Felsefe Öğreniminden Önce Bilinmesi Gereken Konular

Yazan: Fârâbî – Çeviren: Mahmut Kaya

<Felsefe öğreniminde önce bilinmesi gereken konular> adıyla sunduğumuz bu çalışma, Fârâbî’nin <Risale fima yenbeği en yukaddeme kable teallumi’l felsefe> isimli eserinin tercümesidir. F. Dietereci’nin <el-Semeratu’l-mardiye> adıyla yayınladığı (Leiden, 1890) risaleler arasında yer alan metin, tercümede esas kabul edilmiştir.

Meşşâî felsefesi içi bir metod denemesi mahiyetinde olan bu kıymetli eserin, bugüne kadar tam ve sıhhatli bir nüshasına rastlamak mümkün olmamıştır. Metinde yer yer görülen kopukluklar ve eksiklikler okuyucunun dikkatini çekecektir. (Mahmut Kaya)

***

Ebû Nasr el-Fârâbî der ki: Aristo temel olarak alınırsa, felsefe öğrenmeden önce bilinmesi gereken dokuz konu vardır. Birincisi, felsefedeki okullarının (el-fırak) adlarını bilmek. İkincisi, Aristo’nun, kitaplarının her birinde neyi amaçladığını bilmek. Üçüncüsü, felsefe öğrenmeden önce hangi disiplininden başlamak gerektiğini bilmek. Dördüncüsü, felsefe öğrenmekten amacın ne olduğunu bilmek. Beşincisi, felsefe yapmak isteyenin takip etmesi gereken metodu bilmek. Altıncısı, kitaplarının her birinde nasıl bir üslup kullandığını bilmek. Yedincisi, Aristo’yu kitaplarında zor üslup kullanmaya sevk eden sebepleri bilmek. Sekizincisi, felsefe yapmış olan kimsenin tutum ve davranışlarının nasıl olması gerektiğini bilmek. Dokuzuncusu, Aristo’nun kitaplarını okumak isteyenin bilmek zorunda olduğu hususlar.

1- Felsefe Okullarının Adları

Felsefedeki okullar, adlarını -terminolojik olarak- yedi şeyden almışlardır: Birincisi, felsefe öğretmeninin adından. İkincisi, felsefe öğretmeninin yetiştiği şehirden. Üçüncüsü, öğretim kurumunun bulunduğu yerden. Dördüncüsü, okuldaki yönetim ve davranış biçiminden. Beşincisi, mensuplarının felsefe hakkındaki görüşlerinden. Altıncısı, mensupların felsefe öğreniminin amacını belirleyen görüşlerinden. Yedincisi, mensuplarının öğretim sırasındaki hareket tarzlarından.

a) Adını felsefe öğretmeninin adından alan okul phythagorascılıktır.

b) Adını filozofun yetiştiği şehirden alan Cyrene (Kirene) okuludur.

c) Adını öğretim kurumunun bulunduğu yerden alan Stoa okuludur. Bunlar Chrycipposculardır. Atina tapınağının revakları (galeri) altında öğrenim gördükleri için kendilerine bu ad verilmiştir.

d) Adını okuldaki yönetim biçiminden ve yöneticilerin davranışlarından alan Kynikler (el-Kelbîyûn – Köpeksiler) okuludur. Bunlar Diogenescilerdir. Devletin koyduğu kanunları hiçe saydıkları için, yakınlarında ve dostlarına sevgi, başkalarına kin besledikleri için kendilerine bu ad verilmiştir. Çünkü böyle bir davranış sadece köpeklerde vardır.

e) Adını mensuplarının felsefe hakkındaki görüşlerinden alanlar Pyrhon (Pirron) ve Pyrhoculardır. Bunlara “Engelci” (el-Mânia) adı verilir. Çünkü bunlar, insanların bilgi sahibi olmalarına engel olunmasını savunurlar.

f) Adını mensuplarının, felsefe öğreniminin amacını belirleyen görüşlerinden alan okul Epikuros ve Epikuroscuların bağlı olduğu Hazcı okul (Fırkat’ul-lezze-Hedonistler) dur. Bu okul mensupları, felsefenin en son amacının haz ve lezzet olduğunu savunurlar.

g) Adını mensuplarının hareket tarzından alan okul Meşşâîler (Peripatetikler-Yürüyenler) dir. Bunlar, Aristo ve Eflatunculardır; çünkü bu iki filozof, ruhla birlikte beden de eğitilsin diye yürüyerek öğretim yaparlardı.[1]

2- Arsito’nun Eserlerinin Sınıflandırılması

Aristo’nun eserlerinin bir kısmı küçük, bir kısmı büyük, bir kısmı da ikisi arası orta tip eserlerdir. Küçük olanlar, sadece bir konuya ait olup, bunlar Aristo’nun mektuplarıdır. Büyük eserlerin bir kısmı ilmî, bir kısmı da felsefîdir. Felsefî eserler de konuları itibariyle özel ve genel olmak üzere ikiye ayrılır. Özel konulara ait eserlerin bir kısmı teorik, bir kısmı da pratik felsefe bilgisi verir. Diğerlerinin bazısı metafizik, bazısı fizik, bazısı da matematik alanlarındadır.

Fizikle ilgili kitapların bir kısmı tabiî varlıkların genel ilkelerini, bir kısmı da sadece bir fizik (tabiat) olayını konu alan eserlerdir. Tabiî varlıkların genel ilkelerini veren kitabın adı Sem’u’l-kiyan (Physica-Fizik) dır. Bu eser, bütünüyle varlığın ilkelerini, bir bakıma ilke sayılanları, ilkelere bağlı olarak ele alınan problemleri ve bir bakıma ilke sayılanlara bağlı olan meselelerin bilgisini verir.

İlkeler madde ve surettir (form-şekil). Gerçekte ilke olmadığı halde bir bakıma ilke sayılanlar…[2] İlkelere bağlı olarak incelenen problemler zaman ve mekân kavramalarıdır. Bir bakıma ilke sayılanlara bağlı olarak incelenenler ise boşluk ve sonsuzluk kavramlarıdır.

Sadece bir tabiat olayını konu alan kitapların bir kısmı oluşmayan (el-eşya elletî lâkevn lehâ), bir kısmı da oluşan (el-eşya el-mukevvene) varlıkların bilgisini verir. Oluşmayan varlıklar hakkındaki bilgilerin bazısı genel, bazısı da özel nitelikteki bilgilerdir. Oluşan varlılar…[3] Bütün varlıklarda genel olan değişme (istihâle-transformation) ve Hareket prensibidir. Değişme konusu Aristo’nun el-Kevm ve’l-fesâd (De Generetione et Korruptione – Oluşma ve Bozulma) adlı eserinde; hareket hakkındaki bilgiler ise el-Semâ (De Caelo-Gök hakkında) adlı kitabının son iki bölümünde bulunmaktadır.

Belirli bir tabiat olayını konu edinen eserlerin bir kısmı basit, bir kısmı da birleşik varlıkların bilgisini verir. Basit varlıları inceleyen kitabın adı el-Âsâr el-ulvîye (Meteorologica-Meteoroloji) dir. Birleşik varlıkların bilgisi de genel ve özel olmak üzere ikiye ayrılır. Birleşik varlıklar hakkındaki genel bilgiler el-Hayvân (A nimalium-Hayvanlar)[4] ve el-Nebât (Bitkiler)[5] adlı kitaplarda bulunmaktadır.

Birleşik varlıklarla ilgili özel bilgilere ise fi’l-Nefs (De Anima-Ruh hakkında) ve el-Hıss ve’l-mahsus (De Sensu et Sensatu – Duyu ve Duyulan nesneler) adlı eserlerinde yer vermiştir.

Matematik ilimleri alanındaki kitaplarına gelince, bunlar el-Manâzır (Optik), el-Hutût (Geometri) ve el-Hıyel (Mekanik) adlı eserlerdir.

Pratik felsefe alanındaki kitapların bir kısmı ahlâkı iyileştirme, bir kısmı devlet idaresi, bir kısmı da ev idaresiyle ilgili eserlerdir.

Felsefede kullanılan mantıkî istidlâl ile ilgili kitaplara gelince, bunların bazısı Burhan İlmi (Analitikler) nden önce okunur; bazısı Burhan’ın kurallarını verir; bazısı da Burhan İlmi’nden sonra okunmalıdır. Burhan İlmi’nden önce okunması gereken kitapların bir kısmı mantıkî istidlâli meydana getiren önerme bilgisini; bir kısmı da mantıkî istidlâlde kullanılan öncüllerin yapısını inceler. Mantıkî istidlâli meydana getiren önermelere ait bilgi Aristo’nun Peri Hermenias  (Önermeler hakkında) adlı kitabında bulunmaktadır. Mantıkta kullanılan öncüllerin yapısını inceleyen el-Hadd kitabıdır ki, buna Kategorias (Kategoriler) adı verilmiştir. Burhanın kurallarıyla ilgili bilgiler, burhan hakkında kitaplardan (Analitikler) öğrenilir. Bu kitaplardan bazısında mantıkî istidlâlin şekli, bazısında da ilkesi öğretilir. Mantıkî istidlâlin şekli Aristo’nun el-Kıyas adlı kitabında yer alır, bu da Analitica diye adlandırılır. Mantıkî istidlâlin ilkelerini öğreten el-Burhan adlı kitaptır ki, bu Apodiktika adıyla bilinir.

Burhan İlmi’nden sonra okunması gereken kitaplara gelince, bunların sayesinde doğru isbatla yanlış ispat birbirinden ayırt edilir.

Bu ispat şekillerinden bir kısmı sırf hayale[6] dayanır; bir kısmında ise hayalle hakikat eşit durumdadır. Sırf hayale dayanan ispat şekli Sınâat el-şi’r (Poetika-Şiir Sanatı) adlı kitabında bulunur. Hayalle hakikatin karışık olduğu ispat şekline gelince, bunların bir kısmında hayalle hakikat eşit; bir kısmında hayal hakikate baskın, diğer bir kısmında ise hakikat hayale baskın durumdadır.

Hayal ile hakikatin eşit olduğu ispat şekli Aristo’nun Hitâbet Sanatı (Rhetorika-Sınâatu’l-hutâba) kitabında; hakikatin hayale baskın olduğu ispat şekli Tartışma Yerleri (Topika-Mavazı’ul-cedel) adlı kitabında; hayalin hakikate baskın olduğu ispat şekli ise Demagoglar Sanatı (Sofistika-Smaatu’l-mugalıtîn) kitabından öğrenilmektedir.

3- Felsefe Öğrenmeden Önce Hangi Disiplinden Başlamalı

Felsefe öğreniminden önce ilk okunması gereken ilme gelince, Eflatuncular bunun geometri olduğunu savunurlar ve bu konuda Eflatun’u tanık tutarlar. Çünkü o, mabedinin kapısına “Geometri bilmeyen yanımıza uğramasın” ibaresini yazdırmıştır. Zira geometrik ispatlar ispatların en doğrusudur. Theofrastosculara göre önce ahlâk ilminden başlamalı. Çünkü kendi ahlâkını düzeltmeyenin, bir ilmi doğru olarak öğrenmesi mümkün değildir. Eflatun’un “Tertemiz olmayan tertemiz olana yaklaşmasın” sözü ile Hopikrat’ın, “İçi temiz olmayan bedenleri besledikçe, onların kötülüğünü attırırsın” sözü, bu görüşün doğruluğuna tanıktır. Saydalı Boethus, önce fizik ilminden başlanmasını savunur. Çünkü fizik, kişinin en yakınında ve içli dışlı olduğu bir ilimdir. Onun talebesi Andronikos ise, önce mantıktan başlanmasını önerir. Zira mantık, her şeyde doğruyu yanlıştan ayıran bir âlettir.

Bur görüşlerden hiçbirini yabana atmamak gerekir. Çünkü felsefe ilmine başlamadan önce arzu ve isteklerin sadece fazilete yönelmesi için nefsin şehevî arzularını yenerek ahlâkı iyileştirmek gerekir. Gerçekte fazilet işte budur. Sanıldığı gibi maddî hazlar veya üstün gelmenin verdiği zevk gerçek fazilet olamaz. Fazilet, ahlâkı iyileştirmekle kazanılır; bu ise sadece sözle değil, davranışlarda da kendini göstermelidir. Felsefeye başlamak isteyen, ahlâkını düzelttikten sonra zihin gücünü (el-nefs el-nâtıka) geliştirmelidir. Çünkü zihni hata yapmaktan ve yanlış yola sapmaktan koruyan doğru metot bu sayede öğrenilir. Bu da Burhan İlmi’nde eğitim görmekle olur. Burhan (istidlâl) geometrik ve mantıkî olmak üzere ikiye ayrılır. Şu halde önce yeteri kadar geometrik ispat şekilleri üzerinde, sonra da mantık ilminde eğitim görmelidir.

4- Felsefe Öğrenmenin Amacı

Felsefe öğrenmekte amacın ne olduğu hususuna gelince; amaç, yüze Yaratıcı’yı bilmek, O’nun hareket etmeyen (değişikliğe uğramayan) BİR olduğunu, her şeyin etken sebebinin O olduğunu; O’nun, kendi cömertliği ile hikmet ve adaleti ile bu âleme düzen veren olduğunu bilmektir.

Filozofun yapması gereken şey de insanın gücü ölçüsünde Yaratıcı’ya benzemektir.

5- Felsefe Yapmak İsteyenin Takip Etmesi Gereken Metod

Felsefe yapmak isteyenin takip etmesi gereken metod, pratiğe yönelmek ve böylece en son amaca ulaşmaktadır. Pratiğe yönelmek ilimle olur; ilim de pratikle tamamlanır. Fakat fizik bilmeden en son amaca varılamaz. Çünkü fizik, bizim en kolay anlayabileceğimiz ve bize en yakın bir alandır. Bundan sonra geometri gelir. Pratikte en son amaç ise insanın önce kendi ahlâkını, sonra da başkalarını yani evindekilerin veya kentindekilerin durumunu iyileştirip düzeltmekle mümkün olur.

6- Aristo Eserlerinde Üç Çeşit Üslûp Kullanmıştır

Kullandığı üslûp bakımından Aristo’nun eserleri üç gruba ayrılır:

a) Özel yazılarında, ayrıntılardan uzak, kısa ve özlü üslûp kullanır.

b) Yorumlamalarında (fî tefâsîrihî) kapalı ve dolambaçlı üslûbu tercih eder.

c) Mektuplarında ise bu konuda uyulması gereken açık ve kısa ifade kuralına sıkı sıkıya bağlıdır.

7- Aristo Niçin Kapalı Üslûp Kullanmıştır?

Aristo’nun kapalı üslûp kullanmasının üç sebebi vardır: Birincisi; öğrencinin öğrenmeye yetenekli olup olmadığını anlamak. İkincisi, felsefeyi herkese değil, sadece ona lâyık olanlara yaymak. Üçüncüsü, zor olanı anlamak için zihni yorarak eğitmek.

8- Aristoculuğu Öğreten Kimsede Bulunması Gereken Nitelikler

Aristo’nun ilmini öğreten kimsede bulunması gereken nitelikler şunlardır:

a) Yukarıda sayılan nitelikler kendisinde bulunmalı,

b) Şehvet duygularını yenerek ahlâkını düzeltmeli ki arzu ve isteği hazza değil sadece gerçeğe yönelmiş olsun.

c) Bunun yanı sıra doğru ve sağlam bir iradeye sahip olabilmek için zihnî melekelerini geliştirip güçlendirmeli.

d) Aristo’ya karşı tutumuna gelince, ona olan sevgisi, onu Hak’tan üstün tutacak dereceye varmamalı ve Aristo’ya duyulan güveni sarsacak kadar da aleyhinde bulunmamalı.

e) Aristoculuğu öğreten hocanın öğrencilerine karşı davranışı da ne çok sert ne de aşırı yumuşak olmalı. Çünkü şiddetli baskı, öğrencinin hocasına karşı kin ve nefret duymasına yol açar. Hocanın aşırı derecede alçakgönüllü davranışı da öğrencinin onu hafife almasına, şahsına ve bilgisine karşı güveninin sarsılmasına sebep olur.

f) Aşırı bir hırsla ve devamlı çalışma konusuna gelince, denilmiştir ki sürekli damlayan su, taşı deler.

g) İlimden başka şeyle az meşgul olmalı. Çünkü değişik şeylerle çok meşgul olmak, meşgul olanı düzensiz ve tertipsiz bir hale getirir.

h) Ömür uzun olmalı. Ne var ki, Hipokratın dediği gibi, şayet bedeni tedavi etmek ömrü uzatıyorsa, ruhu tedavi etmek çok daha önemlidir.

9- Aristo’nun Kitaplarını Okuyanın Bilmek Zorunda Olduğu Hususlar

Bu konuda şu huşuların bilinmesi gerekir: Birincisi, mantık kitabı (Organon); İkincisi, Aristo’nun nasıl yararlanılacağı; üçüncüsü, kitaplarına neden bu isimlerin verildiği; dördüncüsü, kitapların ona ait olup olmadığının doğruluk derecesi; beşincisi, kitapların sıra düzeni; altıncısı, kitaplarında kullandığı terminoloji; yedincisi, her kitabın kaç bölüme ayrıldığı bilinmelidir.

Kıyas iki şeyden oluşur; birincisi, kıyası meydana getiren öncüller; ikincisi, kıyasın teşekkül ettiği figürler. Kıyas figürlerine ait bilgi Analitikler kitabında yer almaktadır. Öncüller ise terim ve önermelerden oluşur ki bunlar bir ifadenin temek elemanlarıdır. Önermede “konu”yu niteleyen kategoriler (ecnâsu’l-eşya el-bâsita) on tanedir. Buna ait bilgiler Aristo’nun el-Makûlât (Kategorias) kitabından; önermelere ait bilgiler Peri Hermeneias kitabından; kıyası oluşturan öncüllere ait bilgiler ise el-Burhan (Analitikler) kitabından öğrenilir. Bu kitapların hepsini felsefeden önce[7] okumak gerekir. Çünkü bu kitaplar, okuyucuyu önerme ve öncüller arasındaki ilişkiyi anlamaya sevk eder.

Geriye, Aristo’ya ait kitapların bölümlerini öğrenme konusu kalıyor ki, bunu da her kitabı okurke öğrenmek gerekir.

RİSALE SONA ERDİ

Dipnotlar

[1] Ünlü Mütercim Humeyn İbn İshak’tan gelen yanlış bir telakki, bazı İslam kaynaklarında da yer almış ve peripatos deyimini hem Eflatuncular hem de Aristocular için kullanmışlardır.

[2] Metinde kopukluk vardır.

[3] Metinde kopukluk vardır.

[4] Aristoteles’in zooloji alanındaki Historia animalium, De partibus animalium ve De Generatione animalium adını taşıyan üç ayrı eseri, klasik İslâm kaynaklarında bir tek kitap olarak ve Kitabu’l hayvan adıyla geçmektedir.

[5] Aristoteles’in botanikle ile ilgili günümüze kadar ulaşan othentik bir eseri mevcut değildir. Fârâbî’nin burada sözünü ettiği ve sonraki İslâm kaynaklarında da yer alan eser, İshak İbn Huneyn’in Nikolaus’un tefsirinden Arapçaya çevirdiği apocryphe bir eserdir.

[6] Bu ifade metinde “sırf yalana dayanır” şeklindedir. Fakat filozofun burada kasdettiği şey, realitesi olmayan ve hayale dayanan ikna metodudur. Bu sebeple “yalan” yerine “hayal”i kullanmanın daha isabetli olacağını düşündük.

[7] Bu ifade metinde yanlış olarak “mantıktan önce” şeklinde geçmektedir.

DİĞER YAZILAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir