Ey Oğul

 

Heyecanlıydı. Sonuçların açıklanmasına az kalmıştı. Soruyorlardı.

“Nereleri yazdın guzuuum.”

“ Ne bileyin işte teyze yazdım bir yerleri.

“Uzakları yazmayaydın a yavrum. Hele Isıtanbulları hiç düşünmeyeydin bile.

“Valla yazdım orayı teyze, n’olacak ki?

“İstanbul insanı yutar be guzum. Yutar da kusmaz bilem.”

Anne:

“ Yavruuum, sen uzakları yazdın ama ben çıldır çıldır çıldırıyorum içimden. Sanki uzaklara gidersen seni bir daha göremeyecekmişim gibi. Bir daha gelemeyecekmişsin gibi. Hani bir daha sarılamayacakmışım gibi sana. “

Uzuuunca bir bekleyişin ardından sonuçlar açılanır ve öğrenci hazırlıklara başlar. O hazırlıklarını yapadursun dört bir yandan nasihatler yağmaya başlar.

Ey oğul, sakın ola uzun yola giderken uyuma. Alimallah uyanınca kendini gölün ortasında bulabilirsin.

Oğul, oraya ulaştığında en az bir yıl çarşı pazara çıkma. Deliler oraları çok sever.

Oğul, kimseye güvenme. Sokulmaktan her tarafı delik deşik olanları ibret al.

Oğul, sakın deyim hidayete getireceğim deyip, birileriyle arkadaşlık yapma. Satanist olur, Ateist çıkar. Sonra seni müslüman gönderip, kedilerle bulmayalım.

Oğul, öğrencisin biraz tutumlu ol. Har vurup, harman savurma. Hele arkadaşlarının çay parasını sakın ödeyeyim deme.

Oğul, iyilik yapayım diye birilerinin işini yapmaya kalkışma. Sonra okula kalem yerine temizlik beziyle ve önlükle gitmek zorunda kalırsın.

Oğul, merhametten maraz doğar sözünü sakın unutma. Acımasız ol.

Oğul, mümkünse “s” harfini kullanma. Yoksa siyasetten mi bahsediyorsun diyerek seni mimleyen olabilir.

Oğul, aman ha dışarıda sana şeker neyim veren olursa alayım deme. Şeker hastası olduğunu söyle kurtul.

Bunca önemli nasihati beyninde tekrarlaya tekrarlaya varır üniversitenin bulunduğu şehre. Okul başlar ve kollar sıvanır. Yolda giderken yaşlı bir amca takılır gözüne. Yardıma ihtiyacı vardır. İçinde yardım etme arzusu ve nasihatlerin korkusu bulunan karmaşık bir duyguyla yaklaşır amcaya ve:

” Gusuruma bakma amca, bizim memleketli olaydın yardımsız bırakmazdım seni amma. Ya kötü biriysen…”

Evde kimseyle konuşmaz. Tek kullandığı söz ” Ben yardım almam hemi de vermem”den başka bir şey değildir. Çantasıyla tuvalete girer, arkadaşlarının konuşmalarını casus gibi dinler. Söylenen her söze işkillenir. Hatta valizine kilit bile takar kurcalarlar korkusuyla. Yürürken takip eden biri var mı diye iki de bir arkasına bakar. Nasihatlere uydukça zafer kazanmış gibi rapor verir ailesine.

Günler böyle geçip giderken bir gün eve ambulans gelir. Görevliler içeri girdikleri gibi herkesin parmağı onu işaret eder. O daha ne olduğunu anlamaya kalmadan kollarına beyaz gömlek geçirilmiştir bile. Bağırarak söylediği son söz şu olur:

“Kurtarın, organlarımı almak için kaçırıyorlar.”

 

Fatmanur Demir

DİĞER YAZILAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir