Kalbin Secdesi

Hoş geldin şarkısını biliyor musun? Hani Hüsnü Arkan’ın söylediği. Şarkıda bir dize var: “Bugün günlerden güzellik, sefa geldin, hoş geldin / Ah bu yağmur yalnızlığımmış, dindim efendim

Dinmek, ne güzel bir kelime değil mi? Bazı kelimeler nedense çok güzel, insanın sürekli tekrarlayası geliyor. Dinmek, dinmek, dinmek… Biliyorsun bir türlü dinmedim… Öfkemin, isyanımın devam etmesinin sebebi belki de budur. Belki de içime şiirin fırlatılmasındandır bu öfkem. Ne dersin? Zaten şair, içine şiirin fırlatıldığı kişi değil mi? Ne yapalım Aydoğan, baksana kelimeler yetmiyor, cümleler hakeza… Şiir önümüzde yeni imkânlar oluşturuyor, imgelere sığınıp gidemediğimiz manalara selam söylüyoruz. Din dilinin şiirsel olması yoksa bu sebeple mi? Belki de…

Mektubuma fark ettiysen, klasik bir giriş yaptım ve sana nasılsın diye sordum. Sordum çünkü sana da kızdım. Sen ki benim doğum günümü hiç unutmaz ve o gün herkesten önce arayıp bana güzel dileklerini sunardın. Hatta benim unuttuğum bile olmuştu doğum günümü ama sen hatırlatmıştın. Ah Aydoğan bunlar hatıra oldu artık. Evet, biliyorsun, doğum günümü unuttun. Sen de artık eski Aydoğan değilsin. Nedenini biliyorsun değil mi?! Bu kadar sitem sana yeter, bu yıldan itibaren doğum günümü ben de unutuyorum, kimse hatırlatmasın! Gerçi doğdun da ne oldu, dünya ne kazandı diyebilirsin… De gitsin madem! Bak her gün kanımı inceltiyorum.

Dinmek diyordum… İnsan nasıl diner sence? Dur dur senin cevabını biliyorum, o yüzden kendi cevabımı söyleyeceğim. İnsan ancak kalbini secde ettirirse diner. Ama bu secdede yüzünle birlikte kalbinin de secde yerine değmesi gerek. Bu mesele bizi aşar diyorsun değil mi, evet aşar. Aşar aşmasına da konuşmayalım mı? Şeyh Küşteri hazretlerinin namazda iken hatırına Arş, Kürsî vesâire gibi şeyler gelirmiş. Acaba namazım kabul oluyor mudur diye düşünür dururmuş. Ona demişler ki, Ummân memleketinde bir zat var, o senin sorununu halleder. Şeyh Küşteri de oraya gidip derdini arzedince o zat: “Kalbin Hakk’a secde etti mi ?” diye soruvermiş. Şeyh Küşteri “Evet etti” deyince “Ol vakit hatıra gelen şeylerin zararı yoktur. O hatıra gelenleri de yaratan Hakk’tır, çünkü yüzünü yere koymak ancak yüzün secdesidir, kalbin secdesi değildir.” demiş. Aydoğan, bana kalbimin secde edip etmediğini sormayacak mısın? Sormayacaksın biliyorum ama eğer sorsaydın sana Şeyh Galip’in Efendimiz’e (s.a.v) yazdığı şu dizeleriyle cevap verirdim; “Benim feyz-i hayâtım hâsıl-ı rûh-ı revânımsın / Eğer sermâye-i ömrümde kârım varsa sendendir.”

Sulhi Ceylan

DİĞER YAZILAR

5 Yorum

  • Gregor Samsa , 01/02/2015

    Kalbinde ne varsa secde ettiğin de odur. Bazı secdeler ruhun dirilmesiyse bazıları da sadece yüzün yere değmesidir. Bu sebeple kalbe aldığımız şeylere dikkat etmek gerek.

  • Çare Merve , 31/01/2015

    Secde neydi?
    İnanmanın imzasıydı.

  • BİLAL DURAN , 30/01/2015

    Gerçekten siz değerli yazarlarımızın birbirinize olan muhabbeti çok hoşuma gitti ALLAH daim etsin :)

  • yesilkalb , 29/01/2015

    “İnsan nasıl diner sence? İnsan ancak kalbini secde ettirirse diner.”

    Yani kolay kolay dinmez insan..kolay mı kalbin secde edebilmesi

    rızâ..

  • sükut , 29/01/2015

    Sen bana yangın ol Efendim
    Ben sana rüzgar…
    Son gunlerde en cok dinledigim sarki ve bu mısralarda çok şey anlatıyor insana..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir