Anne

ANNE

Annemi çağırın. Bana yüzümü anlatsın. Birini anlatsın.
Hayat bütün yüzlerimi yırttı. Annemse hâlâ bakıyor,
sanki yüzüm varmış gibi. Anne niçin terk etmedin beni,
niçin kimsesiz bırakmadın? Anne, ben, noktasına kadar
virgülsüz insanlar tanıdım, aralarında bir virgül
payı bile yoktu, birinin bittiği yerde diğeri başlıyordu,
biri bitmeden diğeri yanaşıyordu. Deniz gemilerden yorulur mu
anne, ben su oldum da kaldıramadım ağırlıklarını. Durdum,
akmadım, ama çok bulandım. Anne bağla gemileri,
üstüme salma.

Anne ben su olmaktan yoruldum, yüzüme bakma.

BUGÜN

Bugün ölüm bir tül gibi indi kaybolmuş bir yüzün üstüne.
Bugün dünyanın dumanı bende tüttü. Küller başıma!
Bugün bütün kapılar yüzüme kapandı. Gecenin kapısında
kaldım, rüyalar erken kapandı, gözlerim kapılarda kaldı.
Bugün, bir manzara fabrikasının serisonu ürünlerinden
biri gibiydi: Ucuz, kötü, kusurlu.
Bugün, açık bir kapı gibi durmadan vurdu.

Bugün, benim evim mi?
Bugün, ne zamandır?

Haydar Ergülen

DİĞER YAZILAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.