Irak’ta Savaşmış Amerika’lı Seth İle Röportaj

 

Seth’in Amerika ile İmtihanı

“Irak Savaşı”, başını Amerika Birleşik Devletleri’nin çektiği, Çok Uluslu Koalisyon Kuvvetleri’nin 20 Mart 2003 günü Irak’a girmesiyle başladı. Bu savaş binlerce sivil ve askerin ölmesine sebep olmuş, dört milyondan fazla Iraklı yaşadıkları yerleri terketmek zorunda kalmış, bu insanlardan iki milyondan fazlası ise komşu ülkelere sığınmıştır. Uzun bir süre dünya gündemini meşgul eden savaş, 15 Aralık 2011 tarihinde Bağdat’ta bulunan Amerikan Üssü’nden son Amerikan Bayrağı’nın indirilmesiyle resmen sona ermiştir.
Seth, Amerika’da bir Üniversite’de “Modern Dinler” bölümünde son sınıf öğrencisi. Evli ve otuzlu yaşlarında olan Seth, Amerikan Ordusu sayesinde kıtaları aşıp Irak’a gelmiş. Bakalım neler yaşamış…

Hangi yıllar Irak’ta savaştınız?

6 Ekim 2006’dan 6 Ekim 2007 tarihine kadar  Irak’taydım.

Ordu’daki göreviniz neydi?

Özel kuvvetlerle birlikteydim ve ağır silah kullanmakla görevliydim. Daha çok helikopter üzerinde olup bu aracın güvenliğinden sorumluydum.

Senin için savaşın anlamı nedir?

Savaşın iyi bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bence Amerika’nın Irak’a gitmesi bir hataydı ve iyi bir fikir değildi. George W. Bush çok çılgınca konuşmuştu Irak savaşı için. Bu savaşın sebepleri hakkında farklı açıklamalar yaptı. İncil’de yazdığına göre dünyanın sonunun geldiğini düşünüyordu. Irak’ta olan olayların, büyük Hristiyan hikâyesinin bir parçası olduğunu savunuyordu. Ancak bunun böyle olduğunu düşünmüyorum.

Peki, Ordu’ya katılmayı neden istediniz?

Öğrenciydim ve eğer orduya katılmasaydım daha fazla öğrencilik yapamayacaktım. Çünkü Amerika’da, orduya katıldıktan sonra eğitimine devam etmek istersen ordu senin eğitim masraflarını karşılıyor. Eğitim bunun bir sebebiydi ama bir şeyler yapmaya da ihtiyacım vardı. Daha önce olanlardan çok farklı bir tecrübe yaşamak istedim. Kendimi, karakterimin dışında farklı olan bir şeyler ile test ediyordum ve kendime vermek istediğim bazı cevaplar vardı. Orduya katılmak o cevapları bulabilmek için de bir seçimdi benim için.

Sence, Amerika Irak’a Demokrasi götürdü mü?

Amerika Irak’a demokrasi götürmeye çalıştı ama  onların düşündüğü, orada politik amaçlarını inşa etmekti aynı zamanda. Amerika, Irak’ta tamamlamak istediği politik çıkarları için demokrasinin orada olmak zorunda olduğuna inanıyordu. Ama Bush yönetimi, demokrasiyi bir araç olarak kullandı Irak’ta. Yani Amerika’nın Irak’ta yaptığı, kendileri içindi, çünkü karşılığında bir şeyler kazanacaklardı.

Dünya’da Demokratik olmayan birçok ülke var, Amerika’nın Irak’ı seçmesini nasıl açıklıyorsun?

Amerika’nın demokrasi için  Irak’ı  seçmesinin sebebi, Amerika’nın ileriye dönük bir planı olmasından kaynaklanıyor. Amerika demokrasinin iyi olduğunu düşünüyor ama onu bir silah gibi kullanıyor. Amerika’nın büyük bir stratejik planı var. İleride daha güçlü olabilmek, petrolü kendi ellerine alabilmek bunun bazı sebepleri. Ancak Amerika’nın tam olarak ne gibi bir stratejisi var bunu tahmin etmek çok zor. Çünkü alınan kararlar gizli bir şekilde gerçekleşiyor.

Neden Buradasın

Irak’a geldikten sonra “Neden buradayım?” diye kendinizi sorguladınız mı?

Bazı sebepler yüzünden, kendime sordum “Ne yapıyorum burada, ne için katılıyorum bu olanlara?” diye. Ama şu var ki istediğin zaman “Ben gidiyorum!” deyip ayrılamazsın. Tabiî bir de  orada arkadaşlarım vardı. Irak’ta olmaktan dolayı kötü hissettiğim zamanlarda, arkadaşlarımın yanında olup onlara arka çıkma düşüncesi beni rahatlatıyordu. Bilirsin, kimi zaman onların kötü zamanı, kimi zamansa senin kötü zamanların oluyor. Diğer bir şey ise, orduya katıldığın zaman bir anlaşma imzalıyorsun ve bu anlaşmadaki şartları yerine getirmek zorundasın. Ben bu anlaşmayı imzaladığım vakit, savaşın bir şeytan işi olduğunu düşünmemiştim. Bu anlaşmayı imzalamadan önce eğer bana söyleselerdi  “Bir hastaneyi, camiyi havaya uçuracaksınız!” diye, ben bunu kabul etmezdim. Bu şeyleri yapmak doğru değil, bir hastaneyi, camiyi havaya uçurmak yanlış bir şey. Şanslıyım ki böyle bir durum başıma gelmedi ama böyle bir şey olabilirdi de.

Dini inancınız Irak’ta olmanızı nasıl etkiledi?

Roma Katolik Hristiyanlık inancına göre büyüdüm. Şu an tam olarak “Ben şu dine inanıyorum!” diyemiyorum. Ama Budizm’e yakın hissediyorum kendimi. İnsan yaşamına, özgürlüğe değer veriyorum. Bu yüzden biraz zor oldu orduya katılmadan önceki seçimim.

Peki, ordudaki genel durum nasıldı? Bush’un dediği gibi “Bu İncil’de yazıyor ve bu bizim için bir görevdir” anlayışına inanıyorlar mıydı?

Ordudayken  benim olduğum bölümde Müslüman, Yahudi ve Paganizm’e inanan askerler dahi vardı. Hristiyan olan askerlerin bazıları buna inanıyor ama çoğunluğu için bunu söyleyemem.

Irak’ta aramak için geldiğiniz kitle imha silahlarını bulamayınca neler hissettin?


Silahlar bulunamayınca şaşırdığımı söyleyemem. Eğer orada silahlar olsaydı, bu da çok şaşırtmazdı beni. Çünkü Saddam Hüseyin, biyolojik ve kimyasal silahlar kullanmıştı geçmişte. Potansiyel olarak gelecekte tekrar kullanacağını söyleyemezdik ama eğer orada silahlar olsaydı bunu anlayabilirdim. Orada silahlar bulunamayınca bu beni çok şaşırtmadı çünkü Saddam’ın bu silahlara harcayabileceği çok parası yoktu.

İllüzyon

Ama Amerika’nın Irak’ta bulunmasının en büyük sebebi bu silahlardı?


Evet, bu çok gülünç bir sebep… Amerika’nın orada bulunmasının birçok sebebi vardı ve bu sebep sadece bir illüzyondu. Zaten,  Amerika orada silah olmadığını da biliyordu.

Bu savaşın “Haçlı Savaşı” olduğu tanımlaması yapılınca neler düşündünüz? Sizce de Irak’ta yaptıkları “Haçlı Savaşı” mıydı?

Hayır, bunun bir Haçlı Savası olduğuna inanmıyorum. Dünyada çok fazla inançlı insan var. Eminim bu insanlar ve ordudaki inançlı insanlar bunun bir Haçlı Seferi olmasını isterlerdi.

Ebu Garip Hapishanesinde olanlar, tecavüzler, işkenceler Irak’taki bulunma nedeninizi sorgulamanızı sağladı mı?

İşkence hiç bir zaman, hiç bir koşul altında  kabul edilemez bir durum. Ölçülü dahi yapılıyor olsa işkence yanlış bir şeydir. Ama bu yapılanların bazıları, o an ki ruhsal durumla alakalı. Örneğin birisi öldürülüyor Amerikan askerlerinden ve bu askeri  öldüren kişi bulununca o kişiye işkence yapılıyor. Bunun arkasındaki ruhsal durumu anlayabiliyorum. Çünkü arkadaşın öldürülmüş ve kendine hâkim olamıyorsun. Ama tabiî ki bu yapılan işkenceyi meşru kılmaz. Bu kişiler profesyonel olmuş olsalar böyle bir şeyin gerçekleşmesi daha az ihtimal olur. Yani bir tutukluya böyle bir şey yapılması kabul edilemez.

Bunu yapan askerlerin bireysel davrandıklarını söyleyebilir miyiz o zaman?   

Ortada iki problem var. Birincisi, kontrolünü kaybedince bir kişi her şeyi yapabiliyor, gözü hiçbir şey görmüyor. Tabiî bu hem kendisine, hem sosyal hayattakilere ve bize zarar veriyor. Örneğin Afganistan’da on yedi kişiyi öldüren askerin psikolojik desteğe ihtiyacı vardı ve kimse o desteği vermemişti. Sonucunda da bu olay yaşandı. Yani ikincisi de ordu içerisinde bulunanların hatası olmuş oluyor. Bu kişi Irak ve Afganistan’da dört yıl boyunca savaşmış ve kimse ona “Evine dönmelisin!” dememiş. Birileri ona “Evine dönmelisin!” demeliydi.

Irak’ta savaşırken Irak halkının Amerikan askerlerine karşı tepkisi nasıldı?

Bazı Iraklılarla çalıştım. Bu insanlar Amerikan ordusu için çalışıyorlar ve durumları dışarıda ki insanlara göre daha iyiydi. Ama genel olarak insanlar “Biz sizi burada istemiyoruz” diyorlardı. Ama bazılarında “Irak için sizin burada olmanız belki de bizim en büyük umudumuz.” düşüncesi de vardı. Kısacası bu insanlar bize karşı sinirliydiler ama aynı zamanda da bir umutları vardı.

Amerika’nın gelecekte başka bir ülkeye operasyon düzenleyeceğini düşünüyor musun?


Şu an İran’ın nükleer çalışmaları var. Gelecekte Amerika’nın bu yüzden İran’a girmesini istemem. İsrail ve İran’ın arası kötü ve Amerika sürekli İsrail ile birlikte hareket ediyor. Bu yüzden  ileride İran ve İsrail arasında çıkacak bir savaşın olmasını istemem.

Sahte Kahraman

Savaştan sonra ülkenize döndüğünüzde çevrenizdeki insanların size bakışı nasıl oldu? Bir kahraman olarak mı karşılandınız?

Kısmen evet diyebilirim ama benim anne ve babam Vietnam jenarasyonundan. Bu savaş, onlar için kötü bir tecrübeydi. Irak ve şu an ki Afganistan’daki savaşı hoş görmeseler bile orada bulunan askerlere saygı gösteriyorlar. Çünkü oraya savaşa gidenlerin bir kısmı ailelerinin geçimini sağlamak için oradalar.

Irak’tan döndükten sonra neler değişti hayatınızda?


Edindiğim tecrübeler, insanın özgür olması gerektiği ilkesini bir kez daha kanıtlamış oldu. Ayrıca televizyondan politikacıların ağzından çıkan her şeye inanmıyorum artık. Önceden de bunun olduğu söylenmezdi ama şu an büyük fotoğrafı daha iyi görebiliyorum.

Eklemek istediğin bir şeyler var mı?

Televizyona çıkıp konuşan insanlar gerçek Amerika’yı yansıtmıyor. Özellikle belli kimselerin elinde olan ve zengin olan insanların çıkıp konuştuğu programlardan bahsediyorum.  Amerika’da ki insanlar savaş istemiyor, bu insanlar tüm Müslümanların kötü olduklarını da düşünmüyorlar. Eğer  bir Hrıstiyanın kiliseye, Müslümanın da camiye gitmesini sağlarsan ve bu insanları aynı ortamda buluşturup, bir barbekü yapıp, iletişim kurmalarını sağlarsan arada hiçbir problem kalmaz.

 

 

DİĞER YAZILAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir