Kırk Şiir ve Bir Üzerine Kırk Cümle ve Bir

1. Haydar Ergülen’in son şiirlerini bir araya getiren kitabı Kırk Şiir ve Bir, 1997 yılı başlarında çıktı.

2. Şiirler kitap boyutu içerisinde bir bütünlük taşıyor; buna bakarak bunun bir şiirler toplamı değil bir şiir “kitabı” olduğunu söylemek mümkün.

3. Haydar Ergülen’in daha önceki şiir kitaplarındaki poetik atmosferin bu şiirlerde sürdüğü ileri sürülebilirse de kimi zaman kitapta “bütünlük” duygusu her şeyin önüne geçiyor.

4. Şiirlerin biçemleri tek tek ele alındıklarında “sapma”lar da görülüyor: Bir şiirde İlhan Berk’in, bir başkasında Behçet Necatigil’in, Ülkü Tamer’ in konuştuğu hissediliyor.

5. Bütün bu şiirlerde konuşan elbette Haydar Ergülen’dir ve şairin bu biçem oyununu bilinçli olarak yaptığını gösteren ipuçları şiirlerde zaten mevcuttur; yani burada bir öykünmeden değil belki bir çeşit “nazire”den söz edilebilir.

6. Burada ilginç olan şudur: Gelenekte, şairler genellikle acemilik dönemlerinde “nazire” söylerlerdi; Haydar Ergülen ise ustalık dönemine erişti diyebileceğimiz bir dönemde bunu yapıyor.

7. Biçem hakkında bir şey daha: Daha önceki şiirlerinde pek de rastlamadığımız biçimde dize kırılmaları görülüyor Haydar Ergülen’in bu kitaptaki şiirlerinde.

8. Müthiş bir imge sağanağı altında ıslanıyorsunuz şiirleri okurken: Söz oyunları, imge yoğunluğu zaten Haydar Ergülen şiirinin temel özelliklerindendir; sözgelimi Sokak Prensesi de tam bir imgeler kitabıdır aslında.

9. Kırk Şiir ve Bir‘deki şiirlerin büyük bir kısmında imgeyle birlikte -hatta ondan daha da önemli bir şekilde- “ses” öne çı­kıyor: “Nar”, “Abdal”, “Klişe”… gibi şiirler bir de bu gözle/kulakla okuna bilir.

10. Kitabı birkaç kez okuduktan sonra şu şiirler kaldı bende: “Kağıt”, “Nar”, “Rüyakar”, “Bahçıvan”, “Vadi”, “Zeytin”, “Eylül”…

11. Haydar Ergülen’in şiirinde bu kitap bir durak mıdır, bir köprü müdür, bir menzil midir?

12. Haydar Ergülen’in şiirinde bu kitap bir karanlık mıdır, bir aydınlık mıdır, bir boşluk mudur?

13. “çok çocuk kimsesiz bir çocuk tenha” bu kitapta.

14. Hayatın titrek ve sisli görüntü(süzlük)leri üst üste biniyor ve bunların “kırk kare ve bir” fotoğrafı çekiliyor bu kitapta: Fotoğrafı çeken ise, görünmeyeni gören ve gösterenlerin neslinden: bir şair.

15. “Taşın söze çevrildiği“ni, “başka ağızlarda ağır ve kaba bir şöhret” olan kelimelerin bu ağır ithamdan kurtarıldığını görü­ yorum bu kitapta.

16. Tanıdık adlar fazlaca denilebilecek bir şaşaa ile “geçit resmi” yapıyorlar kimi zaman: İlhan Berk, Neşet Ertaş, Zeki Müren, Selim İleri…

17. “Gülümseyiş”i insan, gözleri gülerek ve içi titreyerek okuyor; şiir kaç kere okunursa okunsun değişmiyor bu duygu.

18. “Eylül” yer yer derin bir acıyla, yer yerde ince bir hüzünle okunuyor; şiir kaç kere okunursa okunsun değişmiyor bu duygu.

19. Şiirlerdeki seslerin toplamı kadın sesi inceliğini, yumuşaklığını, şiirsel sese (b)ulaştırıyor; anıların inceliğinden olsa gerek, belki de Lina’ya (Salamandre) ulanma çabasından…

20. Sokak Prensesi‘nin yer yer el uzattığı, hatta dokunduğu görülüyor kırk şiire ve eskiden terzi’lik yapmış bir kabare şarkıcısıyla birleşerek…

21. Abdalda sır çoktur; şiir(ler)deki esrar bundandır!

22. Unutulmuş / unutul(a)mamış günlerin, sevilmiş / sevi­şil(e)memiş sevgililerin, yazılmış / yazıl(a)mamış anıların, seyredilmiş / seyredil(e)memiş yağmur sonrası güneşlerinin, açılmış / açıl(a)mamış örtülerin arkasındaki sessiz zamanların tozlu izleri görülüyor bu kitaptaki şiirlerde.

23. İyimser bir şair var aslında bu kitapta: Şiire giren her şeyi bir güzel süzdükten sonra, iyimserlik kapısından içeriye alan bir şair.

24. Bu kitap, sanırım, geçmişte kalan ve tekrar sorulmasına kolay kolay cesaret edilemeyen bazı soruların “karşılığını bulmasıdır” bir bakıma.

25. “Ay’ın altında daha karanlık olan” bazı anıların üstüne üstüne giden şair-kişi, bizi de anılarımızla hesaplaşmaya doğru itmektedir adeta: Bir psikoterapi kitabı mı; hayır, bir şiir kitabı.

26. İyi şiir kitaplarının her şeye gücü yeter; Kırk Şiir ve Bir‘de bunu sezinlemek mümkün.

27. Ruhunuzun hem sonsuz bir çimenlik hem de çorak bir uçurum olduğunu yeniden görmek istiyorsanız bu kitap iyi bir kılavuz olabilir size; çizginin ötesinde her ikisi de bulunabilir.

28. Dostluklarına, düşmanlıklarına, özellikle de kendine ve yaşadıklarına karşı cesur olabilecek kişilerin mutlaka okuması gereken bir kitap Kırk Şiir ve Bir.

29. Tenselliğin ruhlara doğru rüzgar üfürdüğü bir deniz mi yoksa; yoksa fırtınalarını kendisi yaratan bir okyanus mu bu kitap?…

30. Şiirin içindeki gizliliği açık etmeden “sezdiren”, insanı anıların binbir sokağında gezdiren bir şair mi bu kitabı yazan?…

31. Çocukluk, kurtulmamızın mümkün olmadığı bir sarmaldır; Kırk Şiir ve Bir bunu bir kez daha görmeme neden oldu.

32. Binbir güzel kokunun birbirine karıştığı bir attar dükkânı gibi bu kitap: Bir “simyacı” olsaydım, bu dükkânda daha çok “eğlenirdim”; -benim gibi- bir şiir simyacısı olmak isteyenlerin de aynı şeyi yapması iyi olur.

33. Hayat karşısında kararsız kalanlara, “İsterseniz biraz da geriye doğru yürüyün; asıl o zaman ileriye doğru yürüdüğünüzü göreceksiniz” diyen bir kitap bu.

34. Bazen şiirler, şehirleri barındırır içlerinde; tıpkı şehirlerin şiirleri barındırması gibi. Bunu da, bu kitapta bir kez daha gördüm.

35. Severek yazdığı bir şiirin en çok da “unutulmuş bir şehre” benzemesini isteyen bir şair kırk adım atıyor ve durup bir kez de “unuttuğu eski bir şehir‘e” bakıyor bu kitapta.

36. Sözcüklerin bütün özelliklerini en ince ayrıntısına kadar bilen, onlarla yer yer dost olabilen, yer yer de onlara hükmeden bir kalemle yazılmış şiirler bunlar.

37. Değeri bilinmemiş her şeyi yeniden sorgulayıp “değerlendirmeye” alan şair, poetik bakımdan da kendini sorguluyor.

38. Şiirler “kırk ve bir” resimlik bir albüme koyulmak üzere seçilmiş en seçkin resimleri düşündürüyor; kimi yerleri solgun olsa da bu resimlerin “özel” birer değeri var; hepsi de sevgiyle bakılan, uzun uzun seyredilen resimler.

39. Sessizliğin paylaşıldığı bir ilişkinin gizli tarihini yazmakta şair bu kitapta.

40. Kırk parmağın kırkı da bir olmaz elbette; şaire sorarsanız hepsinin ayrı bir yeri vardır, okura sorarsanız… (Hayır, okura bir şey sormayın!)

Ve bir:

Kırk yazar birden olsam yazamam bir şiir yazısını!

 

Bâki Asiltürk

 

(Adam Sanat, sayı: 148, Mart 1998)

 

Kaynak: Hilesiz Terzi, Bâki Asiltürk, YKY Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2016, Sayfa: 250-253

 

DİĞER YAZILAR

3 Yorum

  • Bahadır Dadak , 25/05/2017

    Allah aşkına bir bana söylesin, ”biçem” nedir? Bir yazar ”Sezinlemek” fiilini bir metinde niçin kullanır? Sezinlemek nedir yahu gülesim geliyor böyle şeylere. Haydar Ergülen’e gelince, adam vasat bir şair işte. Hakikat, iyi şiirleri var ama bu kadar davulunu çalmaya ne lüzum var anlayamıyorum. Şiir işte ya, niye önemsiyoruz ki bu kadar? Ucu açık ya metinlerin, her mana yükleniyor işte besbelli. Tamam anladık çok ulaşılmaz çok spesifik bir disiplin. Şair şöyle uçar şiir böyle kovalanır. Moderni ayrıdır, klasiği ona göredir. Okuyun geçin ekmeğinizi kovalayın aga bu nedir ya. Sırf şiir üzerine bir metin kaleme alabilmek adına girişilen artistliklere bakar mısınız? ” Şiirlerdeki seslerin toplamı kadın sesi inceliğini, yumuşaklığını, şiirsel sese (b)ulaştırıyor..” diye cümle kurmuş adam. bak bak, o (b) harfi parantezler espriler falan. Ölüyoruz oğlum ölüyoruz, zaman geçiyor ayık olun arkadaşlar. Bak mübarek Ramazan geldi ne güzel… Şiirmiş! Nasıl sinir oldum sabah sabah!

    • Merakli , 25/05/2017

      Var ol baba büyüksün…o kadar.

    • Ahmed Rasim , 28/05/2017

      yorumu okurken, içerden annem sinirli bir şekilde “Şiir kitabı” diye bağırdı, gülümsedim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir