Mantık Atölyesi Ders Notları (2. Hafta)

Edebifikir-Mantık Atölyesi, 5 Ekim Cumartesi günü İstanbul Mostar Gençlik Derneğ’inde ikinci dersini gerçekleştirdi. Sulhi Ceylan bu derste; “Mantık Nedir?”, “Mantığın Konusu ve Gayesi” ve “Mantık İlminin Kurucusu Aristoteles” konularına değindi.

İşte Dersten Kesitler

“Mantık” sözcüğü, klasik Yunanca ’da “logos” sözcüğüne denk geliyor. “Logos”, düşünmek, akıl anlamında kullanılıyor. Mantık da “nutk” kelimesinden türemiş. “Nutuk”, Türkçede “söylev, ifade, anlatmak” anlamında. Fârâbî, “nutuk”u üç anlamda çıkarıyor: İnsanî nefs (akledebilme gücü), iç konuşma (nutk-i dahilî) ve dış konuşma (nutk-i hâricî).

Mantık Nedir?

“Mantık kendilerini sözlü ifadelerde gösteren, her zaman kullandığımız akıl yürütmeleri tahlil eder ve onların geçerliğini sağlayan kuralları meydana çıkarmak ister.” Yani, önermelerin doğru olması gerekir. Önermeler yanlışsa buradan yanlış sonuç çıkar. “Tüm insanlar ölümsüzdür” dediğimde kurallı bir cümle kurmuş oluyorum.  Yüklemi, nesnesi, öznesi uyumlu ama çıkarım yanlış.

“Mantık, çıkarımların geçerliliği ile önerme kümelerinin tutarlılığını denetleyen yöntem veya geçerlilik ile tutarsızlığı belirleyen kuralları konu edinen bilimdir.” Tüm insanlar ölümlüdür. Sokrates de insandır. O halde Sokrates ölümlüdür. Bu üçüncü cümle çıkarım oluyor.

Mantığın Tarihçesi

Mantığın kurucusu Aristoteles’tir. Platonla birlikte felsefenin en büyük düşünürü. O yüzden Müslümanlar Aristo’ya “Muallim-i Evvel” ismini vermişlerdir. İmam-ı Gazâlî hazretleri buna karşı çıkıyor: “Muallim-i Evvel Allah’tır” diyor. İmam-ı Gazâlî Aristo’dan mantık ilmini aldı, ona İslâmî bir elbise giydirdi. Geliştirdi ve mantık ile ilgili eserler yazdı.

Aristo, 17 yaşında Atina’ya yerleşiyor. Atina, Platon’un felsefe okuluyla meşhur. Aristo bu okula başlıyor ve neredeyse Platon’un baş talebesi haline geliyor. Daha sonra yolları ayrılıyor. Platon’un şöyle dediği rivayet edilir: “Aristoteles bize tekmeyi vurdu. Tıpkı kendilerini doğuran anayı tekmeleyen taylar gibi.” Aristo, bir zaman sonra Platon gibi düşünmemeye başladı. Bir usul ortaya koydu ve bu Platon’un sonuçlarına ters düşünce Platon’un görüşlerinden ayrıldı. Bütün görüşlerinden ayrıldı demiyorum. Konuşacağız.

Aristo’yu, “Bütün insanlar doğal olarak bilmek isterler.” cümlesi harekete geçirir. Akıl, bildikçe bilmek ister. Geleneğimizde de insanın ilme ve mal biriktirmeye doymayacağı anlatılır. Fakat ilmin zevki gibi bir zevk yok. Sadece Mârifetullah… Mârifetullah, Allah’ın bilgisi. Dolayısıyla en üstün bilgi. Gaye, ilmin kendisi değildir; işaret ettiğidir. Biz Allah deyince o ismi oluşturan harflere mi gidiyoruz? Hayır! Allah ismiyle işaret edilen zât’tır gaye. Kastedilen O’dur.

Aristoteles’in Tanrı Anlayışı

Aristo’nun Tanrı anlayışın ile bizim anlayışımız arasında pek benzerlik yok. Aristo, bir sistem kurmuş. Bu sistemde açık bir yer bırakmaması lazım. Diyor ki: “Bir dünya var, ben varım, varlıklar var, gezegenler var, ay üstü ve ay altı âlemler var. Peki, bunlar nasıl oluştu?” Bunların kendi başına oluşmasının imkânı yok. Aristo’nun felsefî bütünlüğe erişebilmesi için bunları ortaya koyan bir güce ihtiyacı var. Ona da “ilk muharrik”, yani ilk hareket ettiren diyor. Aristo’nun bir Tanrı anlayışı var fakat bu Tanrı, dünya ile pek de ilgilenmiyor. Çünkü aşkın!

Aristo, “Tanrı ne düşünür?” diye soru soruyor. “En yüksek şey, düşüncenin kendisidir. O hâlde Tanrı kendini düşünür. Tanrının kendi düşüncesinden üstün bir şey yoktur. O hâlde insan için en yüksek şey düşünmektir.” Felsefenin amacı, Tanrı’ya benzemektir. O nedir diye sorulursa cevabı düşünmektir. İnsanın tanımı da “düşünen canlıdır” Niye düşünen? “Düşünen” dediğimiz zaman diğer bütün varlıklardan insanı ayırmış oluyoruz. Yürüyen varlık deseydi hayvanlarla aynı olurduk. Düşünme, insana has bir özellik. O halde bu özellik daha çok çalıştırılırsa insan, insanlığını arttırır.

Aklın İlkeleri

Biz, bazı ilkeleri belirlemeden düşünemeyiz. Burada dört ilke var ve bunlar mantığın ana ilkeleridir. Bunlara uymadan zihin hiçbir bilgi ortaya koyamaz. Birincisi, özdeşlik ilkesi: A, A’dır. Yani bir şey ne ise o’dur, başka bir şey olamaz. Örneğin ağaca ilk önermede ağaç dedikten sonra ikinci önermede hayvan dersek anlaşamayız. Ağacın hayvan olma ihtimali yok. Akıl bunu reddeder. Doğru düşünmenin ana kuralı budur. Bu bize basit gelebilir. A, A olmazsa bir sabitemiz de olamaz. Herhangi bir hüküm karşıtıyla aynı anda olamaz. Mesela; “Bütün insanlar ölümlüdür.” Bütün’ün karşıtı hiç’tir. “Hiç bir insan ölümlü değildir” diyemeyiz.

İkincisi Çelişmezlik İlkesi: A, A olmayan değildir (vâkî’, gayri vâkî’ değildir). Yanlışa düşmemek için düşünceler arasında çelişme bulunmaması gerekir.

Üçüncüsü Üçüncü Şıkkın Çelişmezliği. Bir şey ya vardır ya yoktur. Bunun ortası olamaz. Hava ya sıcaktır ya soğuktur. (Bu arada ılık sıcaklığın içinde bir yerdedir.) Mesela cebimizde iki tane demir para varsa, cebimizden bu ikisinin dışında bir demir para çıkma ihtimali yoktur. Üçüncü hal mümkün değildir.

Son ilkeyi ise Leibniz ortaya koyuyor: Yeter-Sebep İlkesi: “Her şeyin bir var olma sebebi vardır.” Yoktan bir şey var olmayacağına göre her varlığın bir sebebi olmak gerekir. Bu ilkenin mantıktaki karşılığı ise şu: Eğer elimizde bir önerme varsa,  bu önermenin doğruluğunun bir sebebi vardır. O da bir diğer önermedir.

Mantığın Konusu Ve Gayesi Nedir?

Mantığın gayesi düşünceyi yanlışa düşmekten korumaktır. Mantık sayesinde düşünceler arasındaki farkı bilir ve doğru ve yanlış düşünceyi birbirinden ayırırız.

Mantık, zihnimizi sürekli uyarır. Doğruyu gösterir. Ve düşüncelerimizi sınar. Terimden oluşan kavram; kavramdan oluşan önerme; önermeden oluşan kıyas; kıyastan oluşan çıkarım ve bunların sistematik kurallarını inceleyen bilimdir mantık.

Aktaran: Adem Suvağcı

Mantık Atölyesi – Ders Notları – (1. Hafta)

DİĞER YAZILAR

2 Yorum

  • Mesude , 12/10/2019

    Merak ettiğim şey şu, belki derslerde değinirsiniz: Mantık bilgisini hayatın bütününde kullanmak üzere mi müslümanlar ders programlarına eklemişler yoksa sadece ilmî çalışmalarda mı?

    Merak ettiğim bir soru dile getirilmiş. Bu dersi gereksiz gördüğüm için hiç çalışmadan finale girdim. Ve maalesef ki kaldım. Şimdi mecburen çalışmak zorundayim. Sınıfı gecmek için.

    Gerçekte gerekli bir ders mi?

  • Bart Kosko , 09/10/2019

    Çok güzel anlatılmış gayet anlaşılır bir dille. Teşekkürler…Anlatandan ve bize aktarandan Allah cc razı olsun.

    Merak ettiğim şey şu, belki derslerde değinirsiniz: Mantık bilgisini hayatın bütününde kullanmak üzere mi müslümanlar ders programlarına eklemişler yoksa sadece ilmî çalışmalarda mı?

    Sormak için doğru zaman mı bilmiyorum ama dünya tasavvurumuzda, hayata bakışımızda mantık ilminin bize yan etkileri nelerdir? Zihnimizi bu etkilerden soyutlayabilip “Mevlâ neyler neylerse güzel eyler” hâline bürünmemize mâni midir?

    Alev Alatlı’ nın “Ben böyle düşünüyorum! demekle olmuyor…” kitabında şöyle geçiyor:

    “Çünkü sahici dünya Aristo’nun tanımladığı gibi değil. Bir kere hiç birşey sabit değil. Herşey heran değişiyor. Ikincisi dünya siyah- beyaz değil, gri. Kırçıl. Kesin olan hiçbirşey yok.”

    ” Gelin görün, sahici dünyada ” mantıklı düşünce” diye birşey varsa, o mantık, en iyi ihtimalle fuzzy, saçaklı mantık. Saçaklı mantığın tek bir kuralı var akla yakınlık. Birşey akla yakınsa, doğrudur.Saçaklı mantık, Batılı mantığın bittiği yerde başlar”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir