Elveda Gençliğim

Ne mi oldu?

Öncelikle söyleyelim ki, Kadıköy; teorisi olmayan bir devrimdir. Ve yerle bir olması kaçınılmazdır. Arzu merkezli bir hayat vadetmesi sadece kaçınılmaz olanı geciktirir. Ve akacak kan damarda durmaz. Bu biline…

***

Mehmet Erikli, Raşit Küçükkürtül, Davut Bayraklı, Mustafa Yıldız ve Sulhi Ceylan Kadıköy’de buluştuklarında, ellerinde kitaplarının yanında yıllardır biriktirdikleri beklentileri de vardı. Ve bu beklentilerin hayatlarının en beklenmedik anında önlerine çıkıp “Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak” diye haykıracağını adları gibi biliyor ama her insan gibi onlar da bu gerçeği öteliyorlardı.

***

Yokuş’un gafletli çaylarını yudumlarken Mustafa Yıldız’ın suskunluğu ekibin konuşmalarını boğuyordu. Havada uçuşan proje ve kitap fikirlerinin her seferinden ademle buluşmasında Mustafa Yıldız’ın bağıran suskunluğu vardı.

***

Sulhi Ceylan’ın ısrarlı sorularına muhatap olan Mustafa Yıldız, bir türlü suskunluğunun gerçek sebebini açıklamıyor, sükûtuyla adeta bizi hırpalıyordu. Bir sükût kaç el bombası gücünde olabilirdi ki?

***

Davut Bayraklı her zamanki gibi neşeliydi. Evde hanım bekler muhabbetini yine yaptı. Biz de yine güldük. Hayat bir tiyatroydu.

***

Mehmet Raşit gittiği müzayededen kaldırdığı kitapları anlatırken, Sulhi Ceylan elinde yeni bozulan telefonunu tutuyordu. Hayat müzayedeye çıkmış ve alıcısı ise kalmamıştı.

***

Çaylar içiliyor, muhabbet ediliyor ama nedense hiç çay içilmemiş ve muhabbet edilmemiş gibi geliyordu. Havadaki nem oranı kalbimizdeki nem oranından düşüktü. Kadıköy ise bir sahil ilçesiydi.

***

Mehmet Erikli’nin elindeki 2014 Kadın takvimi, sanki Mart ayının yılın son ayı olduğunu muştuluyordu. Mehmet Erikli takvimi çantasına attığında takvimden bir yaprak değil bir yıl kopmuştu.

***

Yokuş’u bir anda saran sinsi ve bir o kadar kederli kokuyu koklayan Sulhi Ceylan, Kadıköy hakkında derin kararlar almaya başlamıştı bile. Kadıköy ise inatla gülmeye devam ediyordu.

Ekip, Yokuş’tan çıkıp usulca kaldırımda yürürlerken yanlarından geçen insanların yüzlerindeki o dehşet ifadeyle karşılaştıklarında işler hepten sarpa sarmıştı. Teorisiz bir devrimin oluşturacağı insan modeli ancak bu kadar olurdu.

***

Kadıköy sokaklarını terk ettiğimizde, artık buraya dönmememiz gerektiğini hepimiz biliyor ama hiçbirimiz seslendiremiyorduk. Dillerimizde sustuklarımız ve arkamızda ölü insanlar korosu bırakmıştık.

Elveda Kadıköy…

***

Dilimizde Tuğrul Tanyol şiiri:

Sen elimden tutunca
Deniz basardı içimi
Sen elimden tutunca, yüreğim
Yeşil yosunlara takılıp günlerce
Dip akıntıların peşisıra gitmek isterdi.

 

Edebifikir Haber Ajansı

 

DİĞER YAZILAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir