Salgın Günlerinde Edebifikir Yazarları – 4

Sorgulama Dosyası

“Salgın Günlerinde Edebifikir Yazarları” başlıklı sorgulama dosyamızın yeni yazısını Ömer Can Coşkun yazdı.

***

1. Bu aralar neler okuyorsunuz?

Tomris Uyar’ın öykü kitaplarını okuyorum. Her bir öykü kitabını alıp okuduktan sonra bir diğerini sipariş ediyorum. “Bütün Öyküleri” adı altında binlerce sayfalık kitapları okuyamadığımı fark ettim. Bitirme sürem uzadıkça kitap elimde sürünmeye başlıyordu. Kalan kısmına da sonra devam ederim, diyerek kitaplığımda unuttuğum birçok kitap var. Bazılarını tekrar dönüp okudum. Bazıları hâlâ bekliyor. Ben de bekliyorum. Bekleşiyoruz.

Julio Cortazar (ilk a harfinin üzerinde virgül var ama biz onu “a” gibi okuyoruz. Virgüllü “a” nasıl okunur bilmiyorum. O virgül mü, onu da bilmiyorum. Simgeler sekmesinden virgüllü “a” bulabilirim biliyorum ama o kadar tembelleştim ki. Keşke bunu ayrı bir paragraf olarak yazsaydım. Parantez içi bu kadar uzun cümle mi olur?!) Ne diyorduk, Julio Cortazar. Bütün Öyküleri’nin 1. cildi olan “Ötekinin Rüyası” okuduğum diğer kitap. “Bütün Öyküleri” olduğuna göre kitabın başına neler geleceğini biliyoruz. Ama ben ona da söyledim, kitaba yani. Her biri ortalama 600 sayfalık kitaplardan oluşacak ne vardı sanki? İyi gidiyor şimdilik.

Kimyâ-yı Saâdet’i okumak nasip oluyor. Okudukça yukarıda zikrettiğim kitaplarla niye uğraşıyorum diye düşünüyorum. Hakiki eserler insanı konuşturmaz düşünmeye sevk edermiş. Üç paragraflık yazının en kısa paragrafı bu olduğuna göre… Diğerleri gevezelik.

2. Yeni bir kitap hazırlığınız var mı?

Kitap yok, dosya var. Dosyanın dili olsa, yeter be kardeşim, derdi. Sanırım iki sene önceydi, yayınevine gitti. Biraz orada yattı. Sonra ben yazdıklarımı beğenmeyip düzeltme amaçlı dosyayı geri çektim. Düzeltmeleri yaptıktan sonra bir daha gönderdim. Sonra hikâyeleri yine beğenmedim tekrar geri çektim dosyayı. Bir orda bir burada derken dosya şimdi bende yatıyor. Keyfi yerinde. Kalk yerine yat diyen de yok. Kombiyi yaktım. Ev sıcak. Yoksa yine gönderdim de haberim mi yok. Yok ya! O kadar da değil.

3. Hayatınızda belirgin değişiklikler oldu mu?

Eskiden iş hayatı, koşturmacalar vb. çok yoğun olduğumdan zaman bulamadığımı, hikâye yazamadığımı düşünüyordum. Sadece hafta sonları genelde cumartesi geceleri yazacak vakit bulabiliyordum. Eve kapandığımda, daha çok yazarım şimdi nasılsa evdeyim, dedim. Odada bir kahkaha duydum sonra. Nereden geldi diye baktım. Korktum da biraz. Şimdi bembeyaz sayfalara bakmanın keyfini sürüyorum. Yazıp da kirletirim diye kıyamıyorum. Bize yoğunluk lâzım. Ya da evden çıkmak. Evin dışında yoğunluk lâzım, diyelim. Ev yoğunluğu bize göre değil. Geçen gün erkek kardeşim aradı “Abi bir Türk kahvesi yapıyorum üff üff” dedi. Ocağı yakamayan çocuk ne hallere düşmüş yazık, dedim bulaşıkları yıkarken. Türk dizileri süpermiş misal, iki saat komaya girmiş gibi seyrettiriyor kendini. Akıl falan kalmıyor ama. Aynı dizilerin bir özelliği daha var. Baştan başlamak zorunda değilsin. On dakikada bütün bölümleri izlemiş gibi oluyorsun. Anlamayanlar oluyor bazen. 5N 1K ile çözülüyor tüm dizi. Bir tek “Neden?” sorusuna cevap bulamıyorum hiçbir zaman (Bakınız: Sorgulama Dosyası: Neden?). Bence “Neden?” diye dizinin senaristi kendisine sorsa biz bu kadar uğraşmamış olurduk.

Müge Anlı diye biri var bir de. Acayip mevzular. Şimdi burada anlatması uzun sürer.

Hayatımda değişen çok bir şey yok ya.

Çoluk çocuk, çamaşır-bulaşık…

Yıkıyorlar.

Ortalığı.

(Kurtarın beni!)

Ömer Can Coşkun

DİĞER YAZILAR

1 Yorum

  • nsumer , 28/11/2020

    Allah kurtarsın hocam. Virgüllü a parantez içinde güldürdü. Kahkaha attırmayan düşünduren gülümseten Allah da sizi güldürsün duasına âmin dedirten cevaplar .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir