Söz Davranıştır, Şiir Nümayiş!

Günah Şehri Kadıköy’ü Bir Kez Daha Meleklerle Kuşatmak İçin

12 Ocak 2013 Cumartesi günü, zemherinin kendini iyice hissettirdiği karlı İstanbul günlerinden şiddetli yağmurlarına gark etti bizleri. Gün ikindiyi vurduğunda cep telefonlarına mesajlar düşüyordu. Günah şehri Kadıköy‘ü bir kez daha meleklerle kuşatmak için Edebifikir‘in neşeli, zinde ve gürbüz kalemleri, sinelerindeki sızıyı açık etmeden yağmur damlalarıyla, meleklerle ve mısralarla şehre inmek için hazırlanıyorlardı. Bütün martılar, sarhoş dalgalar ve metal yığını yorgun vasıtalar bütün varlıklarıyla Edebifikir’in taze ve güzel kelimelerinin dinmez savaşçılarına selamlar gönderip onları taşımak için heyecanla bekliyordu.

* Kadıköy’e ilk ulaşan Üstad Muharrem Cezbe oldu. Beyazıt Meydanı’nda Davut Bayraklı (aşırı bekâr), Muharrem Yeşilyurt ve Yusuf Girayalp Atan‘dan ayrılan kıymetli üstadımız, Beyazıt’tan Sultanahmet’e doğru yürüdü. O yürürken bulutlar akşamı karşılamak üzere hazırlanıyordu. Üstad, yavaş yavaş adımlarla kaldırımları okşarken iki asra yaklaşan hayatının derinliklerinden, gizli denizlerinden şarkılar çağırıyor her yapıda, her duvarda, her taşta biraz daha mana kapılarını açıyordu. Köprülü Kütüphanesinin önünde şöyle bir durdu. Bir nefesleneyim dedi fakat gökyüzü, onun iki asırdan beri körük gibi çalışan, bir imparatorluk genişliğindeki ciğerlerinden bir nefes aldı.

Üstad Sultanahmet’e doğru yürürken turistlerin plastik suratlarına elemli gözlerle baktı. Her yerden fışkıran İngilizce tabelalara öfkeyle baktı. Tarihin pencerelerini açıp Divanyolu’na hayretle baktı, baktı, baktı. Turistler için açılmış bir dükkânın vitrininde durdu. Orhan Pamuk‘la, haremle vs. yemlenmek için ortalarda tavuk gibi dolanan turistlere acıdı. Vitrinde plastik, sahte bir hediyelik eşya ile pırıltılı, yaldızlı, yükte ağır pahada hafif mi hafif kitaplara istihza ile baktı.

Üstad Muharrem Cezbe, Eminönü’nden Kadıköy vapuruna bindiğinde akşam ezanının okunmasına yaklaşık yarım saat vardı. Vapurda uzaklara, adalara ve mazide kalmış eski şuh bakışlara doğru şöyle bir hislendi. Kadıköy’e indiğinde İskele Camii‘ne doğru yürümeye karar verdi. Üstad camiye yaklaşmışken akşam ezanı okunuyordu.

* Üstad kitapçıları kolaçan edip buluşma yerine doğru adımlamaya başladığında yolda genç hikâyecilerimizden Yunus Emre Özsaray‘ı gördü ve onunla bütün Kadıköy’ün ruhsuzluğunun aksine samimî bir şekilde kucaklaştılar. Yunus Emre Özsaray’ın İz Yayınları’ndan üç-dört gün önce bir hikâye kitabı çıkmış. Üstad, bu güzel haberden ötürü hikâyecimizi tebrik etti ve hayır duada bulundu. Hikâyecimizi, müsait olduğu bir gün için Edebifikir meclisine katılmaya davet etti.

* Buluşma saati 18.30 diye tayin edilmişti. Saatler 18.30’u gösterdiğinde Kadıköy’e melekler kelimenin tam anlamıyla hücum ediyordu. Öyle coşkun damlalar şehri vuruyordu ki insan bu günah şehrinin cerahatini, cenabetini ancak bu yağmurların temizlediğini düşünüyordu. O esnada Üstad Muharrem Cezbe, İskele Camii’nin içinde, elindeki fanzinden Enis Batur‘un şiir diye yazdığı rezaleti kıraat ederken Sulhi Ceylan‘ı bir muştu gibi; yağmur damlalarıyla, meleklerle hemhal olmuş vaziyette karşısında buldu. Kırk yıl görüşmemiş gibi sarıldılar. Biraz önce Fedai Başkan aramış, üstattan Yakup Kadri‘nin “Yaban” isimli çırpıntısını kendisi için alıp alamayacağını sormuştu, biraz sonra Yokuş Çayevi‘nde olacağını söylüyordu Fedai Başkan. Edebifikir’in kıymetli mübdî ve münşî Sulhi Ceylan ise Selman Karabul‘un yolda olduğu haberini getirmişti.

* Saat 18.50 civarında Sulhi Ceylan, Mustafa Selman Karabul, Ahmet Aslan ve Üstad Muharrem Cezbe Mefisto‘nun önünden Bahariye Caddesi’ne doğru yürürken bankaların önünde iki Çingene kadın bütün Kadıköy kendilerine bahşedilmiş gibi serin oturuyor, şiddetli yağmur damlaları greenpeace çocuklarını yıldırmıyor ve günah şehrinin sızlanmaları uğultudan duyulmuyordu. Mühürdar Caddesi’nden Oyun Atölyesi’nin olduğu caddeye geçtiler. Selman’la Ahmet meclise derviş işi bir ikram ile, poşetlerindeki güzelim simitlerle katılacaklardı. Babil Sahaf‘a Ahmet Aslan (bekâr), Selman Karabul (bekâr) ve Üstad (tövbekâr) uğradılar. Sulhi Ceylan (tövbekâr) önden gitti. Mustafa Çolak (evli) Yokuş Çayevi’ne çoktan ulaşmış, sabırsızlanıyormuş, arıyormuş.

* Sahafa uğrayanlar Yokuş Çayevi’ne ulaştıklarında Mustafa Çolak, Edebifikir’in ayrılmaz parçası Fedai Başkan, “süzgün taşralı kızlar korosu” mısraından kopup gelmiş gibi duran Abdullah Karaca ve uzun saçlarının altında bir hazine saklıyor gibi duran Sulhi Ceylan koyu bir muhabbete dalmış vaziyetteydiler. Muhteşem tebessümüyle Rizeli Kemal kardeşimiz Edebifikir erbabını ağırlıyordu. Tabureler çekildi, sehpalar yanaştırıldı. Çaylar bardakları doldu, boşaldı, doldu… Fakat “Çaycı doldur ilaç kokulu çaydan / Dakika düşelim senelik paydan” mısralarını anmak için Davut Bayraklı orada bulunmuyordu. Bu sağcı köhne klişe de böylece yerine getirilmedi çok şükür.

* Oruç Aruoba‘nın kıymeti vurgulanarak anıldı ve Edebifikir’de iktibas edilen metnine dikkat çekildi. Biraz sonra Davut Bayraklı’nın telefonla bildirmesiyle, Sezai Karakoç‘un bir soğuk algınlığı geçirdiği ve Cumartesi günkü mutad konuşmasını gerçekleştiremeyebileceği haberi alındı.

* Meclisimize Emre Baştuğ, Rıza Can Ermiş ve Muhammed Ali isminde bir arkadaş beraber geldiler. Onlardan sonra Ahmet Furkan Erdem ve Muharrem  Evbaş katıldı. Ortaya çıkan listeden de anlaşılacağı üzere Edebifikir son zamanlarda düzenlediği nümayişlerin en cerbezeli, hareketli olanlarından birini gerçekleştirdi. İlerleyişimiz bizi ümitlendiriyor. Gün gün, sokak sokak Kadıköy’ü ruhunu ele geçiriyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Haliç’e, Karadeniz’den bir kanal açarak Haliç’in temizlenmesini sağlamış. Biz belediyenin yapması gereken vazifeyi Edebifikir olarak gönüllü gerçekleştiriyoruz. Mana kanallarını Kadıköy’e açıyoruz.

* Gelecek nümayişler konuşuldu. Rıhtımda gerçekleştirilecek şiir nümayişi için heyecanlı teklifler var. Kadıköy rıhtımında büyük bir kalabalık eşliğinde şiir okuyacağız. Edebifikir olarak “şiir gecesi”, “şiir akşamı” uyduruk, sakil ve münasebetsiz isimleri reddediyoruz. Söz davranıştır, şiir nümayiş! Kadıköy’de şiir nümayişi düzenleyeceğiz inşallah. Bu konuda bize gelecek samimî teklifleri bekliyoruz. Ayrıca Edebifikir okuyucularının bu şiir nümayişine katılmak için heyecanla beklemelerini tavsiye ediyoruz.

* Mostar dergisinin Ocak 2013 tarihli 95. sayısı masadaydı ve dergiyle alakalı görüş alışverişi yapıldı.

* Edebifikir’in Sezai Karakoç dosyasıyla gerçekleştirdiği atak konuşuldu. Edebifikir’in okur kitlesini biraz daha genişletmek niyeti tekrar beyan edildi. Edebifikir’in yazar kadrosuna takviyeler yapılması yine gündemdeydi. Rıza Can Ermiş, aklında yeni yazı düşünceleri olduğunu söyledi. Yakında Rıza Can Ermiş’in devamlı Edebifikir’de yazan bir kalemşör olmasını bekliyoruz.

* Emre Baştuğ‘un Şirince’den dönmesine rağmen yerinde duramadığı, Irak’a ve Bosna Hersek’e gideceğini öğrendik. Bütün bu seyahatleri ve hareketli gündemi içerisinde fotoğraf makinesi, ses kayıt cihazı ve not defteriyle dolaşan Emre Baştuğ’un yakında suskunluğunu bozacağını seyahatlerini aktaran metinler ve yepyeni mülakatlarla döneceğini ümit ediyoruz. Edebifikir olarak kendisini uyarmayı da ihmal etmiyoruz. Tuzaklara gelmeyesin Emre, bak Orhan Pamuk da Amerika’dan dönünce bozuldu diye tembihliyoruz. Öyle değil mi Hilmi?

*Fedai Başkan, bir ara kaybolarak Edebifikir meclisine tatlıyla döndü. Tatlı yiyip tatlı konuşan cemaatimiz saat 21 sularında muhabbeti Kadıköy sokaklarına taşımak için ayaklandı. Selman ve Ahmet,  metrobüse gitmek için Söğütlüçeşme’ye yöneldi. Geri kalan yoldaşlar, Mühürdar’a doğru inerken grubumuzdan “Evet, İsyan” şiirinden mısralar okunuyordu.

DİĞER YAZILAR

2 Yorum

  • edebi_nakkas , 14/01/2013

    vallahi Üstad Muharrem Cezbe’nin enaniyetinden sayfanın yarısı murdar olmuş
    şu meşhur yokuş çay evi mekanında konuştuklarınızdan bir kaç kelam da bizler duymak istiyoruz
    öyle geçiştirmeyin lütfen bu toplantılarınızın içeriklerini

  • mansuruftade , 14/01/2013

    edebifikir ekibi coşmuş anlaşılan…ama aydoğan k hala yok ortalarda!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir