyyid hüseyin nasr vs.

yine lisedeki edebiyat hocalarımdan mustafa kızıl bey’in, birçok edebiyat araştırmacısında bulunmayan bursalı mehmet tahir’e ait “osmanlı müellifleri” eserinin orijinal baskılarından birini hediye etmesini de bu babta hatırlamak lâzım. kitaplığımın hem pahaca hem değerce en kıymetli eserlerinden biridir.

lisedeki birçok hocama şükran borçluyum, allah hepsinden razı olsun.

 

mehmet raşit küçükkürtül

 

DİĞER YAZILAR

16 Yorum

  • yesilkalb , 11/02/2015

    Akıllı diye bize dikte edilen telefonu hediye edip, eski model telefonu kullanmaya başlayınca vatsapda bazen anında paylaşılan, mübarek zatların sohbet yada görüntülerinden mahrum olmamam için gmail adresindeki klasörü benimle paylaşan uzak diyarlardaki yoldaşımın iyiliğini unutamam.

  • receb tayyib erdoğan , 11/02/2015

    bir keresinde halkım bana oy vermişti.

  • büşra , 09/02/2015

    Lise iki..hayatımın en gel gitli,arayış içinde olduğum zamanlarıydı..sınıfta hep siyaset konusulurdu insanlar takım tutar gibi parti tutup ülkeyi devirir,ülkeyi kurtarır,yeni bir dünya kurardı..ben bu konuşmaları dinlerdim,dünyanın sesini uzun zaman dinlerdim..ama icimde hep uzakların çağrısı..hayatım boylece geçerken bir zamana kadar, internette insanların eski dostlarına,sevgililerine laf atmak için şiirlerini kullandıkları bir şairi gerçekten tanımak istedim ki ona atfedilen çoğu sözün ona ait olmadığını da zamanla öğrendim..üstadı tanimak nasip oldu ve onunla Çöle İnen Nuru..karanlik bir hayatın ışığını,müjdecimiz,kurtarıcımız,Efendimiz (sav) i ilk kez boyle bir aşkla okumuştum sanki onu ilk defa o zaman gerçekten tanıdım..yazanlar okuyanı yakıyordu çünkü yanan bir el yazmıştı..ve sonra O ve Ben..gerçek tasavvufu hakkıyla hala bilemem ama onun anlattığı sevdanın gerçek tasavvuf olduğunu,hakikat olduğunu anladım..gercek bir devrimin ne olduğunu üstad öğrenmeme vesile olmuştu..hakiki derdi olan insanların vefatından seneler sonra bile dert ettiği gençliğe hakikat kapısında bir vesile olduğunu onunla anladım,onunla dertleştim zamanın anlamayan gölgelerine karşı..lisede bana kıymetli kitaplar hediye eden bir hocam yoktu ama lisede bana yeni bir hayata,huzurun mekanına kavuşmama vesile olan bir üstadim oldu..inşallah onun sözlerine dost,çilesine yabancı olmak yerine onun derdine talip olup,onu anlamak nasip olur..Allah üstaddan razı olsun..

  • mazlum , 07/02/2015

    bir keresinde telefonda aydoğan k.dan borç istemiştim. “seni duyamıyorum, tüneldeyim” dedi. o gündür görüşemedik. çok özlüyorum. zira kendisi iyilik yapmayı çok seven biriydi.

    • yeşilçam müdavimi , 07/02/2015

      Aydoğan ve ” iyilik yapmayı çok seven biri”.. nedense bu cümleye inanasım gelmedi. bir gün cay ocağında çay içiyorduk ve iş hesap ödemeye gelince aydoğan k telefonu eline alıp “haa, tamam, hemen geliyorum.” deyip çay ocağından kaçmış,12 çayın parasını ödemek bana kalmıştı. asıl iyilik budur, aydoğan k nın yapabileceği türden bir iyilik :)

    • mazlum , 07/02/2015

      aydoğan k. beyefendinin klişe taktikleri kullanarak sıvıştığını mı iddia ediyorsunuz? yoo, katiyyen kabul edemiyiciğim. kendisi son yüzyılda karşılaştığımız ender kişiliklerden biridir.

  • merve , 07/02/2015

    Yagmurlu bir gunde kardesim beni kirk yilin basinda arabayla gidecegim yere birakmisti, halbuki n’olacak, benim olsa herkesi birakirim.. Insan iste.

  • Esma Özan , 07/02/2015

    Üst üste gelen sıkıntıların yüküyle etrafımı bile doğru düzgün göremediğim günler geçiriyordum. Yıllarca birlikte çalıştığım insanlar halimi hatırımı merak etmek şöyle dursun, daha fazla sıkıntıya sebep olan davranışlar sergilemekten çekinmiyor, yükümü daha da ağırlaştırıyordu. O günlere kadar çok fazla tanımadığım bir meslektaşım hiç usanmadan bana her sabah ‘günaydın’ dedi. Sadece ‘günaydın.’ Sayesinde nerede olduğumu hatırlayıp daha huzurlu bir şekilde işimi yaptığımı nice sonra fark ettim. İnsan olmanın ne demek olduğunu bir kere daha tanımladım kendi içimde. Şimdi çok derinden saygı duyduğum tanımış olmaktan çok mutlu olduğum bir dostum var.

  • taceddin , 07/02/2015

    belki raşit abi de bana bir gün böyle bir iyilik yapar. belki ben de ilerde ondan, onun hocasından bahsettiği gibi bahsederim… :)

  • zeyneb erol , 06/02/2015

    Üniversite ikinci sınıf, öğrenci evi… Son giriş akşam ezanı. Vakitse ezanı epey geçmiş. Makarna yapıyoruz Öğrenci evi için çok ilginç bir yemek değil mi? Neyse. Öğrenciler makarnaya çok şükretsin. Öyle ya, mevzubahis gündeki gibi evinizde mevcut tuz birkaç tanecikten ibaret olabilir. Tuzsuz salçalı makarna da hiç iyi olmuyor. Saat geçmiş dışarıya çıkamıyoruz. Üst katımızda S. Teyze oturuyor. İstemeye de utanıyoruz ama açız ve tuzsuz makarna hiç gitmiyor. Neyse, iş başa düştü bir çay tabağıyla S. Teyzenin kapısını çaldım. Çay tabağını uzattığımda S. Teyze kavanozla vereyım dedi. Yok, dedım, teşekkür ederim. Sadece bu akşamlık, birazcık. Evde hiç kalmamış, yarın alacağız inşâallah. Peki, dedi, çay tabağını alıp içeri geçti. Kapıya geri geldiğinde, çay tabağının içinde tuz kavanozu vardı. S. Teyzenin bu nezaketini, ince düşüncesini unutmayacağım inşâallah. S. Teyzemizin bize yaptığı annelikte, çay tabağına koyulmuş tuz kavanozunun kocaman bir yeri oldu. Ellerinden öpüyorum S. Teyzem…

  • sepetçioğlu , 06/02/2015

    lisede mustafa necati sepetçioğlu okumaya başlamıştım okulun kütüphanesinden.aynı kitapları defalarca okuyordum.son sınıfta kütüphaneden ayrılacağım için çok üzülüyordum.kütüphanecimiz bana kütüphaneden bir sepetçioğlu kitabı vermişti.gündönümü.

  • deniz yildizii , 06/02/2015

    yeni geldim bir sehirde evin anahtarlarini evde unutmustum.. ev sahipleri evde yoktu.. ve gece 11 den once eve gelmeyeceklerini soylemislerdi.. hava yagmurluydu.. soguk .. bir yandan da hava karariyordu.. ayrica sehirdisindan misafirim.gelecekti..
    iki hafta.once tanistigm bi arkadasimi aradim. ve derhal evinin adresini verdi..samimi bir sekilde karsiladi beni.. misafirimde oraya gelmisti..
    benim.icin unutamayacgim.bir iyilikti.. o zor durumda.bana yardim.etmisti…

  • Tek Yol Merve , 06/02/2015

    Akaraca bi gün beni rt etmişti twitter’da sağolsun.

  • bulut , 06/02/2015

    neden bizim de böyle hocalarımız olmadı ki !

  • ninova , 06/02/2015

    Iyilik de iyilikmis, hoca da hocaymis hakikaten. Ne guzel! Ne guzel! Uzaktan universite okuyordum uzak bir sehirde. Ilk defa erzuruma gidecek, finallere girecektim. bir vesile ile tanistigim bir arkadasimdan rica ettim. Erzurumluydu orada da okudugunu biliyordum, birbirimizi sevmemize ragmen cok fazla kelam etmisligimiz yoktu. Bizi orada agirladi, ev ayarladi,Sinavlarim bu kadar harika gecmemisti..O zor animda yardimci oldu. Allah razi olsun.

  • m.emin oyar , 06/02/2015

    belçika’daydık. yemeklerimizi bir yemekhanede yiyorduk. bir keresinde yemekte pilava benzer birşey ve bir de sulu kıymalı bir yemek çıktı. yemekhanede bir müslüman görevli vardı. her öğünde yemeklerin helallik durumunu ona soruyorduk. o öğünde de sorduk ve bize pilavı yiyebileceğimizi ama diğer yemek hakkında emin olmadığını söyledi. biz yemekten uzak durduk, pilavı da yiyemedik. yaklaşık 15 dakika kadar birşey yemeden öylece oturduk. bizi öyle görünce sefer tasıyla yanımıza geldi. masada 4 kişiydik ve sefer tasından da tam 4 tane köfte çıktı. köfteleri paylaştırdıktan sonra ”bunları yiyebilirsiniz” dedi. belki hayatımızı kurtarmadı ama bu zamana kadar bana yapılan en büyük iyiliklerden biri oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.