Beklemek Zamana Şahitlik Etmektir

1.

İnsan, bekleyerek olgunlaşan, kendinin farkına varan bir varlık… Ama bu bekleme iradi (bile isteye) olmalı ve niyet-amaç içermelidir. O halde beklemek boş bir iş değil bilakis içinde irade ve niyet bulunan bir eylem/amel türüdür. Derviş, kalbinin kapısında nöbet tutarken, gereksiz bir bekleme içinde değildir. Bilakis kalbini saflığa kavuşturmak ve varlığı bu saflığa kavuşturduğu aynasında görmek derdindedir. Dervişin beklemesi ameldir. Her an yeni bir tecelliye mazhar olmak ve benliğinden soyunup Hakk’a yaklaşmak, kalp kapısında beklemek yani nöbet tutmak ile gerçekleşir. Ağyar kalbe girmemeli ve derviş dikkatini dağıtmamalıdır. Odaklanması gereken haricindeki her şey kısaca ağyar olarak adlandırılır. Ağyar ise beklemenin hakkını veremeyenlerin yâridir. Kalbini puthane kılanların…

2.

Adamın biri Hasan Basri hazretlerine, “Nasılsın, halin nasıl?” diye sorduğunda şu cevabı almış: “Ey dost! Otuz senedir ki, nefsimin kapısını kilitlemiş ve oturmuş, gelecek fermanı bekliyorum.” Dervişin tek derdi sevgilinin dudakları arasından çıkacak sözdür. Yâr yeter ki konuşsun. Gerekirse ayrılık ateşiyle yaksın ama yeter ki konuşsun. Âşık için, mâşuk tarafından muhatap alınmaktan daha değerli ne olabilir! Fakat bu, bir anda olmaz. Âdettir, aşığın yolu çöllere düşmeli ve böylece içindeki canavarı/nefsi fark etmelidir. Çölün ateşinde benini pişirmeli ve kendinden kendini doğurmalıdır. Böylece mâşukun karşısına çıkarken benlik derdinden yani ikilik şirkinden temizlenir. Yârin karşısından benlik izhar etmek, sadece toyluktur.

3.

İmam Şibli hazretleri anlatıyor; “Ebu Hüseyin Nuri’nin yanında bulunuyordum, onu murakabeye oturmuş olarak gördüm. Vücudundaki bir tek kılı bile kımıldamıyordu. Kendisine, ‘Böylesine güzel bir murakabe halini kimden öğrendin?’ dediğimde; ‘Benden çok daha dikkatli ve sakin bir şekilde fare deliğinde vaziyet alıp dört gözle av bekleyen bir kediden!’ buyurdu.” Âşık her an teyakkuz halindedir. Kalp kapısında beklemeli ve yâre kendini ispat etmelidir. Dünyada sadece yârin olduğunun farkına varmalı ve çokluk derdinden azat olmalıdır. Yârdan başkasını gören, şirk bataklığındaki müflistir. Bayezid Bistami hazretlerinin; “Kırk yıldır, gönlümün gözcüsü oldum. Dikkat edince belimde şirk zünnarı olduğunu gördüm.” sözünü kendine ölçü kabul etmeli, belindeki zünnarları bir bir çözmelidir. Unutmamalı ki belden kasıt kalptir, zünnar ise kalpte yuvalanan diğer sevgilerdir.

4.

Bir derviş yolculuğa çıkmış. Derdi Hakk’ı bulmak imiş. Her gittiği yerde O’na yaklaşmak için sebeple aramış, işaretleri çözmeye çalışmış. Uzun yıllar böyle geçmiş, gitmediği memleket kalmamış ama bir türlü kalbi huzura erememiş. Bu duruma canı çok sıkılan derviş dikenli bir ağacın dibine uzanıp uykuya dalmış. Başını da bir kilimle örtmüş. Uyandığında gönlünün huzura erdiğini ve Hakk’a yaklaştığını fark etmiş ve başını gökyüzüne kaldırıp şöyle demiş: “Ya Rabbi! Sen (bu çul içinde) benimleyken, ben seni bunca yıldır çöllerde (dışarıda) arıyordum.” Derviş, kalbinin kapısında beklerken, aslında kalbinde sevgiliden gayrısının olmadığının bilincine ermek istemektedir. Çünkü kalp beytullahtır. Asla başkasına yâr olmaz. Yâr olmuş hissine kapılanlar, çokluğa gönül bağlayanlardır ki bu başlı başına gaflettir. İşte derviş bekleyerek bu sanrılardan arınır, çokluk gibi görünen birliğin farkına varır. Böylece değişir. Değiştikçe ağyarın kendi sanrısı olduğunu anlar.

5.

İbrahim Havvas hazretleri anlatıyor; “Bir zamanlar, rahibin biri ruhbaniyetin gereği olarak yetmiş yıldır bir manastıra inzivaya çekilmiş, diye duydum ve Ne kadar acayip! Ruhbaniyetin (inzivanın) icabı kırk yıldır, diyerek, yanına gitmeye karar verdim.

Yaklaşınca eşiğe kadar gelerek dedi ki; ‘Ya İbrahim! Buraya niçin geldin! Ben burada oturup ruhbanlık yapmıyorum ki. Benim halka saldıran (nefs adında) bir köpeğim (var), şimdi burada oturmuş, ona buna saldırır diye halkı şerrinden korumak için köpek bekçiliği yapıyorum, yoksa ben senin sandığın gibi değilim.’

Bu sözleri işitince; ‘Sapıklığın tâ ortasında bulunan bir kuluna doğru yolu göstermeye kadir olan Allah’ım!’,  dedim. Cevaben; ‘Ey İbrahim! (Bana doğruyu göstersinler diye neden) bunca kimseleri arıyorsun? Git nefsini ara! Bulunca da onun bekçisi ol. Heva heves denen şu şey, her gün üç yüz altmış çeşit ulûhiyet elbisesine bürünmekte ve kulu sapıklığa davet edip durmaktadır!’” Derviş nefsinden emin olmayan ve bu sebeple bir an bile nöbet beklemekten usanmayan Hak yolcusudur. Âlemde, kendinden daha değersiz birini görmediği için kibir sarayına yolu düşmez. Kendinde benlik göremez ki kibirlensin! Ama bu idrak seviyesine gelmek için öncelikle içindeki köpeği (nefsi) terbiye etmeli ve bunun için gerekirse yolu yalnızlığa düşmelidir. Çile dervişi arındıran bir iksirdir. Alışkanlıklardan, genel geçer algılardan, başkası ne der putundan kurtulmak bir anda olacak iş değildir. Yârin, yüzündeki peçeyi kaldırmaması da bundandır. Benliğinden soyunmayan yârin yüzüne nazar edemez.

6.

Beklemek, yıllara, aylara, günlere, saatlere, dakikalara ve saniyelere şahitlik etmektir. Beklemek an’ın değerini bilmek ve an’da olmaktır. An’da olan zaman kaydından kurtulur. Zamansızlık âleminde nefes almaya başlayan derviş hakikatle yüzyüze gelir. Geçmişle geleceğin birleştiği “sürekli şimdiki zaman”da olmak dervişe ân-ı dâim narasını attırır: “Ancak Zu’l-Celâli ve’l-İkrâm olan Rabbinin yüzü/Zat’ı bakidir.” (Rahmân Sûresi, 27)

Sulhi Ceylan

31 Temmuz Pazar – Tuzla – Penguen Kitabevi


Beklemek Dosyası Yazıları

Tarihin Bekleyen Yüzü: Girit
Beylik Bir İş Olarak Beklemek
Beklemenin Halleri
Beklemek
Bekleyen ve Beklenen

 

DİĞER YAZILAR

4 Yorum

  • — , 22/08/2022

    bu yazısıyla içimi, dışımı, ötemi, berimi enikonu rahatsız eden yazara ayrıca teşekkür ederim. evet, samimiyetle.

  • Mail Kutusunun Başında Çaresiz Bekliyorum , 01/08/2022

    Editörümü özledim. Bitsin artık şu dosya konusu. Yoldan geçen Memduh amcaya da mı soracaksınız?

  • ... , 01/08/2022

    Âşık için, mâşuk tarafından muhatap alınmaktan daha değerli ne olabilir!

  • tb , 31/07/2022

    “Zamansızlık âleminde nefes almaya başlayan derviş hakikatle yüzyüze gelir. “

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir