Kadıköylülerin Aziz Babası Kadiri Mahmut Baba

Yıllardır, Edebifikir arkadaş çevremizde, Kadıköy’de bir türbenin olup olmadığı konuşurduk. Kadıköy gibi bir yerde Allah dostunun türbesinin olması, nedense kulağa pek yabancı gelmiştir. Ama yine de Kadıköy’de de bir Allah dostunun kabrini bulacağımızı biliyorduk. Nitekim sonunda bulduk. Bulduk dediğime bakmayın. Yıllardır varmış ama biz yeni keşfetmişiz: “Kadıköylülerin Aziz Babası, Kadiri Mahmut Baba Türbesi.”

Söğütleçeşme’de bulunan Kadıköy İtfaiye Müdürlüğü’nün sokağında, Kuşdili semti sınırında ve eski Kuşdili Çayırı’nın hemen yanı başında yer alan Kadiri Mahmut Baba’nın (k.s) türbesi, manevi havası ve yaz aylarının bunaltıcı sıcaklarında verdiği serinliği ile Kadıköylülerin dua etme durağı olmuş.

Doğum tarihi tam olarak bilinmeyen Mahmut Baba (k.s.), 1850 senesinde vefat etmiştir. Kadiri tekkesinin erenlerinden olan Mahmut Baba, yıllarca bu bölgede bulunmuş ve halkın sevilen isimlerinden olmuştur. Osman Ağa çarşısında eskicilik yaparken aynı zamanda din ve tasavvuf alanında devrin ulemalarından da eğitim almıştır. Esnaf arasında lafı dinlenen, hürmet edilen Mahmut Baba, Osman Ağa Camii’ne yönetici olarak görevlendirilmiş ve uzun bir süre bu görevi îfâ etmiştir.

Rivayete göre bir gün Mahmut Baba (k.s.), rüyasında devrin padişahı Sultan Abdülmecid’i av köşkünden dönerken girdiği hamamın yıkılan kubbesinin altında kaldığını görmüş. Ertesi gün camii cemaatinden birini ahvali anlatmak için haberci olarak padişahın huzuruna göndermiş. Av köşkünden yeni dönmüş olan Sultan Abdülmecid hamamın hazırlanmasını buyur etmiş. Hazırlıklar tamamlanınca hamama girmek için hareket eden Sultan, hamamın girişinin önünde kendisiyle görüşmek isteyen birinin olduğunu işitir. Sultan, “Benim bu havadisi padişahımıza anlatmam lâzım” diyen genci yanına çağırır. “Söyle bakalım neymiş havadis?” diye sormuş. Genç, “Sultanım! Beni huzurunuza Kadıköy’de Osman Ağa Cami şerifinde görevli olan Mahmut Baba denilen Allah dostu gönderdi. Dedi ki; Sultanımız bugün hamama girmesin. Zira siz hamamda iken kubbe çökecekmiş. Kendinizi kollamanızı istediler. Ahvâl budur Sultanım.” Padişah, kendisini uyaran gence, “Git Mahmut Baba’ya benden selam söyle. Padişah hamama girip, yıkandı bile diye haber ver kendisine” der. Mahmut Baba’nın gönderdiği genç Sultan’ın huzurundan ayrılmak için hareket ettiği sıradan deprem olmuş, her yer sallanmaya başlamış. Hamamın kubbesi de çökmüş. Sultan Abdülmecid, bu olaydan sonra Mahmut Baba’yı saraya davet etmiş. Bir süre sonra görevini saraya aldırmış. Mahmut Baba, çok geçmeden saraydaki görevinden ayrılmak için Padişah’ın huzuruna çıkmış: “Hünkârım, bu kadar misafirperverlik benim için kâfi. Müsaade buyurursanız da ben Kadıköy’e döneyim. Benim orada bekleyenlerim var.” Sultan, bu durumdan memnum olmasa da Mahmut Baba’nın ayrılmasına müsaade etmiş. Mahmut Baba saraydan ayrılmadan önce Sultan, “Benden bir dileğin var mı?” diye sormuş. Mahmut Baba ilk olarak “Sağlığınızı dilerim” diye cevap vermiş. Padişah ısrar edince, “Sultanım, sizden bir dergâh talep ederim.” demiş. Sultan Abdülmecid de Mahmut Baba hazretleri için şimdiki Fenerbahçe Stadyumu’nun arkasında bulunan bir yere dergâh yaptırmış. Mahmut Baba, bu dergâhta ömrünün sonuna kadar irşat görevinde bulunmuş.

Türbenin şimdiki bulunduğu mezarlık, önceden çok daha büyükmüş. Türbenin tam karşısında belediyeye ait kömür deposu ve tevzi (dağıtım) yeri varmış. Bu deponun hemen yan tarafı ve arkası Fenerbahçe Stadı’na kadar Kuşdili Çayırı imiş. Bugünkü itfaiye binasının bulunduğu yerde ise Kuşdili Sineması bulunuyormuş.

Mahmut Baba türbesinin bulunduğu mezarlıkta göze çarpan iki kişi daha var: Hafize Ana ve Boğazlayan Kaymakamı Milli Şehit Kemal Bey.

Hafize Ana, 1742’de doğmuş ve 1805 senesinde vefat etmiştir. Celvetiye tarikatına mensup olduğu söylenegelen Hafize Ana’nın Kadıköy’de doğup büyüdüğü söylense de kendisi hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır.

Boğazlayan Kaymakamı Milli Şehit Kemal Bey, 1915 senesinde Ermeni tehcirinde birçok Ermeni’nin yaşamını yitirmesinden sorumlu tutulan ve bu suçlamadan ötürü 1919’da idam edilen bir Osmanlı bürokratıdır. Fakat daha sonra 1922 yılında TBMM’de çıkartılan bir kanunla “Milli Şehit” ilan edilmiştir.

 

Adem Suvağcı

 

 

DİĞER YAZILAR

1 Yorum

  • Muhalif zihniyet , 22/09/2019

    Yazıyı hazırlayan Adem Suvağcı’ya teşekkür ederim. Bir Allah dostu muhabbeti gönülleri sardı. Yazıda zikredilen Hafize Ana ismi bana meşhur bir film serimizi hatırlattı. O ismin o filmde geçmesine tesadüf diyemedim nedense. Üstelik aynı filmde Mahmut karakteri de var. Tabi o filmdeki kişilerin Fenerbahçe maçlarına da gittiğini dudinence fazla Komplo kurduğumu fark ettim. Yoksa kimse yaşadığı toplumun değerlerini bu kadar yozkastirip sunmaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir