“Aşk Bir Hatıradır Maziden Kalan”

İşte bütün mazmunları açıyorum bu mektupla, iyi oku emi!

Şiirlerini çok seven bir kadın, Rilke’yi görmek için kaldığı Muzot Şatosu’na gider. Büyük şair kadınla tanışır, bir müddet konuşurlar. Kadın giderken, Rilke teşekkür için şatonun bahçesinden gül toplayıp ona verir. Fakat gülleri toplarken eline diken batan Rilke’nin ağrısı bir türlü dinmez. Hekime gider ve o haberi alır… Kan kanseridir. İki ay sonra ölür.

Acıyı içime saplıyorum, içime…

Hani bazen hayatın akışı manasını kaybeder, bir şey olur… Beklenemedik bir şey… Burada dur… Biliyorsun değil mi, dünya güneşin etrafında dönerken kendi etrafında da dönüverir.

Evet ben de biliyorum, her şey insan için, her durum insana verilmiş bir cevap… Soru ise insanın kendisi… İnsan kendinin sorusu ve insan kendinin cevabı… Neden insan soru olduğunun farkına varmaz ya da varır da cevapları geçiştirir? Günübirlik, üzerinde düşünülmemiş cevaplar neden insanı mutlu eder?

Bence insanın kendinden kaçmasının nedeni kendinden ürkmesi ve yalnızlaşmaya dayanamayacağını düşünmesidir. Ve bu sebeple kendini kesrette bulur. Kesrette görmek ve kesret içinden anlamlandırmak ister. Sonuç mu, sonuç her gece kişinin kendine yüz çevirmesi ve kendi sesiyle hesaplaşmaktan korkup, kendine sırt çevirmesiyle biten günler… Bunlar sana tanıdık geliyor mu, inan bana çok tanıdık geliyor… İnsan diyoruz ya, insan kendini söyledikleriyle, yaptıklarıyla, tasdik ettikleri ve karşı çıktıklarıyla ortaya koyar. Böylece bir duruş geliştirir kendine. Biz şu insanın duruşu var deriz. Ama biraz dikkat etmeni istiyorum… Duruşlar bile aynı değil mi artık… Her şey çok tanıdık, çok tanıdık…

İyi insanlardan biri bir gece ibadet etmek için mescide gitmiş. Niyeti sabaha kadar Allah için namaz kılmakmış. Mescitte ibadet ederken bir ara bir ses duymuş ve birinin içeri girdiğini sanmış. Fakat o andan itibaren bu iyi insan, namazına daha dikkat eder olmuş. Secdeleri uzamış, gözünün yaşı artmış. Bu halde seher vaktine kadar ibadet etmiş. Ama en sonunda dayanamayıp arkasını dönmüş içeriye giren kişiyi görmek için. Bir de ne görsün; bir köpek… Gecenin soğuğundan kaçıp mescide sığınan bir köpek… İşte o zaman bu iyi insan bir ah etmiş ve şöyle demiş kendine: “Ey edepsiz herif! Allah Teâlâ seni şu köpekle terbiye etti. Bütün gece köpek görsün diye ve köpek için ibadette bulundun. Allah’ı unuttun.”

Bu hikâyeyi neden anlattığımı biliyorsun değil mi?  Bazen an olur, var ile yok müsavi olur kişinin nezdinde… İnsansa yalnızlığının, kendinin farkındalığı olduğunu anlamaz… Bak söylüyorum, kimse yolda çektiğin sıkıntıları önemsemez, onlar için önemli olan sonuçtur. Hâlbuki yolda olmak yolun sonuna varmaktan değerlidir. İşte açtım bütün mazmunlarımı…

Sulhi Ceylan

DİĞER YAZILAR

5 Yorum

  • mühendis , 28/12/2014

    “Hâlbuki yolda olmak yolun sonuna varmaktan degerlidir.”

    Bunu insan ne zaman anlar ozaman kurtulmuştur “dert” çarkından.

  • İkra , 25/12/2014

    …kimse yolda çektiğin sıkıntıları önemsemez, onlar için önemli olan sonuçtur. Hâlbuki yolda olmak yolun sonuna varmaktan değerlidir…

    yolda olmadan nasıl sona varılır ki
    ve sonsuzdur yolculuk, her son bir başlangıçdır çünkü

  • gercek merve , 22/12/2014

    Kopek hikayesi pek tanidik geldi. Ama sulhi ceylan sozunu yenilemeli biraz. Hos olacak o zaman. Siirleriyle mazmunlar karismiyor mu acaba arada?

  • gündüz R. , 19/12/2014

    Iyi ki açılmış bütün mazmunlar. Harikasıniz.

  • bo$lozof , 18/12/2014

    Elinde tuttuğun kalem olayim Sulhi Ceylan. Yüreğinden ne guzel şeyler akiyor kaleme.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir