Bir Balkan Savaşı Hikâyesi: “Selanik İçinde Salâ Okunur”

Tarih, geçen zamanların şahididir, onun gerçeklerini aydınlatır, anıları meydana çıkarır, günlük yaşamımıza yol gösterir ve eski zamanlardan bilinmeyen olayları anlatır” der Cicero. Büyük söz… Ancak olanla olması gereken arasındaki uçurum karşımıza çıkar ve Cicero’nun “temenni” niteliğindeki sözüne karşılık, Bernard Shaw’ın “acı ama gerçek” diyebileceğimiz aforizması haykırır: “Tarihten hiçbir şey öğrenilemeyeceğini tarihten öğreniriz.” Gerçi Shaw’ın bu çıkarımı, haklılık payı olmakla birlikte biraz keskin bir ifadedir. En iyisi mi biz, orta yolu bularak, Ömer Hayyam’a nispet edilen “Tarih, kâinatın vicdanıdır” özdeyişini biraz değiştirip ona, “beşeriyetin bilincidir” diyelim. Öyle ya da böyle tarih bilmenin, dost meclislerinde malumatfuruşluk yapmaktan ve ahkâm kesmekten çok başka işlevleri ve ehemmiyeti olsa gerek!

Uzun yıllar yayın hayatında mevcudiyetini devam ettirerek güzel işlere imza atan Mostar Yayınları’nın düzenlediği “Mostar Tarih Romanı Yarışması”nın ardından dereceye giren kitaplar, yakın zamanda basılarak okuyucusuyla buluştu. Birinciliğe hak kazanan eserin hakikaten bir ustalığın mahsulü olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. “Selanik İçinde Salâ Okunur”, “geçen zamanların şahidi” hükmünde bir tarihî roman.

Daha önceleri Elips ve Kurgan Edebiyat yayınlarından çıkan kitaplarıyla tanıdığımız Şevket Adnan Şenel, kitabının konusunu, bu meseleye değinen romanların sayıca az olduğu bahsi yapılan bir dost mahfilinde düşünmüş. Düşünmüş lâkin üstesinden gelebilir miyim ki, diye kaygılanmaktan da kendini alamamış haklı olarak. Zira kaynaklar dağınık ve konu kapsamlı. Öyle bir mevzu ki Balkan Savaşları, dört asırlık koca bir “vatan toprağı”nın, altı ay gibi kısa bir sürede, bir sürü sebep ve bir o kadar sonuçla, bin türlü acı ve sancıyla elden çıkmasının hikâyesi. Meseleyi şöyle özetliyor Şenel: “Balkan Savaşı’yla ilgili az eser olmasının sebebi, bu savaşın bizim açımızdan bir “bozgun”la sonuçlanması. Akıl almaz ve neresinden baksanız garabet bir hezimet yaşamışız. Sanıyorum, psikolojik olarak inkâr ve yok sayma mekanizmamızı devreye sokmuşuz ve bu hüzünlü, trajik, acı verici olayı okuyarak ya da yazarak tekrar yaşamak, yaşatmak istememişiz.” Yazarın, Mostar Dergisi’nin mart sayısına verdiği röportajdan öğrendiğimize göre Şenel’in kütüphanesinde, sırf Balkan Savaşı’nı konu alan yüze yakın eser varmış ve roman, üç yıllık bir hazırlık aşamasının sonucuymuş.

Kitabı okurken, şu üç şeyin, diğer özelliklerinden daha çok öne çıktığını gördüm: konu, tarih ve roman. Konu kısmı, yukarıda belirttiğim gibi, hakkında bilgi sahibi olmak istediğim, ancak genel hatlarıyla ve malumat kalabalığı olmadan bu bilgiyi nereden edineceğimi bir türlü bilemediğim Balkan Savaşları’nın işlenmiş olmasını içeriyor. Bazı tarihçilerce “Birinci Dünya Savaşı’nın provası” olarak nitelendirilen savaş, İttihat ve Terakki Partisi açısından Shaw’ı haklı çıkaracak cinsten. Sultan Abdülhamid gibi bir dehanın uyarılarına kulak asmayan, tarihten ders çıkarma ferasetinden yoksun İttihat ve Terakki yönetimi, Osmanlı’nın asırlarca ilmek ilmek ördüğü Balkan politikalarının temelini dinamitleyip nihayet askerler arasındaki siyasî ve ideolojik kutuplaşmalarla büyük bir fecaate yol açmıştı. Dolayısıyla koskoca Devlet-i Âliyye, en hassas döneminde, en büyük darbeyi yemiş oldu.

İkincisi, kitabın tarih kısmı… Burada dikkatimi çeken husussa, yazarın, tarihî belgelere ve gerçeklere olan sadakati… Cepheler, olaylar, temel hatlarıyla yer ve kişi adları, tarihî kaynaklara dayanan realiteler. Bu açıdan bakıldığında eser, bir belgesel olmaktan kurgu sayesinde kurtarılmış ve korkulan olmamış. Zira kitabın roman tarafını, tam da burası oluşturuyor. Kitapta dikkatimi celbeden üçüncü faktör olan roman kısmı, kurgusuyla, merak ögesinin işlenişiyle, tarihî şahsiyetlerin etkili diyalogları ve betimlenmeleriyle öne çıkan unsurlar arasında. Öyle ki sayfalar ilerledikçe ister istemez dişlerinizi ve yumruğunuzu sıkmaktan, yer yer duygulanmaktan, bazen de sorgulamaktan kendinizi alamıyorsunuz.

Cüneyt Dal

DİĞER YAZILAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir