Bir Düğün Telaşı

– Aylin…

– Alo, canım…

– Beni duyuyor musun?

– Pardon! Bu kafede telefon çekmiyor mu?!

– Geliyor sesin şimdi. Dışardaydım. Zor attım kendimi kafeye. Öldüm yorgunluktan. Bilmediğim yer bir de. Kim bilir yemekleri nasıldır? Bilirsin, her yerde yemek yemem ben. Ama dayanamadım artık. Bu düğün hazırlığı denilen şey çok yorucuymuş. Yok, yanımdaydı. Şimdi ayrıldık. Sesim kötü mü geliyor? Sinirliyim biraz. Sorma. Hiçbir şey istediğim gibi gitmiyor Aylin. Bir kere evleniyoruz, her şey güzel olsun istiyorum. Her söylediğime bir kulp takılıyor. Tanırsın Murat’ı, onunla bir sıkıntımız yok. Annesi… Daha beni gördüğünde anladım bir memnuniyetsizlik vardı yüzünde. Herhalde oğluna başkasını düşünüyordu. Biz çıktık karşısına ne yapalım. Kadın beni sevemedi gitti. İnsan kabullenmez mi? Belki içinden dua ediyordur. Ayrılsalar diye. Kaç ay olmuş, eski mevzular işte sana da anlattım zamanında. Ama şurada bir hafta sonra düğün var. Alış artık annecim alış. Değil mi ama? Gitmez miyim, düğünde, bayramda, her fırsatta ziyaretine gittim. Halini hatırını sordum. Belki her gün telefonla aradım. Biraz anlaşırız diye. Ama o bakışlar değişmedi. Baktım olmuyor son zamanlarda ben de üstelemiyorum artık. Dil ucuyla bir hal hatır ediyoruz karşılıklı. Aslında çok dokunmadı bana bakışları. Pardon canım.

– Garson!

– Yok mu buraya bakan!

– Ne biçim yere geldim ben ya!?

– Yok, Aylin sana demedim. Hazırlıklar başladığından beri ne desem, ne yapsam karışıyor. Nişan elbisemin renginden tut da düğün salonuna kadar. Bu benim düğünüm değilmiş gibi hissediyorum. Evet, alışverişlerde yanımızdaydı. Aylin, inanamazsın, çok stresli geziyorum. Elime ne alsam, neyi denesem uzaktan memnuniyetsiz bakışlarla beni süzüyor. Gelmese daha iyi. Benimle de konuşmuyor. Oğluna söylüyor hanımefendi. Sanırsın şehzade ile evleniyorum o da haseki sultan.

– Hoş geldiniz hanımefendi. Kusura bakmayın biraz geciktik. Ne arzu edersiniz?

– Bir saniye Aylin.

– Şekerim düştü sanki. Tatlı olarak neyiniz var?

– Hürrem tatlımız mükemmeldir efendim.

– Hürrem mi?

– Evet, Halep’in yöresel lezzetlerinden. Çok hafiftir. Bence denemelisiniz.

– İlginç. Hiç tatmamıştım. Bir porsiyon lütfen.

– Peki efendim.

– Ha, Aylin ne diyordum. Asıl başıma gelenleri bir bilsen. Rezalet bir nişan geçirdim. Gelemediğine üzülmüştüm senin ama iyi ki yoktun. Beni o halde görmeni istemezdim. Nişan elbisesini bekliyoruz. Bütün belalar da beni bulur. Terzi elbiseyi getirdi. Gelen elbise benim değil. İnanabiliyor musun? Elbiseler karışmış. Bir saat var nişanın başlamasına. İçerisi tıklım tıklım. Zaten alışveriş stresi, kayınvalidenin memnuniyetsiz bakışları derken dolmuşum. Tutamadım kendimi. Başladım hüngür hüngür ağlamaya. Tutsana kendini biraz değil mi? Bir buçuk saatte yapılan güzelim makyaj aktı gitti. Murat beni sakinleştirmeye çalışıyor. Ben bir yandan terzinin çırağına bağırıyorum. Annesi mi? Uzaktan, aynı donuk bakışlar işte. Sanırsın “Oh olsun!” diyor. Görümcem girdi araya ne dese beğenirsin. “Amaaan elbise elbisedir. Bunu giysen ne olacak?” İyice delirdim. Bak, anlattıkça sinirleniyorum inanır mısın? Neyse, terziyi aradık, kolay mı o trafikte adam kendi getirdi. Nişana on dakika kalmış. Hafif makyajla çıktım salona. Ama yüz göz ağlamaktan şişmiş belli. Fotoğrafları görmek bile istemiyorum. Kesin maymun gibi çıkmışımdır.

– Buyurun efendim tatlınız. Afiyet olsun.

– Teşekkür ederim.

– Öyle Aylincim, çok üzgünüm senin anlayacağın. Sonuçta insan bir kere geliyor dünyaya. Bir kere evleniyor. İstiyor ki her şey gönlüne göre olsun ama önüne engeller koyuyorlar. Baktım böyle olmayacak. Çektim Murat’ı köşeye bu sabah. Ben yoruldum, düğünde aksilik istemiyorum dedim. İdare etsin azıcık ortalığı. Şimdi o hazırlıklara devam ediyor. Ben de biraz dinleniyorum. Gitsem yanına annesi de kesin yanındadır. Sinirim zıplamasın durduk yere.

“Bir son dakika gelişmesiyle karşınızdayız sevgili seyirciler. Esed rejimi ve Rusya’nın Halep’e yönelik ağır bombardımanı sürüyor. Bugün edindiğimiz bilgilere göre kentte bir haftada 444 kişi hayatını kaybetti.”

– Garson!

– Buyurun hanımefendi.

– Şu televizyonun sesini kısabilir miyiz? Arkadaşımın sesini duyamıyorum da.

– Tabiî efendim.

– Ne diyordum Aylin. Neyse, seni de bunalttım. Umarım düğünüm istediğim gibi olur. Bana çok dua et olur mu? Nişandan kaçtın ama düğünüme kesin bekliyorum, ona göre. Bu arada şu yoğunluk geçsin, seninle bu kafeye gelelim. Hürrem diye bir tatlı sipariş ettim. Hakikaten mükemmelmiş.

Ömer Can Coşkun

DİĞER YAZILAR

3 Yorum

  • OsmanErba? , 19/10/2016

    Bizden Irak olsun

  • Kime göre neye gore , 07/10/2016

    Kime göre neye göre değişir bazı seyler

  • Adsiz , 04/10/2016

    Yine bir öykü ve içinde duyarsız bir.kadin motifi halbuki benim bildiğim ve gördüğüm gerçek dünyada kadın duyarlılığı ve hassasiyeti ön planda😭

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir