Cennet’e Nereden Girilir?

Huuuuhh

Siz de mi?

Evet, ben de.

Geçmiş olsun.

Teşekkürler.

Siz de mi peki?

Evet, ben de.

Size de geçmiş olsun.

***

(Kıyafetleri düzgün. Saçlarını özenle tarayanlardan. Bize hiç benzemiyor. Doğru yerde olduğundan emin mi acaba?)

Boş ver deşme adamı. Kim bilir ne derdi var.

Neden huh diye sorsam?

Tutamadı yine şu olmaz olasıca çenesini!

(Avucu göğsünde) Bilmiyorum. Burama bir şey çöküyor sanki. Nefes alamıyorum.

Al benden de o kadar. Ben de yıllardır aynısını yaşıyorum. Tedirgin olmana gerek yok. Sorun olmuyo, nefes alabiliyosun yani biyolojik olarak, ölmüyosun. Ben çok denedim ama olmadı.

Neyi?

Ölmeyi!

Hı!

Saçmalama.

Bırak da iki çift laf edelim şunla sıramız gelene kadar.

Seni kaçık!

Akşam ki kitaptan devşirdin bunu biliyorum.

Geçimsiz.

Hırsız, bak…

Ne halin varsa gör. 

(Gitti, bilmem ne zaman döner.)

(Sarı koridor. Pıtır pıtır adımlarla şıkır şıkır yürüyen kadınlar. Hastaneye değil matineye gelmişler. Köşede birisi ağlıyor. Nöbeti devreden asistan. Dişlerini temizliyor müstahdem. Kimler geldi kimler geçti buradan. Babamla gelmiştik. Yakaladığım uzun, kuru parmak. Ballı şurup. Ecevit. Erbakan Hoca. Yumuşak geçişler yaşıyor ülkem. Güneş. Güzel güneş. Karanlıktan değil alacakaranlıktan korkmalı insan. Allah kabrimizi aydınlatsın.)

Doktorun dediğine göre bizim en verimli tedavi sürecimiz yine bizmişiz?

Nasıl yani?

Ölmüyoruz ya işte ondan. Karşında senin gibi birisi olup da ölmediğini gördüğünde rahatlıyormuşsun.

Anlayamadım?

(Çenesi sarkık, şaşırmışa benziyor. Nedensiz bir keyif parmaklarımda! İstesem daha da şaşırtabilirim onu. Pek bitirim oluyorum bazen. Olmamalı, yapmamalıyım bunu ama “bitiriyorum” işte.)

Anlayamayacak ne var canım? Hepimiz yaşıyor olmalı bu tür şeyleri.

İlginç.

(Yayıldı, ellerini göbeğine koydu. Göbek yok. Karnı kavisli. Huh yaptı yine. Pek daralıyor belli.)

Drajeye ne dersin?

Hayır, sağ olun.

(Çar çabuk samimi oldum. Evet, olmamalıydı. Ben pişmandım! 17 sene evvel. Hep bundan kaybediyorum ben. Ne demişti Alice, Harikalar Diyarı’nda iken Troçki’ye; “Fazla merhamet adaletten sayılmaz.” Sonra tezgâhın arkasından bakarken nasıl haykırıyordu Cengiz Han; “İşine gelmiyorsa başka yerden al.”)

(Kalabalık. Kokuyor. Yaşarken ölenlerin kokusu bu semirdiğim. Ağlayan çocuk, ağlama artık çocuk! Oyuncağı olsa susardı. Cennete girmek zor olsa gerek.)

Halıya serilip tavanı izlemekle, tavana uzanıp halıdaki kendimi izlemek arasında bir fark olup olmayacağını tecrübe etmek için günlerce uğraştım ben. Sonunda, aynı anda iki yerde olunamayacağını öğrenmiş bulunarak vazgeçtim bu arzumdan. Doktora anlattığımda mantıklı olanında bu olduğunu söyleyerek tebrik etmişti beni.

Mecburen istemediğim bir yerdeyim şimdi;

annesinin zoruyla düğüne giden bir kız,

sınavda kalçasını kaşıyan bir öğrenci,

susarak bulunduğu yerden bir an önce tüymeyi planlayan ganyancı,

sürgün edilmiş bir Allah dostu,

Boğaziçi Aşireti’ne mensup bir din düşmanı,

500 T’de bir teyze,

Kıbrıs’ta askerlik yapan dilsiz çocuk,

kaderine itaat etmiş bir, bir şey, evet neyim ben?

Bana mı söylediniz?

Yani, işte. (Adam gerildi gibi.)

Boşverin siz beni. Ne zamandır var bu rahatsızlık?

2 yıldır çekiyorum.

İlaç falan?

Tabiî var düzenli olarak kullandığım.

(Nereye kayboldu bu? Onla da onsuz da olmuyor. Neyse.)

Bende de 3 yıldır var azizim. İlk başlarda bankamatik gibiydim. 7/24 öleceğimi sanıyordum. Sanki herkes bana ölüyordu. Dominik’teki uçak kazası bile beni evimden çıkmamaya ikna edebiliyordu. Neymiş, hadi uçak evlerin arasına düşerseymiş! Cüzdan ağzına kadar dolu olur her zaman. Parayla değil haa adres bilgilerimle. Bi yerde yıkılır kalırsam rahatlıkla bulabilsinler beni diye. Sonra en ufak bir ağrı kalp settesi belirtisi olabilir. Koş doğruca acile. Şakır şukur, EKG, EMG, GS, FB, TS, BJK… Hepsi temiz. Hadi eve. İşe oğlumla gider, babamla dönerdim. Burnuma sprey sıkar, banyo yaparken kapıyı açık bırakırdım. Tedbirli olmak lazım. Takdir Allah’tan…

(Sustu. Ayaklarıyla ritim tutuyor. Etrafına bakınıyor. Cevap da vermez oldu. Sıkıldı bu sıkıldı bildim ben. Ben hep bilirim zaten. En sonunda da haddimi bildim iyi mi?)

İsim neydi?

Fırat.

Ben de Rıza. Mahallede Panik Rıza derler. İş yerinde Rıza Bey. Müdürün yanında Panik Rıza Bey.

Memnun oldum.

***

(Konuyu değiştirmeli. At, çiçek, böcek… Bilumum psikiyatrik materyallerden söz etmeli…)

Susar mısın?

Geldin mi? Nerdeydin?

İçinde.

Dalga geçme, kantindeydin?

İçindeydim dedim ya!

Hadi öyle olsun. (Bu da aynısı)

Adı Fırat, tanıştırayım.

Yazık ona.

Kes!

Neden kendi kendinize konuşuyorsunuz Rıza Bey. Bi sorun mu var?

Yok anam babam ne sorunu olacak. Ben de sizin gibi işte… Dert etmeyin.

Dert ettiğim yok da korkutuyorsunuz beni.

Neden ki?

Hareketleriniz bi garip.

Farkımız olmadığını düşünmüştüm. Farklılıklara tahammül edebildiğimiz kadar demokratız, moderniz, şuyuz buyuz bilmiyor musunuz? Hiç Agnosticismist değilsiniz. ( Okuyamadı, sıkıntı yok, devam et.) Pek bir Comformist gördüm sizi. Ben Nullibistim.

Rıza Bey!

Buyurun?

Gerçek misiniz?

Benle dalga mı geçiyorsunuz?

Hayır.

Oruç başınıza mı vurdu peki?

Çantamda su var.

Sıkıntınız nedir o halde?

Hay Allah! Olmadı bu.

Hangi polikliniğe geldiniz siz?

Psikiyatri tabiî ki de..

Şimdi anladım.

Sizin randevu kaçta?

Beş dakika sonra.

Orhan Bey’e mi, Aliye hanıma mı?

İkisine de değil.

(Ter. Bunaltı. Rezillik. Aklıma gelen başıma gelmemeli.)

Siz hangi doktora gelmiştiniz Fırat Bey?

Nurullah Bey’e.

(Titrek dudaklar, gırtlak boğum boğum. Çocuk ağlıyor. Anası kalçasını tokatlıyor.)

Hangi bölümdü o.

Göğüs hastalıkları.

Hım, şey olmuş.

Ney olmuş?

Neyse size iyi günler…

Sana saçmalama demiştim değil mi?

Sus, yoksa saçlarını yolar onlarla boğarım seni!

Hep tehdit hep tehdit.

Huuuuhh

Seviyorum seni.

Ben de seni ulan.

Yürü hadi.

Randevu nolucak?

Yarın o yarın.

Ara sıra seni dinlemeliyim galiba.

Yok yok takıl sen böyle.

Cennete girmek istiyorum.

Ben de…

 

Kerim Kolat

DİĞER YAZILAR

2 Yorum

  • çiçek abbas , 17/03/2015

    kerim kolat yazınının uğru c. yazınına göre insana direkt dokunan, sıcak, şefkatli bir yönü var.

  • çiçek abbas , 16/03/2015

    Kerim kolat harika

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir