XLV. Kanto

XLV. Kanto, Ezra Pound’un faizi kıyasıya eleştirdiği ve kapitalizmin kökünde faizin olduğunu anlattığı bir şiirdir.

***

XLV. Kanto

Ribayla
Ribayla olmuş değil kimsenin sağlam taştan bir evi
düzgünce kesilmiş blokların her biri ve tamamen oturmuş birbirine
bu desen örtebilir yüzlerini,
ribayla
olmuş değil kimsenin kilise duvarlarında tasvir edilen bir cenneti
harplar ve lutlar
ya da orada bakireye vahiy iner
ve bir yarıktan yansır hale-i nur
ribayla
görmüş değil kimse Gonzaga’yı varislerini ve metreslerini
hiçbir resim yapılmamıştır tahammül edilsin diye ya da yaşanılsın diye onunla
ancak satılsın, bir an önce satılsın diye yapılmıştır yapıldıysa
ribayla, fıtrata hasımdır fısk
ekmeğin bayat paçavralardan kalır artık
ekmeğin her zaman kâğıt gibi sert
ne dağ buğdayından ne de has undan
ribayla hatlar kabalaşır
farklar silinir gider ribayla
ve bulamaz kimse bir köşe yerleşecek
taşustası taşından edilir
tezgâhından olur dokumacı
RİBAYLA
inmez olur pazara yün
koyunlar para etmez hiç ribayla
Riba, melundur riba
kızın eline batırır iğneyi
ve keser hünerini yüneğirenin. Pietro Lombardo
gelmiş değil ribayla
Duccio gelmiş değil ribayla
ya da Pier della Francesca; Zuan Bellin değil ribayla
ne de ‘La Calunnia’ çizildi.
Ribayla gelmiş değil Angelico; gelmiş değil Ambrogio Praedis
Yapılmış değil kesme taştan bir kilise, duvarlarında “Ademo me fecit” yazan.
Değil ribayla St. Trophime
Değil ribayla Saint Hilaire,
Keskiyi köreltir riba
Ustayı ve ustalığı köreltir
Kemirir tezgahtaki ipliği
Kimse öğretmemiştir altını kalıbından işlemeyi;
Ribayla kanser olur gökmavi; cramoisi nakşedilmez
Zümrütyeşil uğramaz hiç Memling’e
Daha rahimde katleder bebeği riba
Kurutur hevesini delikanlının
Çöktürür musibetleri yatağa, uzanır gelinle
güveyin arasına
DOĞAYA KARŞI
Eleusis için getirmişler orospuları
Cesetler şölen için serilmiş
ribanın buyruğuyla

Ezra Pound

 

Çeviren: Hakan Şarkdemir 

 


Faiz (riba): Türkçe’deki yaygın karşılığı “faiz” olan Arapça ribâ kelimesi sözlükte “fazlalık, nema, artma, çoğalma; yükseğe çıkma; (beden) serpilip gelişme” gibi anlamlara gelir. Arapça’da tepelere, düz araziye nisbetle daha yüksek oluşları sebebiyle râbiye, canlıları besleyip büyütmeye de terbiye denir. Bu sözlük anlamıyla ribâ, hem bir şeyin kendi içinde bulunan hem de iki şey arasında mukayeseden doğan fazlalığı ifade eder. Kur’an’da ribâ kelimesi her iki anlamda da kullanılmıştır. Birinci durumla ilgili olarak, üzerine yağmur yağan toprağın kabarması “rebet” kelimesiyle (el-Hac 22/5; Fussılet 41/39), ikinci anlamla ilgili olarak da iki topluluktan birinin diğerine göre mal bakımından veya sayıca yahut değerce daha üstün olması hali “erbâ” kelimesiyle (en-Nahl 16/92) ifade edilmiştir. Fıkıh literatüründe ise ribâ, borç verilen bir parayı veya malı belli bir süre sonunda belirli bir fazlalıkla, yahut borç ilişkisinden doğan ve süresinde ödenmeyen bir alacağa ek vade tanıyıp bu süreye karşılık onu fazlalıkla geri almanın veya bu şekilde alınan fazlalığın adıdır. Türkçe’de kullanılan “faiz” kelimesi de Arapça kökenli olup genelde ribâ ile eş anlamlı kabul edilir. (İslam Ansiklopedisi)

 

DİĞER YAZILAR

1 Yorum

  • Gökhan , 12/06/2018

    Daha sonra müslüman oldu zaten.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.