Tüm hasta, fakir ve geri zekâlıları öldürmek ya da Charles Darwin olmak!

Doğal seçilim ve evrim teorisinin kâşifi Charles Darwin İnsanın Kökeni kitabında şunları söylemekten kendini alamaz: “Geri zekâlılar için akıl hastanesi yaptık, fakirler için yasalar çıkardık ve doktorlarımız tüm becerilerini son nefeslerini verene kadar herkesin hayatını kurtarmaya harcıyorlar… Böylece medenî toplumların zayıf üyeleri kendi türlerini çoğaltmış oluyorlar. Evcil hayvan üreticiliğiyle uğraşmış herkes bilir ki, bu insan ırkı için son derece tehlikelidir.” Acımasız bir şekilde eleştirilmeyi hak eden bu düşünceler, Darwin’in insana bakışını son derece açık olarak ortaya koyuyor. Zira bu cümleyi okuyanlar artık Darwin ve Hitler arasında bir bağlantı kurmakta zorlanmayacaktır.

***

Pisagor’un; fasulye yememek, horoza dokunmamak ve kırlangıçla aynı çatı altında bulunmamak gibi kuralları vardı. Kendince mistik bir din kurduğu söylenen filozof Pisagor, ne yazık ki ruh göçüne de inanıyordu. Bu göçün insan ya da hayvana olabileceğini de söylüyordu. Öyle ki ölen bir arkadaşının sesini havlayan bir köpek de fark ettiğini söylediğinde Ksenofanes onu toplumun içince iyice bozmuştu. Sanki Ksenofanes haklıydı. Kim öldükten sonra bir hayvan olmak ister ki! Ah filozoflar, sınırları kaldırdıkça özgür olduklarını sandılar ama asıl özgürlüğün sınırların içinde derinleşmek olduğunu hiç anlamadılar.

***

Aziz Augustine’nin de ilginç inançları vardı. Mesela ona göre, vaftiz edilmeden ölen bebekler ebedi olarak cehennemde yanacaktı. Aynı Augustine, İtiraflar kitabında şöyle dua ediyordu: “Bana iffet, saflık ve sabır ver; fakat şimdi değil.” Demek sorun bu duada saklıymış. Saflığı hemen istese belki de bebekleri cehenneme gönderemeyecekti. Saflık önemli, hem de çok!

***

Protagoras, insan her şeyin ölçüsüdür derken, Sokrates ise tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir diyor ve bu bilmemesinde de ısrar ediyordu. İnsan yani süje ve nesne yani obje arasındaki uzaklık bilme edimini doğurur. Yani insan süje ve obje arasındaki boşluğu doldurmak ister ve aklını çalıştırır. Fakat ne kadar uğraşırsa uğraşsın bu boşluk tamamen dolmaz. Felsefe tarihi bunun şahididir zaten. Bu sebeple her türlü teori kesin olarak ispatlanamayacağı gibi kesin olarak da reddedilemez. Çünkü her konuşan ve doğru budur diyen aslında kendi inancını doğru diye dayatıyordur. O halde çözüm ne diyeceksiniz? Çözüm süjenin obje haline gelmesi. Yani aynileşmek… Bunu düşünmek istemez misiniz?

Serdar Kocabaş

DİĞER YAZILAR

2 Yorum

  • Alev Alatlıyı seviyorum , 20/10/2018

    Sınırlar içinde derinleşmek…müthiş

  • İhsanbul , 20/10/2018

    Allah inancı olmayanın Tanrı’sı kendisidir. Düşünceleri de dini…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir