Üstad Muharrem Cezbe

Edebifikir okuyucuları Üstad Muharrem Cezbe‘nin samimî ve hasbî birer muhibbidirler. Edebifikir Haber Ajansı‘ndan alınan bilgilere göre Üstad 2014 yılından itibaren Mostar‘da edebiyat hatıralarını kaleme alacakmış. Bu duyum üzerine Sulhi Ceylan üstada bir telgraf çekip, meselenin aslını sordu. İşte Üstad Muharrem Cezbe’nin Sulhi Ceylan’a gönderdiği cevabî mektup:

Sulhi Bey evladım, 

Çemberlitaş’dan Sultanahmet’e doğru teyellerken gençden bir çocukcağız eteğime yapışdı idi. Deyor ki senin şefaatinlen bu fakir, Mostar nam mecmuada mek’aleler neşredermiş. Ben de Sulhi Bey evladımın gül hatrıyçün elbet birkaç satırcık karalarım dedimdi. Bu çocukcağız -Mehmed Râşid imiş adı- pek mesrûr oldu, ağzı kulaklarına vardı. Velhâsıl, bu işin hakiykatı böyledir. İnşaallahüteala, bir müddet bu mecmuada tahriratımızın berdevam olmaklığına şahitlik edeceksiniz.  

Vesselâm…  

Fî 28 Safer 1435 – Dersaadet
Muhsinzâde Muharrem

DİĞER YAZILAR

1 Yorum

  • Adnan KEBENÇ , 04/01/2014

    Cümle alem-i matbûâtı ve kıraatı ş’ol mühim mes’ele ile meşgul eyleyen Üstad Cezbe’ye bi suâl itmek lâzım gelür: Ey Üstâd siz dahî zannımca Maraş nâm velâyetimizde mevlîd olmuş veyâhut o beldenin suyundan veyâhut havasından müteessir olmuş olduğunuzu tahmin itmekteyim nâcizâne olaraktan.Zira ve çünki, gonuşanı bol ammâ yazanı pek kıt bizim ülkemizin sahib-i kalem ya’nî edîb ve muharrir zevâtının kâhir ekseriyeti Maraş vilâyetimizdendir.Ammââ suyundan, ammââ havasından, ammââ çöreğinden, ammâ herbiri birer pabuç gibi topraktan biiznillah neş’et iden kırmızı biberinden ve dahî o beldenin her neyinden ise, bu hakîkati setretmek kâbil-i mümkin degüldür.İmdi zâtınıza hediyye kabîlinden bir fahriyye şiiri ile mes’elenin esâsına temas idelüm:
    Pek muhterem Üstâd Muharrem Cezbe /
    nirdedür zâtınızın mırra içtüğü cezve /
    ândan teberrüken biz dahî yudumlayalım bi nebze /
    şâyet Maraş değilse memleketiniz, o halde, Gebze

    Bu şiiri buraya derkenâr itmek sûretiyle tî’ye alup tüyü henüz bitmişlerin dahî destûrsuzca icra-i zenaat eyleme gayretüne düştiğü ş’ol feyis ve tıvıt nâm nevzuhur sahife-i elektronikiyyelerde sizi maskara itmek değüldür.Asla ve kat’a öyle bir zehâba kapılmayasuz.Maksadım zat-ı âlînize malûm olmuşdur; ammâ lüzumsuz lakırtılara mahâl virmemekçün açık itmekte fayda yararı mülahaza iderum: şiirim; Hâk Teâlâ’nın ezelde beden toprağımı ve ervâhımı takdîr iderüken muharrirlik nüvesi ihtivâ eden bir mahalden almasını meleğe emr itmüşlüğünün bir nişânesi saymak lâzım geldüğü fikrimi tasdîk ittürecek kemâlâtta ise kanaatinizce…şâyet böyle ise, kalem sahiblerinin ‘takıldiğü’ bir teras kafede derhal şanınızla mütenâsib bir masa rizerve ittürerek hoamedînizden evvel nargilenizin nâdîde mevsim meyvelerinden mamûl tönbekisinin âteşîni ellerimi üç kerre cârîledikten sonra bizzât tutuşturub hazır itmek bendenizce farz-ül ayn ittihâz edilecektür.

    Derûn; enderûn muhabbet ve ilhâmınız bol olsun duâlarımla…

    (Hâmiş: şiirimi biğenüp paylaşanlar veyâhut retweet, fav idüp bu fakîri memnûn idenlere Üstâd’ın âfâka salmak lûtfunda bulunduğu nargile dumânını derûn derûn cigerlerine teneffûs idebileceklerû yakînindeki masalardan yer sandalye rizörve itmek üzerimize vâcibtir.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.