Didem Keskin: Vasiyetim

Herkes dağıldıktan sonra imam gelip telkine başlayacak ve üç kere şöyle diyecek: “Ya Didem binti Havva!” Ardından bir dua okuyacak. O sessizlikte en çok annem ağlayacağı için lütfen onu susturun.  Anne kutsaldır. İslam annenin kutsallığını her vakit hatırlatır. Ben ise o esnada annemin kızı olmuş ve ölmüş olmaktan dolayı sevineceğim. Babamın o esnada ne yapacağını kestiremedim. Annemin haykırışlarına inat, o inadına sessiz kalabilir. Hayatın diyalektiği. Ben her zaman çözmeye çalıştım. Vasiyetimdir. İnsanları anlamaya çok uğraşmayın.

Bir süre boyunca cümle eş dosttan “Sanki şimdi şuradan gelecekmiş gibi…” cümlesini duymak istemiyorum. Saçmalamayın, tabiî ki gelmeyeceğim. Ama hepinizin geleceği yer orası. Hayatım boyunca orasının gidilecek değil de gelinecek bir yer olduğunu, bir varış noktası olduğunu kendime hatırlatmaya çalıştım. Çok unuttuğum oldu. Unuttuğum anlardan özür dilerim.

Banka hesabımda yüklü bir miktar olsaydı birilerine bırakabilseydim. Kredi kartımı doğru düzgün kullanmadığım için borç da bırakmıyorum. Yegâne servetim olan kitaplarımı çoluk çocuğa verin, iyice kafaları karışsın.  Pikaplarımı istediğinize verin. Küçük Prens koleksiyonumu da verin. Ne bulursanız verin. Sıkıntı yok.

Dünyaya dağıttığım sözcüklerimden gayrı bir şeyim yok. O yüzden bilgisayarımı, bu vasiyeti yazmama sebep olan Edebifikir editörüne bırakıyorum. İçinde yarım yamalak bir yığın word dosyası bulacak. Mümkünse o yazıları editör kimliğiyle derlesin toplasın. Bir yayınevine verirse, iyi iş yapacağını düşünüyorum. Bir Sadık Hidayet, Bir Virginia değildim belki ama bizim memlekette ucuz edebiyat iyi iş yapar. Hem kitabın telif bedeliyle işi bırakır ve “tembellik meslektir” derneğini kurar. Nasıl!

Cenaze törenleri, 7’si, 40’ı, 52’si gibi dinimizle alâkası olmayan merasimler istemiyorum. Merve ölümümden sonra inanmaya başlayabilir ama.  Merve İslam’la barış. Acın tüy gibi hafifler.

Adımı saçma sapan bir okula vermek gibi eylemlere girişmeyin. Eğitimden nefret edip yıllarca eğitim sektöründen kopamadım. İnanmadığım sistemde başarılı oldum, bu sisteme öğrenciler yetiştirdim. Çocuklar ölümümü bahane edip üç beş gün tatil yapsın.

Mezarımın nerde olduğunun hiçbir önemi yok. Kocaman bir çınar ağacının altı yahut denize sıfır dubleks olmasına gerek yok. Yeterince göz önünde bir hayat yaşadım, beni sessizliğe bırakın.

Fahri kız kardeşim Seher, doğacak olan çocuğunu en iyi biçimde yetiştirsin. Ona teyzelik ve entellik görevlerimi yerine getiremediysem kusura bakmasın. Parasızlıktan yapamadığımız her şeyi o çocuk yapsın. Yurtdışı masterları, dil okulları, sanat eğitimleri…

Anneannem, babaannem ve dedelerimin az zamanı kaldığının farkındayım. Bekliyorum. Onlardan öğrendiğim dualar ve şeyler, hayatımın her döneminde işe yaradı.  Benim için her daim son derece özveriliydiler. Onlar için de dua edin.

Hayatıma giren ve yüzüne tükürmek istediğim insanları affediyorum. Hepiniz onca kötülüğünüze rağmen benim için birer görevliydiniz.  Adaletin gerçekten olduğu bir yere gittiğim için mutluyum. Hayatın adisyonunun burada çok doğru ödeneceğine yürekten inanıyorum.

Kalbini kırdığım, vefasızlık ettiğim herkesten çokça özür dilerim. İnsandım, ölümlüydüm. Fani ve fenaydım dahası.  Ben dünyayı değiştirme isteğimden çok çabuk vazgeçtim ama çocuklara inanacakları bir dünya bırakmaya siz gayret edin.

İçimdeki bütün şarkılar bitti. Hamuş olmak ne güzel!

Didem Keskin

DİĞER YAZILAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir