“Sesi Hiç Duyulmamış Bir Kalbin Gürültüsü”

Yazarımız Feyyaz Kandemir, Edebifikir okurları için Zeynep Arkan’ın şiirlerinden dizeler seçti.

*** 

TAAMMÜDEN BİR ŞİİR

Çatırdasa göğüs kafesim hakikatin aşkına
Bir damla ter ararım, bir gram rikkat
Savaştıysam bunlar için uyku bana helaldir
Bir yetime baktıkça gözlerim daha berrak
Bildiğini okur kalbim artık ne anladıysa
Ben içeri kaçtıkça bedenim dışa vurur

Çok üzülünce hemen ellerime bakarım

 

KALBİNİ FERAH TUT

Sana kinim vardır elbet senden başka kimim var
Kimim kimsem yok değil kesilmedi zürriyetim
Kesilmedi hiç nefesim koştumsa da ateşle
Su olsun diye yazdım bana kimler sus desin
Konuşan özneyim işte, isteyenin mezarına tüküren
Kin kimi öldürürmüş belki yaşarız böylece
Kahpenin dümeniyle yaşamanın seyrinde
Namerde mert der miyiz ölsek onun yerine

 

BİR GECELİK YOL

Günüm çocuklara aklım kurduğuma helal
Ederim hepsini de bir cep için cepkene
Bir sap için samana
Bir uzak için yakına
Hiç mihnet olmaz bunu bilirim
Kırgınlıkla dağılmadım, dargınlıkla çözülmedim
İnandım mı tam inandım kana bulandıysam hele
Şimdi kazananla kaybedenin eşitliği gözümde

 

LEİTMOTİVE

Alnım aktır, geç kâğıdım mühürlü
Şimdi Belkıs bile besmeleyi çekmiştir
Kurumayan nehir, ölmeyen çocuk varsa bilirim
Neşenin kovduğu ne varsa yavaşlatan, getirdim
Nerde söndü ateş, nerde çadır toplandı, sorun ki söyleyeyim
Kim kopardı kızarmış olgun narı elbet bilmek istersiniz

  

KUŞ + AĞAÇ = ARDIÇ

Adam ağzını yormadan kuş tüyü yoluyordu
Oh deyince sesinden bir dünya doğuyordu durmadan
Kısır kısraklar misali doru
Koşarken coşan
Toz kadar doğurgan

YABANİ

Gidilen çeşmelerde daha çok susadıkça
Şeytan azapta gerek sen böyle omuz yaptıkça
Ağzımdan lafı aldıkça bal
Aksın aramızdan akışsız bir ırmak
Beni bırak git sakın sen yalnız kalma
Dost kalalım mı düşman olalım mı bırak dokunma
Sen böyle konuştukça
Ruhuma

Görüşmek üzer…

BAŞI SONU İNSAN

Bir kadın iki kadın elli iki kadın
Bir tane olur hepsi anne olunca
Ben bunu sağlam bir yerden biliyorum

KANIMA ÇAKAL

Aramızda göğe kaldırılmış bütün duvarlar
Ağırdan almalar, güzel havaların pusu
Rayları yolundan çıkaran sözün kudreti bitti
Biten bir çarpışmanın bütün gerekçeleri
Ardımızda kalacak aramızda dağılan
Ukde büyüten keklik gibi çoğalacak a canım
Keskin nişancı elinde can verme arzusu

HARİKALAR TRAJEDİSİ

Gelecek olan gelir ama bitmeyecek içimizde
Olanın olmuşluğu, gören gözün görmüşlüğü
İkrarı bitmeyecek dilin, kalbin dediği bitmez

 

BUNU SEN İSTEDİN

İsterdim ki göstersin size kendini
Kalbimdeki karartı, döşümdeki hararet
İşte kadınlar iyi bir gün peşinde
Erkekler benzemiyor denize
Çok erkekler otomobile binince
Bazıları gürbüz bir gül seyreder
Bazıları güzün bir gündüz hüznü konuşur
Çok sıkıcı işte gördünüz: yüzüm veya hüzün

Kelimeler masum yapmaz kimseyi

FOXTROT

Duvarına “Gavur Bush” yazan köylü tarlada
Keyfe keder konuşup hiç canını sıkmaz
Bir turist görse silahını kollayıp
Topraktan taş çıkarır, bir de taştan suyunu
Bir işsizlik oyunu, oynamakla tükenmez
Ne sorgu ne de sual, katmer ekmek ve ayran
Dokuz karın doyurur bu yemekle her akşam

İKONA KILICI

Böğre gelmiş kaç yumruk geri dönmüş ki
Biz dönelim boşluğun yankısına
Kaç cümleyi yuttuysak tok karnına
Ne kadar yürüdüysek tökezlemiş ayakla
Değişmedi ne ahenk, ne niyetler, ne devran

 FÜG

Aşk bile üretilen bir şeyse eğer
Yalnızlık yalnızlığı yer ikimiz kalırız, böylece.

KEREVET

Çocukken bilmediğin kelimeler için büyüdün
Çocukken gitmediğin yerler, henüz hiç görmediğin deniz
Henüz kanamamış diz, ormanın uğultusu dinmemiş henüz
Büyüdün çünkü yüzüne üflenecekti dilek kipleri
Büyüdün ve bunu da not aldılar bir kimlik doğrulandığında
Adını yazan kâğıtlara imzamı attığımda

Seni görünce tanıyorum dedim
Büyüdüğüm yerlerin camlarından bir anıt
Sokaklarında aşkla simit satılan, eve taş götürenlerin bile
Suyunu aşkla içtiği bir maşuklar kentinde
İnsan tanıyor, bir yerden biliyor görmese de
İzini sürmeden buluyor, çabucak kavrıyor geçmişini
Aşağı inmek kolay oluyor, çıkarız biz yokuşlara dedim
Seni görünce.

DUYGUSAL VE GÖKSEL

İnsana yatırım yapıyormuş televizyondaki adam
İnsan kendi mahvına yatırım yapandır.
Hayal gücü olsaydı ölü hayvanları
Duvarına asan o ilhama yatırım yapardı
İnsan, hayvanların içini dolduran bir vahşilikle
Kendi cinsini ele geçirip boğazına abanarak
Üst bir benlik peşine düşendir.
Başına geleceklerden habersizdir oysa
İnsan komik, insan gelişiyor
Artık polis turistlere silahını göstermeyecek
Artık silah rezervi tükenmeyecektir
Son insana kadar yatırım
Son yatırıma kadar insan yitecektir.

KÂĞIT RENKLERİ

Bizim ahkâmlarımız çoktur. Mesela bizde dünya da çoktu, isteseydi verirdik
İstemeden vermeyi bilseydik bir mandalinayı soyar gibi kolayca
Bir eli kırılınca diğerine bakarak düzelten
İlkel insanlardan çok ileride
Öyle çok ileride bir yerde, çok fazla
Uzaklaştıktan sonra anlaşılan bir mesafede çok yakından bakılınca hepimiz
Sağa sola fırlatılmış insan özetleri.

KAOS BAHİS

İzledin ve gördün ama görmemiş gibi
Kulaklarını açıp duydun ama duymamış gibi
Çağrıldın ve gittin bir tuşa basarak, makine sıcaklığında
Ağladın ve gözyaşın yanağına inmemiş gibi
Çağın lanetine uğradın ve bu sana bildirildi.
Favla geç!

 

İKİ İNSAN ARASINDA

Bir eli saran sıcaklığın iki insan arasında
Ani bir kavrayışla, sonsuz bir cesaretle
Canhıraş bir edayla, katedilen yollarda
Dünyaya bırakılan bir niyet gibiydik

ÇOK GÜZEL İLERLİYOR

Eve varınca kahve için su ısıtacak
Çünkü kitap çok güzel ilerliyor
Yeni alınmış kırmızı çorapları yatağa bırakacak
Yatağın kütüphaneye en yakın köşesinden objektife bakacak
Camdaki orkideyi kadraja sığdırmalı
Kitabın ilerlemesini hiç kimse durduramaz
Çünkü aşk ve ihtiras beklediğinden çok fazla
Kitap ağlatıyor bir yandan, ama az
Kendine ait bir kahraman yaşıyor bu kitapta
Paralı ve yakışıklı, kızı da çok seviyor
Kıza mücevher alıyor, aşk hızla ilerliyor
Çılgın bir aşık, kitabı kapatınca buna inanıyor
Kızın acısız yüzünde kan kırmızısı bir heyecan
Erkek kızı öpecek, kitap çok güzel ilerliyor.

Kahvenin suyu kaynadı, fotoğraf için her şey hazır
Dünya, düşünmemek üzerine çok güzel ilerliyor.

JARSEDEN İPEĞE

Uzun bir buzul çağda, yüzümün hasretiyle
Seni gördüğüm o yerde yüzüme işaret koydun
İhanet kalbimde insanların yerine geçmişti
Gelen ve sevilen ne varsa, giderken hep haindi
Buzul çağına dayanıklıydı onlar, derileri kalındı
Ben çok üşürdüm onlar çok gülerdi
İyi olan ne varsa tanım değiştiriyordu
Çağımızı buzul yapan bu oldu.

EPEY

Artık çok zor olacak
Çürüyerek ufalmış her şeyi yenilemek
Hiç olmadığını bilmek, varsayılan bir şeyin
Gönlümüzü alacakken bir bulup gibi kaçıp
Bir kıymet biçemeden parçalanan o dünya
Her gün kurduğu sofrayı paylaşmadan kaldıran
Merhamete inancı artık aşktan saymayan
O güruh, o karanlık, o kalplerin kamburu
Dost değiller, bizim dostlarımız henüz gelmediler
Onlar öfkemizi beğenmez, aptalca inat ederler
Tırnaksız kalışımız her kavgada istenir
Terimizi akıtsak tadına bayılırlar
Gülüşümüz büyülüyken bir ölüm dayatırlar
Bir rakam değiliz biz, santigrat tanımlamaz
Beklemek, bir dostluk, mevsimsiz bir yeşillik
Biz bu kirli dünyaya göğü için katlandık
Dövüşe dövüşe vardığımız yer kimin yitik cenneti?

Zeynep Arkan

DİĞER YAZILAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir