Hareket Dergisi

Yazarımız Adem Suvağcı, “azmin ve kararlılığın, felsefî temelleri olan bir düşüncenin, Türkiye’yi merkeze alarak fakat dünyada olup bitenleri de gözeten bir programın ve bir hissiyatın ve aşkın” tecessüm etmiş hali olan Hareket Dergisi’ni yazdı.

***

Hareket dergisi, 1939 yılından 1982 yılına kadar beş devre yayınlanan fikir ve sanat dergisidir. Derginin öncüsü ve sahibi 1975 yılına kadar Nurettin Topçu’dur. Dergi, Şubat 1939’dan Mayıs 1943’e kadar on iki sayı, Mart 1947’den Haziran 1949’a kadar yirmi sekiz; Aralık 1952’den Haziran 1953’e kadar yedi sayı olmak üzere üç devrede yayınlanır. Bu tarihten sonra uzun süre sessiz kalıp Ocak 1966’da Fikir ve Sanatta Hareket adıyla yeniden yayın hayatına başlayan dergi, Mart 1975’e kadar kesintisiz devan eden yayınlarına bu tarihte iktisaden güçlenmek maksadıyla şirketleşmeye başlandığı gerekçesiyle çalışmalar tamamlanıncaya kadar ara verildiğini duyurur. Ancak yayınlara verilen ara için belirtilen bu gerekçenin doğru olmasıyla birlikte, Ezel Erverdi, Mustafa Kutlu ve Ebubekir Erdem, Nurettin Topçu’nun Hareket dergisinin kendi düşündüğü çizginin dışına taştığını, fikir dergisi olarak tasarlanmışken günlük siyasete yöneldiğini ve araştırma/inceleme yazılarına ağırlık verdiğini, fikir dergisi olarak içerik korunmayacaksa kapatılıp başka bir derginin çıkarılmasının uygun olduğunu düşüncesinde birleşirler. 1975 Nisan’ında Topçu’nun rahatsızlanması ve 10 Temmuz 1975 tarihinde vefatı ile birlikte dergi uzun bir süre sessiz kalır.

Hareket dergisinin kuruluş amacı Nurettin Topçu tarafından şöyle ifade edilir: “Hareket sahasında yegâne hâkim mefkûrenin bu vatan çocuklarının şuurunda saadet mefkûresi olmaktan çıkarak, ruhî ve hayatî kuvvetlerimizin hangileri olması lazım geldiğini, âleme de örnek olabilecek bir Rönesans hareketi içinde kendimizi bulurken hangi yollardan giderek, hangi metotlarla bu gayelere ulaşabileceğimizi göz önüne aldığımız anlarda düşündüklerimizi bu sütunlarda söyleyeceğiz.”

Avrupa’da eğitim alan Türkler arasında ahlak üzerinde çalışan ilk öğrenci ve Sorbornne’de felsefe doktorası yapan ilk Türk olan Nurettin Topçu, Fransa’da hareket felsefesinin kurucusu Maurice Blondel’i tanıyıp onun görüşlerini benimser. Hareket felsefesi 18. yüzyıldan beri Batı’da güçlenen materyalist/pozitivist düşünce karşısında insanlığın kurtuluşunu ahlak ve manevi değerlerin yükselişinde gören, ruhçu bir felsefe akımıdır. Topçu da bu akımın Türkiye’deki temsilcisidir. Topçu’ya göre insan ancak hareketten sonra özgür olabilir. Başka bir deyişle bir hareketle yeniden doğarak hem kendini hem de nesneleri değiştirir. Hareket, ferdi iradeden doğar; aile, cemiyet ve devlet aşamalarından geçerek Allah’a ulaşır. Hareket Dergisi, işte bu felsefe zemininde, Cumhuriyet döneminin modernist radikalizmine eleştiriyle yaklaşarak Anadolucu bir muhalif düşünce okulu olarak kurulmuş ve kabul edilmiştir. Basın özgürlüğünün sınırlı olduğu bir devirde ilk sayılarından itibaren din, milliyetçilik, sosyal nizam ve inkılâp gibi kavramlara, resmî görüşün dışında yeni anlamlar yüklemesi bakımından Hareket Dergisi büyük önem taşımıştır. Hatta devrin yönetimine muhalefet eden tek dergi olma özelliği ile de dikkat çekmiştir.

Hareket dergisi, 1925 yılında Mehmet Akif Ersoy’un Sebilürreşad dergisinin kapatılmasından sonra dini içerikli yayın yapan ve muhalif çizgide olan ilk dergi olarak gösterilir. Yayın hayatına başladığı dönemde açıkça İslâm vurgusu yapmadığı gibi kendisini dini içerikli bir dergi olarak da tanımlamaz. Ancak yine de dini yayınların bulunmadığı, basın özgürlüğünün sınırlı olduğu bir devirde Hareket Dergisi, ilk sayılarından itibaren din, milliyetçilik, sosyal nizam ve inkılâp gibi kavramlara resmi görüşün dışında yeni anlamlar yüklemesi bakımından önem taşır. Ahlak, sorumluluk, hizmet, hakikat, vicdan, sonsuzluk, ebedilik, iman, irade, diğerkâmlık gibi kavramlarla da bir İslâm düşüncesi verilmek istenir. Türkiye’de demokrasi hareketlerinin ve mutlak olmayan basın özgürlüğünün başladığı ikinci döneminden itibaren dergide dini makaleler yer almaya başlar. Özellikle derginin dördüncü döneminde İslâm sosyalizmi görüşü hâkim olur ve İslâmî karakterde olan bir dergi tarafından ilk defa ortaya atılan bu görüş, dergide uzun bir süre ele alınıp tartışılır. Bununla birlikte dergide fikri/felsefi tartışmaların yanı sıra sanata da önem verilir. Dergi, yayın hayatına başlamasından itibaren şiir ve hikâyeye yer verir; güzel sanatların diğer dalları ve estetik üzerine pek çok makale de yayınlanır. Derginin ilk dönemlerindeki felsefi ve fikri ağırlığa karşılık özellikle dördüncü döneminde edebiyat, Topçu’nun ölümünden sonraki dönemde ise edebî, dinî, tasavvufî araştırmalar çoğunluktadır. 43 yıl boyunca zaman zaman uzun aralıklarla da olsa yayın hayatına devam edebilen dergi, ilk dönemlerinde hareket felsefesi etrafında maneviyat, ahlak, millet kavramları üzerinden anlattığı dini, ilerleyen dönemlerinde daha yoğun bir şekilde dile getirmiştir. Türkiye’nin Batılılaşma hamlelerini de ilk döneminden itibaren açık bir dille eleştirdiği gözlemlenmektedir.

Hareket dergisi, Turancılık, komünizm, softa dincilik gibi zihniyetlerin, Anadolu çocuklarının kalp, şuur ve iradelerini Anadolu üzerinden uzaklaştırmak isteyen zihniyetler olarak görür ve kendisini, herkesi Anadolu üzerinde birleştirecek gerçek milliyetçiliğin neşir organı olarak tanımlar. (Hareket, 1974)  Nurettin Topçu’nun coğrafya olarak Anadolu’yu, tarih ve kültür olarak Selçuklu/Osmanlı tecrübesini merkeze alan, buradan en geniş ve belirleyici daire olarak İslâm’a ve özellikle tasavvufa geçen, Batı dünyasına ve insanlık tecrübesine uzanan bütüncül bir düşünce dünyası vardır. Toplum, hem anti-materyalist ve anti-komünist bir düşünce zeminine yaslanır hem de “sosyalizm” kavramını önemli bir yere yerleştirir. “İslâm sosyalizmi”, “Müslüman Anadolu sosyalizmi”, “İslâm’ın ruhçu sosyalizmi” gibi kavramlaştırmaları yazılarında sürekli kullandığı gözlemlenebilir.

Dergi, 1939-1943 yılları arasında on iki sayı olarak yayınlanır ve yayınlarını Fikir-Sanat alt başlığıyla sürdürür. Derginin ilk beş sayısında idare yeri İzmir, basım yeri İstanbul olarak görülür. Devam eden sayılarında ise idare ve basım yeri İstanbul’dur. Mayıs 1943 tarihinde yayınlanan 12. sayıda dergiye yaz tatili için ara verildiğini, bu tatil süresince yazı işlerinin eksikliklerinin tamamlanacağını, ardından yeniden yayın hayatına başlanacağı duyurulur. Lâkin dört yıl sonra Mart 1947’de yeniden yayın hayatına başlar. Bu yayın süresi 1947 Haziran’ına kadar sürer. Derginin en istikrarlı dönemi 1966 ile Topçu’nun vefat yılı olan 1975 yılları arasındadır. Ayrıca bu dönemde dergisinin ismi Fikir ve Sanatta Hareket olarak değiştirilir. Cemil Meriç’ten Beşir Ayvazoğlu’na kadar birçok isim dergiye yazılarıyla katkıda bulunmuştur. Derginin sayfa sayısı zaman zaman 100’e kadar çıkar. Öykü ve şiirin yanı sıra kitap tanıtımlarına ve özellikle kapaklarda özgün çizimlere de yer verilir.

Derginin dönem dönem yazar kadrosu değişmiş olmasıyla beraber öne çıkan bazı yazarlar şunlardır: Mehmet Kaplan, Hilmi Ziya Ülken, Ali Fuad Başgil, İsmail Kara, Beşir Ayvazoğlu, Süleyman Uludağ, Cemil Meriç, Hüseyin Hatemi, Hüsrev Hatemi ve Orhan Okay. Dergide ayrıca röportajlara, Batı ve Doğu dillerinden çeviri yazılara yer verilmiştir. Stefan Zweig, Oscar Wilde, Paul Valery, Leo Tolstoy, Emmanuel Kant, Victor Hugo, Charles Baudelaire, Mahatma Gundi, Andre Gide tercüme metinleri dergide yer alan yabancı yazarlardan bazılarıdır.

Adem Suvağcı

DİĞER YAZILAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir